“Değişene değil kalıcı olana bakın”

Brand Week Istanbul beş günün ardından sona erdi.

13.11.2020 - 19:56 | MediaCat

"Değişene değil kalıcı olana bakın"

Bu yıl ilk kez dijital ortamda gerçekleştirilen Brand Week Istanbul’da dolu dolu geçen beş günlük maraton sona erdi. Beşinci günün ilk saatlerinde başarılarıyla sınırları aşan beş genç kadının hikâyeleri, insanın biyolojik ve kültürel evrimi, COVID-19’un toplum üzerindeki etkileriyle sürecin duygu durumumuz ve davranışlarımızda yarattığı dalgalanmaların konuşulduğu Brand Week Istanbul’da günün ikinci yarısı çalışmanın geleceği, kadınların teknolojideki başarısı, yeni tüketici trendleri ve Felis yaratıcılık trendlerinin konuşulduğu oturumlarla devam etti.

Brand Week Istanbul’un beşinci gününden satır başları şöyle:

Silolar ortadan kalktı

BWI 2020’nin son gününde Digital Future Hub by Garanti BBVA sahnesinde söz alan isimlerden biri McKinsey & Company Yardımcı Ortağı Ezgi Demirdağ oldu. “Gelecek için Daha Hızlı, Daha Güçlü: Uzaktan Çalışma” isimli sunumunda Demirdağ, COVID-19 ile deneyimlediğimiz uzaktan çalışma sürecinden neler öğrendiğimizi ve gelecekte bizi nelerin beklediğini verilerle paylaştı.

Demirdağ’ın belirttiğine göre, evden çalışma alışkanlıkları yüzde 50 oranında kalıcı olma potansiyeli taşıyor. Böyle bir senaryoda ise ofisler iş yapmaya yarayan yerler olarak değil, bir araya gelme mekânları olarak görülecek; dolayısıyla ofis toplantıları büyük oranda ortadan kalkacak. Çalışma saatlerinin esnediği bugünlerde, belirli toplantı saatleri dışında, mesai anlayışı performansa dayalı olarak esnemeye devam edecek.

Demirdağ, sunumunda “Bu süreç bize ne öğretti?” sorusuna ise şu başlıklarda yanıt sundu:

  • Silolar ortadan kalktı. Departmanlar birbirleriyle daha iyi etkileşim kurmaya başladılar.
  • Hiyerarşiler azaldı. Hızlı karar alma süreçlerinde orta kademeler ortadan kalktı.
  • Dayanıklılık ve verimlilik arttı.
  • Şirketler için ofis maliyeti azaldı.
  • Şirketlerin, çalışanlarının mutluluğunu ve motivasyonları artırma yolları araması bir zorunluluk haline geldi.

Yaşamın kökeninin izinde

Brand Week Istanbul’un son gününde Inspiration Hall sahnesinin konuklarından biri de Arizona Üniversitesi Astrobiyoloji Profesörü Betül Kaçar’dı. Yakın geçmişte NASA’nın evrende yaşam araştırmaları yürütmek üzere oluşturduğu astrobiyoloji programı Disiplinlerarası Astrobiyoloji Araştırmaları Konsorsiyumunun (ICAR) liderliğini üstlenen Prof. Dr. Kaçar, sunumuna hepimizin merak ettiği iki soruyla başladı: Kainatta yalnız mıyız ve yaşamın kökeni nereden geliyor?

Prof. Dr. Kaçar yaşamın olmadığının tespitinin, yaşamın varlığının tespitinden çok daha zor olduğunu ancak yaşamın kökeni konusundaki gizemin 10-15 yıl içerisinde çözülme ihtimalinin bulunduğunu söyledi. Sunumu dinleyenler ise, yaşama dair merak ettiğimiz soruları yanıtlamak adına bilimin ne denli meşakkatli bir çaba içerisinde olduğunu detaylı biçimde görme şansına sahip oldu.

Güncel bilimsel çalışmalar neticesinde atmosfer ya da yaşamın var olduğu bir gezegenin keşfedilme ihtimalini yüksek olarak değerlendiren Prof. Dr. Kaçar’ın Brand Week Istanbul izleyicileriyle paylaştığı heyecan verici bir diğer gelişme ise henüz düşünce aşamasında bulunan, gezegenlere yaşamdan ziyade yaşam potansiyelini göndermek anlamına gelen Protospermia.

