“Umutsuzum demek bence ihanettir”

Usta İşi'nde bu ay Yazar ve Matematik Profesörü Haluk Oral'ı ağırlıyoruz.

09.12.2021 - 14:12 | Dilan Bozyel

Çarpım tablosu ezberini eksik bırakınca ceza alarak geçirdiğimiz çocukluğumuzda, yaş aldıkça hayatın her adımında; sanatın, sokağın, kavganın ve aşkın matematiğe bağlandığını bilseydik belki daha hevesle başlardık yaşamaya. Bu konuyu ülkemizde Haluk Oral’dan başkasına soramazdım; hem matematik profesörü hem edebiyatçı ve tutkulu bir arşivci olan usta sanatçı, sorularıma verdiği cevaplarla hepimizin hayatının bir köşesine dokunuyor.

Şiirin günümüzdeki yerini ve geleceğini merak ediyorum sizin değerlendirmenizle.

Nâzım Hikmet buna cevap vermiş. Diyor ki: “Ak bir karanfil gibi çatlayıp da çekirdek, atom bahçelerine yürüyünce aydınlık, yalnız meraklıları değil bütün insanlık, şiirin aynasında kendini seyredecek.” Bunun üstüne ben ne diyebilirim ki!

Türkiye’de şiir yazdığını düşünen insanların sayısının şairlerin sayısına göre çok daha fazla olması konusunda bir şey söyleyemeyeceğim elbette. Geçenlerde bir arkadaşım anlattı, gece uykusu kaçınca oturmuş 40 tane şiir yazmış. Öbür tarafta Yahya Kemal, Açık Deniz isimli şiirini 25 senede tamamlamış. Bu örnek yeterli olur cevabıma.

Şiirde cinsiyet farkı ne kadar belirgin peki, kadın şairlerin dilinde bir farklılık var diye düşünüyorum hep. Sizce?

Aklıma Nilgün Marmara, Gülten Akın ya da Didem Madak geldi şimdi. Çok da başka tanımıyorum diyebilirim. Birazcık geri kafalıyım, benim şairlerim hep geride, geçmişte kalmış insanlar. Kadın ve erkek ayırarak değerlendiremiyorum, kıyas yapacak kadar çok kadın şairin şiiri aklımda kalmadığı için.

Dünyada sosyallik anlayışı da değişti sanırım. Röportaj öncesinde anlattığınız, eskiden düzenlediğiniz şiir okuma etkinliklerinden yola çıkmamız bile değişimi gösteriyor. Zaman tecrübenizden yola çıkarsak, iletişim biçiminin geleceğine dair öngörüleriniz var mı?

Yarınla neredeyse hiç ilgilenmedim ben. Farklı ihtimallerden bahsedilebilir ama yaşanmış koca bir tarih dururken; henüz gerçekleşmemiş geleceğe, olabilme ihtimallerine kafamı yormak istemiyorum. Bugün yaşadığımız şeylerin hepsinin kökü orada; geçmişi, tarihi bilmek bana daha önemli geliyor. Gelecek hakkında fikir yürütmek yerine geçmiş hakkında fikir sahibi olmayı tercih ediyorum.

Görsel sanatların da içinde matematik olduğu için o disipline ilginizi merak ediyorum.

Evimin duvarlarındaki resimlerin hepsinin anısı var, resimden çok anladığım için seçmedim yani bu eserleri. Mesela Avni Ağabey ile tavla oynardık, ben yendiğimde bana bir desen verirdi; ben yendiğimde ise ona kızarmış bir tavuk alıp evine yemeğe giderdim.

Öğrencilik hayatınızdan en özlediğiniz şey ne?

Türkiye’yi kurtarabiliriz hissi.

Artık kurtaramayacağımızı mı hissediyorsunuz?

Yok, şimdiki gençler inşallah kurtarır. Yani bizden geçti hissi var artık.

Belki de hiçbir şeyin mükemmel olmadığını kabul edersek daha kolay kurtulur mu ülke, ülkeler, dünya?

İşte bunu söylemek istiyorum her şeyde; bizim zannettiğimiz kadar mükemmel değil her şey ama belki bizim zannettiğimizden daha güzeldir çünkü derler ya, iyinin en büyük düşmanı mükemmeldir diye, çünkü mükemmeli yapacağım diye iyiden vazgeçersen, iyiyi yapamazsın.

Yıllar geçse de dönüp tekrar tekrar okuduğunuz bir kitap var mı kütüphanenizde?

Var; Hasretinden Prangalar Eskittim. O kitap benim manyaklık derecesinde bağımlılığımdır. Ahmed Arif de benim en büyük hastalığım. Kütüphanemde o kitabın bütün baskıları var. Her baskısını okudum hatta bütün baskılardaki farklılıkları da bir yazı haline getirdim.

Birkaç yazıyı da aynı anda yazdığınızı söylediniz, odağınızı toplamak için nasıl bir yönteminiz var?

Doğal bir şekilde oluyor, bir lise öğrencisi bir gün içinde iki saat matematik sonra iki saat kimya dersi alabiliyorsa, bu kapasite insan hayatında devam edebilir. Yeter ki hiçbirini farklı derslermiş gibi düşünmesin; her yaptığımız iş, her öğrendiğimiz bilgi aynı dersin konusu aslında.

Umudunuz devam ediyor mu hayata peki, pandeminin de etkisiyle birçok insan umudunu yitirmiş ya da yitirmek üzere…

Umutsuzum demek bence ihanettir. Hiçbir insanın umutsuzum demeye hakkı yoktur bence. Ve hatta, kötüye teslim oldum demektir umutsuz olmak. Yaşamaya devam edilmez ki umutsuz olunca.

Matematikçi olmanıza bağlamak istiyorum; edebiyat, sanatın her alanı, hayat ve hayatın her ânı direkt matematik değil mi?

Matematik sana mütevazı olmayı öğretir. Ve hayat matematik şemsiyesi altında gerçekleşen yaşamların bütünüdür.

Günün hangi saatlerinde yazmayı, çalışmayı tercih ediyorsunuz?

Geceleri. Kafana giren sesleri yavaş yavaş duymaya başlarsın gece sakinliğinde. Hele ki edebi bir şeyler yazıyorsan… Matematikle ilgili yazılarım için saate, geceye, gündüze, ortama, mekâna gerek yok. Yine Nâzım’ın dediğine vardık; “Ve şimdi gece olduğu için ve dünya karanlıkta daha bizim, daha yakın, daha küçük kaldığı için ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten evimize, aşkımıza ve kendimize dair sesler geldiği için…”

Giriş

Parolanı mı unuttun?

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.