MediaCat

Yalnızlık, sıradanlık ve Tamagotchi’ler

Yaratıcılık, kişiselleştirme ve teknolojinin birleşimi bizi sadece yeni pazarlama stratejilerine değil, tüketicilerle daha derin ve anlamlı ilişkiler kurmaya da yönlendiriyor.

Birkaç ay önce sektörden sevdiğim bir arkadaşımla Consciouslab’i, yeni girişimleri ve sektörün nereye doğru gittiğini konuşurken sonrasında düzenli olarak aklıma gelecek bir şey söyledi: “Sıradanlık ve yalnızlık, bunların üzerine gitmek başarının anahtarı.” Bana kendimi özel, farklı hissettirecek, sosyal medyanın kalabalığı içerisinde yalnızlaşmış psikolojime iyi gelecek her şey… Burada çok önemli bi hazine var. Fazlasıyla araştırılması gereken bir konu. Hadi birazcık irdeleyelim.

“Sıradanlığı ve yalnızlığı çözen ürünler tutuyor.” Aslında bu cümle kişiselleştirmeden bahsediyor. Gün geçtikçe içine kapanan, “ben vs dünya” gibi bir tutuma giren, aile ve arkadaşlık ilişkileri zayıflayan ve topluluktan bireyselliğe geçen modern insanı, bu kaybettiği değerlerden yakalamak ve ona ihtiyacı olanı vermek şu sıralar teknoloji ve pazarlama konusunda en büyük trendi oluşturuyor. 2024 yılında, dijital pazarlama ve reklamcılık dünyası, yeni bir bireysellik dalgasının etkisi altında. Bu çağda, “kendin ol” anlayışı sadece kişisel bir tavsiye değil, aynı zamanda iş dünyasının temel bir stratejisi haline gelmiş durumda.

Ocak ayı yeni yıl trend raporları bombardımanıyla geçti. Eminim siz de en azından birkaç tanesine göz gezdirmişsinizdir. Gözünüze bir şey çarptı mı? Kişiselleştirme nerdeyse her sektörde, her alanda en fazla öne çıkan çatı trend konumunda. AI influencer’lar, sonsuz konuşabileceğiniz ve neredeyse sorduğunuz her soruya cevap verebilen chatbot’lar, akıllı asistanlar, yardımcı robotlar, aşırı kişiselleşmiş kişisel gelişim tool’ları, AI arkadaşlar & sevgililer ve daha niceleri…

Tamagotchi’ler daha gelişmiş versiyonlarıyla geri döndü!

Biz yaratıcılar ve pazarlama profesyonelleri için burada fazlasıyla fırsat ve zorluk var. Bir kutu aracılığıyla herkesin evine ve aklına girebildiğimiz günlerden herkesin kişisel zevklerine göre iletişim yapmak zorunda olduğumuz günlere geldik. Tek merkezli ve bir anafikri olan büyük iletişim kampanyalarının güç kaybettiği, kullanıcıya marka mesajını geçirmenin her geçen gün zorlaştığı bir dönemdeyiz. İç karartmayalım, bu dönemde elimizde çok güçlü araçlar ve fırsatlar da oluştu. Yapay zekâ, özellikle de dil modelleri sayesinde, veri analizi kapasitemiz gerçekten acayip bir noktaya geldi. Yeterli veriyle bir markanın bugün pazarlama alanında yapabileceklerinin gerçekten sınırı yok. Mesela bir marka, bugün herhangi bir pazaryerinde ürünü hakkında ne konuşulduğunu insan kalite
sinde bir analizle gerçekzamanlı olarak görebilir. Hatta bu yorumları yapan insanların personasını anlayabilir ve hatta bu personalar ve verilerle direkt bir chatbot üzerinden konuşabilir. (Biz yapıyoruz, oradan biliyorum.) Bu gerçekten inanılmaz… Bu bilgiye vakıf olmanın bir marka olarak size sağlayacağı fırsatları bir hayal edin…

Tek elden yayılan büyük kampanya, ana mesaj, “the fikir” gibi kavramların güç kaybettiğinden bahsetmiştik. Peki kişiselleştirme, iletişim tarafında bize nasıl fırsatlar sunuyor? Apple’ın Vision Pro’su sonrası özellikle artırılmış gerçeklik noktasında olacakları tahmin etmek güç değil. Herkes aynı şeye bakıyor, herkes farklı bir şey görebilir? Bu konu beni gerçekten çok heyecanlandırıyor. Markaların kullanıcılarını bireysel bazda tanıyıp onların derdini tüm kullanıcı geçmişiyle çözebilmesine ne dersiniz? Müşteri yönetimi, sosyal medya iletişimi, e-mail, push, paid vb. yeni nesil iletişim araçlarıyla yapabileceklerimiz her geçen gün gelişiyor. Özellikle yapay zekâ patlamasıyla bu alanda yapılabilecekler bambaşka bir seviyeye taşındı. O zaman büyük kampanya kavramının, marka iletişiminin bugünkü büyük kurgularının, en fazla kişiselleştirme etrafında değiştiğini söyleyebiliriz. (Şimdilik bu konuda daha fazla detaya girmiyorum çünkü bu konu özelinde halihazırda yazdığım birçok makale var. Buradan ulaşabilirsiniz.)

Bu dönemde, teknoloji sadece bir araç değil, aynı zamanda bir ifade biçimi. Yaratıcılık, kişiselleştirme ve teknolojinin birleşimi, bizi sadece yeni pazarlama stratejilerine değil, aynı zamanda tüketicilerle daha derin ve anlamlı ilişkiler kurmaya yönlendiriyor. Bu dönüşüm, pazarlamayı sadece bir iş alanından çok, insan deneyiminin zenginleştirilmesi yönünde bir sanata dönüştürüyor. Peki biz bu dönüşüme hazır mıyız?

İlgili İçerikler

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.