“İşyeri fiziksel tanımını yitirdi”

Digital Future Hub by Garanti BBVA salonu son olarak Zoom Video Communications Gelişen Pazarlar (Türkiye, Ortadoğu ve Afrika) Bölge Müdürü Emrah Aydın’ın Çalışmanın Geleceği başlıklı oturumuna ev sahipliği yaptı.

Pandemi dönemiyle birlikte değişen çalışma hayatını bundan sonraki dönemde nelerin beklediğinden bahseden Aydın, işin yeniden tanımlandığını söyleyerek yaşanacak gelişmeleri şöyle sıraladı:

  • Kurumsal şirketler ve kamunun öncelikli hedefi doğru teknolojik altyapıyı kurmak olacak.
  • Pandemi sonrasında da uzaktan çalışmaya devam etme kararı alan şirketlerin sayısı artacak.
  • İş seyahatleri için yeni kurallar belirlenecek.

“Değişene değil, kalıcı olana bakın”

Facebook Ortadoğu, Afrika ve Türkiye Bölge Başkan Yardımcısı Derya Matraş, BWI sahnesinde “Gelecek normali şekillendirecek dönüşümler neler?” sorusuna yanıt verdi. Matraş, sunumuna 20’nci yüzyıl krizlerine tarihsel bir bakış atarak başladı. “Nelerin değiştiğini değil, nelerin kalıcı olduğunu anlamak gerekiyor. Ancak bu şekilde krizden çıkan sonuçları fırsata dönüştürebiliriz” diyen Matraş, markaların dikkat kesilmesi gereken altı trendin altını çizdi:

  • Güvenli alışveriş: İnsanların yüzde 71’i artık alışveriş kararında güvenliğin en önemli unsur olduğunu söylüyor.
  • Dijital vitrinler, fiziki mağazaların yerini aldı. Bu da keşif ticareti kavramını doğurdu. İnsanların ürünleri değil, ürünlerin insanları bulduğu bir döneme girdik.
  • Bilinçli sağlık yükseliyor. Hobilerin büyük kısmı alışkanlığa dönüştü. Markalar buna karşılık vermeli.
  • Glokal topluluklar yükseliyor. Pandemide bir yandan küçük lokal işletmelerin değerini anladık, diğer yandan da dünyanın neresinden olursak olalım virüsün bizi aynı şekilde etkilediğini gördük. Bu yüzden glokal insanlar olmaya evriliyoruz.
  • Z Kuşağı yeniden doğuyor. Geleceği şekillendirecek konularda daha tutkulu çalışmaya başladılar.
  • Bağlantılılığın değeri yükseliyor.

“Exxen hayallerimi gerçekleştirebileceğim bir platform”

Brand Week Istanbul’un beşinci gününde Inspiration Hall sahnesinden izleyicilerle buluşan isimlerden biri de Acun Ilıcalı’ydı. Yaklaşık yarım saat süren sohbet sırasında Yekta Kopan’ın sorularını yanıtlayan Ilıcalı, pandeminin neden olduğu çalkantıların medya sektörünü genel itibarıyla bütçe daralmalarıyla gelen bir krize soktuğunu ancak sürecin insanlar üzerinde yarattığı psikolojik baskıdan rahatsız olmakla birlikte iş anlamında kendilerine birtakım avantajlar da sağladığını belirtti.

COVID-19 pandemisinin dijital anlamda Türkiye’nin dünya ile arasındaki makası daralttığını vurgulayan deneyimli televizyoncu, pandemi öncesinde teknolojiye gençlere kıyasla daha mesafeli olan yaş gruplarının dijital dünyayla daha çok muhatap olmak zorunda kalmasıyla ülke olarak üç ayda üç yıllık bir mesafe katedildiğini söyledi.


Yeni projesi Exatlon’un ilgiyle karşılandığı Meksika’da olağanüstü bir başarı elde ettiğini açıklayan Acun Ilıcalı, bu başarının Amerikan network’lerinin de ilgisini çektiğini söyleyerek ABD’de iki kanalın programla ilgilendiği müjdesini Brand Week Istanbul izleyicileriyle paylaştı. Bugün mevzubahis kanallarla gerçekleştirilecek görüşmelerin ardından programın ABD’deki akıbetinin belli olacağını söyleyen Ilıcalı, görüşmelerin ne denli verimli geçtiğini Instagram hesabından yapacağı bir paylaşımla duyuracağını da ekledi.

