MediaCat

2024’te izlenmeye değer 5 AdTech ve MarTech trendi

Yeni nesil danışmanlık şirketi Labrys, müşteri veri platformunu 2024’ün yatırım yapılması gereken en önemli veri ve pazarlama teknolojisi olarak görüyor. Şirketin radarından süzülen trendleri Labrys Kurucu Ortağı Sinan Günal açıklıyor.

2013 yılında İstanbul’da kurulan ve halihazırda 20 ülkede, 15’i aşkın endüstride 85’ten fazla proje gerçekleştiren müşteri deneyimi & reklam ve pazarlama teknolojileri danışmanlık şirketi Labrys, geçtiğimiz günlerde Divan Brasserie’de düzenlediği basın toplantısında 2024 yılı öncelikleri ve 2024 teknoloji trendlerini basın mensuplarıyla paylaştı.

Toplantının ardından Labrys Kurucu Ortağı Sinan Günal’dan şirketin 2024 yılında izlenmeye değer gördüğü beş AdTech & MarTech trendini MediaCat okurları için kaleme almasını rica ettik. “Her yıl danışmanlık projelerimizde karşılaştığımız ihtiyaçlardan ve müşterilerimizin bizimle paylaştığı ihtiyaç analizlerinden yola çıkarak müşteri deneyimi, reklam ve pazarlama teknolojileri alanlarındaki öngördüğümüz trendleri yayınlıyoruz. Bu yıl da beş farklı trende vurgu yapmak istedik” diyen Günal, sözkonusu trendlerin genel itibarıyla müşteri verisi ve bu verinin doğru, beklentilere uygun ve olağanüstü müşteri deneyimi yaratacak şekilde markalar tarafından kullanılabilir hale getirilmesiyle ilintili olduğunu belirtiyor.

2024’te izlenmeye değer 5 AdTech ve MarTech trendi

BrandID 2.0’ı hayata geçirmek

Bulunduğumuz nokta, dijital dünyada kullanıcı kimliğinin ana tanımlayıcısı olarak bilinen üçüncü taraf çerezlerin tamamen engellenmesinden önceki son çıkış. Google, Ocak 2024’ten itibaren kullanıcıların yüzde 1’i (~30 milyon) için üçüncü taraf çerezleri rasgele devre dışı bırakarak çerezsiz internet kullanım denemeleri yapacağını açıkladı. Artık herhangi bir şirket veya markanın kullanıcı verisine hâkim olması için geriye kalan tek çözüm, bazı küresel reklam oyuncularının kurduğu duvarlar içinde kalarak yaptıkları reklam yatırımlarının geri dönüşü üzerinde kontrol sahibi olmamak yerine, kendi verilerinin ve kitlelerinin kontrolünü ele geçirmek. Bu nedenle, markaların kendi “BrandID 2.0”ını oluşturmak için yatırım yapma zamanı geldi.

Şimdiye kadar birçok kurum kendi CRM sistemini geliştirmeyi ve müşteri işlem geçmişini kaydetmeyi tek bir kimlik tanıyıcısı üzerinden gerçekleştirdi. İletişim kanallarının ve kullanılan teknolojilerin sayısının seneler geçtikçe artmasıyla birçok etkileşim, gerçekleştiği kanal veya sistem üzerinde kaldı ve sözkonusu genel müşteri CRM tanımlayıcısına sıkı bir bağı olamadı. CRM tanımlayıcıları ilk marka tanımlayıcısı olarak nitelendirilirse, yeni dönemdeki ihtiyaç BrandID 2.0 olarak adlandırılabilir; yani potansiyel müşterilerin yeni ziyaretleri ve mevcut müşterilerin anonim ziyaretleri de dahil olmak suretiyle tüm anonim sinyallerin -bilinen- CRM kayıtlarıyla birleştirilmesi ve anlamlandırılması sağlanmalıdır.

Bu vizyonu gerçekleştirmenin tek yolu, markanın BrandID’sini oluşturabilmesi için kullanıma hazır ID Graph hizmetleri sunan “gerçek/doğru bir CDP (Müşteri Veri Platformu)” seçmektir.