Yekta Kopan ile sohbeti sırasında “hayallerimi gerçekleştirebileceğim bir platform” olarak tanımladığı, 1 Ocak 2021 itibarıyla yayın hayatına başlayacak dijital platform Exxen’den de bahseden Acun Ilıcalı, televizyon mecrasındaki yayınların sürelerinin haddinden uzun olmasıyla sonuçlanan reklam regülasyonlarından muaf olacak bu yeni platformun, izleyicileri bir süredir mahrum kaldıkları komedi ve eğlence dünyasına götüreceği vaadinde bulundu.

COVID-19’un dizi sektörüne hasar verdiğini belirten Acun Ilıcalı, pandemi öncesinde yayın hayatına başlayan her 10 diziden yedisinin bu dönemde yara aldığını ve çok az sayıda yapımın ayakları üzerinde durmaya devam edebildiğini ekledi. Kırmızı Oda gibi son dönemin rağbet gören TV8 dizileri hakkında da konuşan Ilıcalı, farklı ve dokunulmamış alanlarda yapılan işlerin izleyici nezdinde daima iştah ve hevesle karşılandığını belirterek; bu alanda başarı kazanan yapımların karşılığını daima hakkıyla aldığını söyledi.

2021: Gerçek olma yılı

Acun Ilıcalı’nın ilham veren konuşmasının ardından gözler Brands & Trends by MediaCat London sahnesine çevrildi. Bilgi Üniversitesi Marka Okulu Direktörü Gresi Sanje, FutureBright Kurucu ve Yönetici Ortağı Akan Abdula ve Deeper Yönetici Ortağı İhsan Özçıtak’ın “Yeni Nesil Tüketici Trendleri” başlıklı paneli, 2021 hedefleri için iş dünyasına ve özellikle işverenlere yol gösterir nitelikteydi.

Panelin açılışında İhsan Özçıtak son zamanlarda gözlemlediği üç temel sorundan bahsetti: Sosyal ağlarda asılsız bilgilerin yayılma şekli ve hızı, her konuda herkes görüş beyan ettiği için tarafların kendi görüşlerine daha çok bağlanmaları ve böylece her kesimin uçlara doğru açılması. Yani kimisi olduğundan da kontrolcü hale gelirken, görece umursamaz olanların ipleri ellerinden tamamen bırakmaları…

Özçıtak’ın ardından Gresi Sanje yeni dönemde kendilerini finansal olarak kurtarmayı başaran işverenlerin kendilerine sormaları gereken bazı sorulardan bahsetti. Bu sorular şöyleydi: “Ekonomik sisteme nasıl katkı sağladım? İşveren markası olmayı başarabildim mi? Çalışanlarıma evden çalıştıkları dönemde kendi kalemimden çıkarak onlara yüklenen masraflarla ilgili maddi olarak destek oldum mu?” Bunlar olmadan işverenlerin çalışanlarından sadakat beklemelerinin gerçekçi bir beklenti olmadığını belirten Sanje, bu durumu bir de veriyle destekledi: Çalışanların yüzde 70’i refahlarından işverenlerini sorumlu tutuyor.

Sanje’nin üzerinde durduğu diğer konularsa ekonomik ve sosyal sürdürülebilirliğin kesişim noktasında yer alan kadın istihdamını ve sivil katılımı artırmanın ve herkes için fırsat eşitliği yaratmanın önemiydi.

Son olarak Akan Abdula, pandeminin ve hızlanan dijital dönüşümün etkisiyle fiziken bir araya gelmenin sağladığı görüş çeşitliliğinden yoksun kaldığımızın altını çizdi ve ekledi: “Algoritmalar sebebiyle hep kendi beğeni ve görüş yelpazemize yakın içeriklerle karşılaşıyoruz. Yankı odaları güçleniyor ve bu da toleranssız bir tüketici kitlesi yaratıyor.”

Abdula, işverenleri beyaz yakanın tükenmişliği konusunda da uyardı. Araştırmaların, birçok beyaz yakalının bağlı bulunduğu şirkete sırtını dönmek için pandeminin bitmesini ve belirsizliğin ortadan kalkmasını beklediğini gösterdiğini ve ertelemelerin, yapay önlemlerin ve -mış gibi yapmaların ilerleyen dönemde çalışmayacağını belirtti. Ardından ise panele tüm panelistlerin hemfikir olduğu bir nokta koydu: “2021’de tek trend gerçek olmak olacak.”

Felis yaratıcılık trendleri

VMLY&R Yönetici Kreatif Direktörü Arkın Kahyaoğlu, Havas Creative Group Türkiye CCO Ergin Binyıldız ve C-Section Yönetici Kreatif Direktörü Fatih Tüylüoğlu, 2020 Felis yaratıcılık trendlerini Brands & Trends by MediaCat London sahnesinde Rabarba Ajans Ortağı ve Yönetici Kreatif Direktörü Pemra Ataç Açıktan moderatörlüğünde değerlendirdi.

Jürinin online bir araya geldiği Felis Ödülleri’nde bu yıl jüri başkanlığı yapan isimlerin Shutterstock katkılarıyla gerçekleşen panelde paylaştıkları yaratıcılık trendleri şöyleydi:

Ergin Binyıldız: Fayda (purpose) geçmişte karşılaştığımız trendler gibi geçici olmayacak çünkü konu iletişimin de ötesinde, dünyanın meselesi. Toplumsal olarak dünya hasta. Tüketici de “faydalı olmak isteyen” ve “faydacı olmak isteyen” markaların ayırdında.

Markalı içerik yükselişte. Negatif anlamda reklam kokan bir şey kimseye hitap etmez. İletişimciler, bundan kaçınmak için içeriğin bir parçası olabilmeye ya da yeni bir içeriğe markayı eklemleme arayışında. Reklamcılıkta belki de başa dönüyoruz. İçerik, tüketen için kutsal bir mekân gibi. Marka da içeriğe dahil olduğu zaman bu ilişkiye sahip olmak zorunda. İçeriğe zarar veren her şey tüketicide negatif yankı buluyor. Bundan kaçınmak ise markaya artı puan getiriyor.

Fatih Tüylüoğlu: Pandemiyle birlikte purpose yükselişe geçti. Jüride izlediğimiz vaka videolarının çoğu pandemiye değiniyordu ki bu normal karşılanmalı. Televizyondan ziyade dijitale yöneliş de dikkat çekici. Ajansların dijitale yöneldiğini görebiliyoruz. Mobilde daha fazla başvuru bekliyorduk ama bu beklentimizin karşılık bulmadığını gördük.

Arkın Kahyaoğlu: Trendler mecra ve kategoriye göre değişiyor. Bazı markaların öne çıktığını görüyoruz; bunun nedeni ise e-ticaret ve yayın platformları gibi markaların pandemi sürecini iyi değerlendirmeleri. İletişime yaptıkları yatırımlar, bu markaların ekonomik durumunu da yansıtıyor.

Pandemi koşullarına bağlı olarak açıkhava ve radyoda düşüş söz konusu ama her ikisinin de ölümünden bahsetmek mümkün değil. Başvuru sayısının az olmasına rağmen kalitenin yükseldiği açıkhava özelinde iyi işler ise pandemiden bağımsızdı. Ambient tarafında yenilikçi işler gördük, basında ise gerileme mevcut. Belki de değerlendirme aşamasında açıkhava ve basını ayıramayacağımız günler gelecek.

“Bütün şirketler teknoloji şirketi olacak”

Brands & Trends by MediaCat London sahnesinin son oturumunda MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan’ın konukları teknoloji ve enerji sektörlerinde başarıları ülke sınırlarını aşmış üç kadın lider; Shell Ar-Ge ve Ticari Teknolojiler Başkan Yardımcısı Dr. Selda Günsel, Pioneer Electronics Yönetim Kurulu Danışmanı Seval Öz ve Eczacıbaşı Topluluğu, Vestel A.Ş. ve Zorlu Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Ayşegül İldeniz’di. Geleceğin akıllı şehirleri, iklim değişikliğiyle mücadelede enerji dönüşümü, geleneksel bakış açısı ve silikon vadisi bakış açısı arasındaki fark ve ulaşım sektörüne dair gelecek projeksiyonlarının yanı sıra konuşulan konular arasında kadın dayanışmasının önemi, iş dünyasını bekleyen nitelikli eleman açığı gibi başlıklar da vardı.

İldeniz’in yakın gelecekte tüm şirketlerin birer teknoloji şirketine dönüşeceğine dair öngörüsü dikkat çekiciydi. Her yıl Las Vegas’ta düzenlenen Tüketici Elektroniği Fuarı’na katılmaya özen gösterdiğini belirten İldeniz, bu yılki gözlemini şöyle paylaştı: “Açılış konuşmasını bir havayolu CEO’su yaptı. Fuarda banyo şirketlerinden sağlık şirketlerine, araba şirketlerinden mutfak malzemeleri üretenlere kadar akla gelebilecek her sektörden şirket vardı. Benim gördüğüm şu: Koşan hızlı bir tren var ve herkes onun içine atlamaya çalışıyor.”

Giriş

Parolanı mı unuttun?

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.