Gizlilik devrinde hiper-kişiselleştirme

Pazarlamacıların son yıllarda en önem verdiği konulardan biri hiper-kişiselleştirme oldu. Ancak içerisine girdiğimiz gizlilik hassasiyeti çağı kapsamında tüketicilerin kişiselleştirme beklentileri ile gizlilik beklentileri arasındaki dengenin nasıl karşılanacağı konusunda büyük bir soru var.

Şirketlerin ve markaların gizlilik kapsamında tatminkâr bir müşteri deneyimi yaratmasının tek yolu, BrandID 2.0 oluşturmak ve tüm iletişimlerde açık rıza ile oluşturulmuş birinci taraf veri altyapısını kurmaktır. Kullanıcı rızasının alınmasının ardından kurulacak birinci taraf veri altyapısı sayesinde anonim ziyaret ve işlem geçmişlerine ait sinyaller toplanabilir, tüm bu bilgiler çevrimiçi/çevrimdışı kanallardaki her türlü etkileşimi kişiselleştirmek için kullanılabilir. Bu kişiselleştirme sadece anlamlı teklifler üretmek için değil, aynı zamanda müşterilerin çağrı merkezlerinde açık bir şikâyeti olduğu durumlarda reklam mesajlarını bastırmak veya dijital deneyimleri fiziksel ziyarete dönüştürmek gibi kişiselleştirilmiş marka eylemlerine de dönüşebilecektir. Bu dönüşüm büyük bir zihniyet değişimi gerektirse de markaların kanaldan bağımsız gizlilik odaklı kişiselleştirme gerçekleştirebilmeleri için CDP’ye yatırım yapmaya başlamaları gerekiyor.

AdTech ve MarTech’te üretken yapay zekâ rüzgârı

2024, üretken yapay zekâ (GenAI) teknolojilerini kullanarak verimli ve olumlu iş sonuçları yaratmak için en iyi yöntemlerin keşfedileceği bir yıl olacak. Geçtiğimiz yıl birçok GenAI aracı, metin, ses ve görsel içerik oluşturma konusunda yeteneklerini sergiledi. Bu nedenle artık daha kişiselleştirilmiş ve hedefe odaklı mesajları doğru zamanda doğru kitleye ulaştırmak için AdTech ve MarTech süreçlerine bu teknolojileri dahil etmeye başlamak gerekiyor. Bu kapsamda, yeni nesil pazarlamacılar için kesinlikle değer yaratacak iki önemli unsur bulunuyor: veriden yararlanarak doğru kitleyi bulmak, hedefleme ile etkileşim oluşturmak ve artırmak için ilgi çekici ve dikkat çekici içerikler sunmak.

GenAI yaratıcı içerik üretimini dönüştürecek, bireysel kullanıcıların tercihlerine göre uyarlanmış dinamik reklamlar sunabilecek ve verimliliği artıracak. GenAI, dinamik reklam optimizasyon teknikleri ve hızlı, doğru ve kişiselleştirilmiş içerik üretebilme yetkinliklerini artırmak reklam etkileşimlerini hızla yükseltebilir.

Birleştirilebilir teknoloji mimarisi: Gerçek omnichannel, sektörü izole çoklu kanal kullanımının ötesine taşıyor

2024’te pazarlamacıların türünün en iyisi araçları esnek, uyarlanabilir bir şekilde bir araya getirebildiği, farklı sağlayıcılardan “seç-beğen-al” vizyonuyla elde ettiği çevik ve kolay entegre edilebilir açık platformlar sayesinde birleşebilir teknoloji anlayışında bir artış yaşanacak. Önemli işlerin tamamlanmasına yardımcı olacak, yeni, çevik, entegrasyona açık ve ana iskeletinize kolayca entegre edilebilir bir platform için teknolojik altyapının hazır tutulması 2024 ve sonrasındaki dünyada çok önemli olacak.

Bu esnekliği elde etmek için şirketlerin öncelikle veri ambarı ve CRM gibi kaynakları değil, tüm dijital ayak izi kaynakları ve aksiyon/etkinlik tabanlı veri kaynaklarını da içerecek şekilde tüm veri kaynaklarını doğru belirlemesi gerekir. Bu tespit sürecinden sonra, dijital ve fiziki eylemlerin arasında veri bütünlüğü ve kesintisiz kullanımın gerçekleşmesini sağlayacak veri ve aktivasyon akışkanlığını sağlayacak bir strateji ve teknoloji mimarisini geliştirmeleri lazım.

Dolayısıyla 2024’te silolardaki işleri optimize etmek veya kanal kanal dijitalleştirmek artık yetersiz kalacak; müşterilere, süreç esnasında yarım bıraktıkları işlemler için bile istediği başka bir kanaldan deneyimini sürdürebileceği gerçek bir omnichannel deneyimi yaşatmak gerekecek. Birleştirilebilir teknoloji mimarisi, şirketlerin bu stratejiyi tasarlamalarına, uygulamalarına ve önceliklendirmelerine yardımcı olacak. Bu stratejiyi geliştirmek için bazı yeni temalara da ihtiyaç duyulacaktır: Gen AI teknolojilerini mevcut süreçlere dahil etmek, müşteri verilerini tekilleştirmek ve çok kanallı bir yaklaşımla kullanılabilir hale getirmek için müşteri veri platformlarını entegre etmek, çevrimiçi ve çevrimdışının arasında kesintisiz ve akışkan bir bağ kurmak, çeşitli iş uygulamalarını buluta geçirmek, verileri daha hızlı şekilde kullanmak ve işlemek için kod bilgisi gerektirmeyen ETL (Çıkar, Dönüştür, Yükle) araçlarını benimsemek, gelişmiş iş zekâsı (BI) ve analitik araçlarını kullanmak…

Dahası, kurum içi güvenlik duvarı arkasına konumlanan çözümler ve özel bulut çözümlerinin artı ve eksileri değerlendirilirken tüm dünyadaki veri barındırma lokasyonu hassasiyeti de bu planlama sürecinin bir parçası olmalıdır.

Sadece veri değil, sezgisel müşteri deneyimi

Uzun süredir çok konuşulan bir konu olan veriye dayalı müşteri deneyiminin (CX) kritik alt başlıklarından biri sezgisel müşteri deneyimi. Müşteri deneyimi sözkonusu olduğunda, markaların/şirketlerin mevcut ve potansiyel müşterileriyle iletişime geçtiği birçok kanal bulunuyor: sosyal medya ve çağrı merkezleri -chatbot’lar dahil olacak şekilde- yüksek miktarda iletişimin gerçekleştiği bu kanallardan ikisi. Bu kanallardaki tüm konuşmaları takip etmek ve müşterilerin iletişimindeki duygu ile tonu anlamak, pazarlamacıların müşteri deneyimini geliştirebilmesi için çok önemli bir adım.

Veri tarafından yönlendirilen sezgisel müşteri deneyiminin temel görevleri arasında şunlar yer alıyor: sosyal gündemi ve konuşmaları takip etme, şikâyetlerin tespit edilmesi ve anında hizmet taleplerine dönüştürülmesi, müşteri hizmetlerinde aktif şikayet sahibi kişilere reklam veya diğer tanıtım mesajlarının erişiminin kısıtlanması, rekabetin içerik üretimi konusunda neler yaptığını izlerken ve kıyaslarken müşteriler üzerindeki duygusal etkisini de ölçmek ve anlamak, çok paydaşlı bir pazarlama takvimi hazırlamak.

Duygu ve sezgi odaklı girdileri ve verileri içgörülere dönüştürmek, müşteri yolcuklarını iyileştirmek ve müşteri sorunlarını proaktif şekilde çözmek için önemli bir adımdır. Bu yaklaşım, müşteri memnuniyeti ve sadakatinde bir artış sağlamasının yanı sıra aynı zamanda müşteri kaybının azalmasına katkı sağlayacak ve kişiselleştirilmiş deneyimlerin yaratılmasını kolaylaştıracaktır.

İlgili İçerikler

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.