Spora duyulan açlık dinmez

Salgının spor endüstrisini diğer sektörlere kıyasla daha az etkileyeceğini düşünen Ahmet Gülüm, spor içeriklerine duyulan açlığın giderek arttığını söylüyor.

07.05.2020 - 11:35 | Haluk Kasarcı

Sportsnet Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Gülüm COVID-19 pandemisiyle darbe alan spor endüstrisinin diğer sektörlere oranla salgından daha az etkilenerek ve süratle toparlanarak çıkacağını düşünüyor. Gülüm’e göre bugünlerde spor içeriklerine duyulan ve giderek artan açlık ise verimli kullanılmaya gayet müsait.

2020’yi spor yılı olarak tanımlamış ve kurgulamıştınız. Yaşananların ardından nasıl hissediyorsunuz?

Buradan başlamak iyi olacak. Biz 2020’yi spor yılı olarak konumlandırmış, bu konuda iyi bir start almış ve yıla da büyük heyecanla girmiştik. Tabii yaşanan sıradışı süreç sporu etkiledi. Ancak açıkçası yaşananlara diğer sektörlerden farklı bakıyoruz. Şimdilerde üzerine çalıştığımız bir kreatif kampanya var, orada da bunu söyleyeceğiz.

Belki bilinmiyordur, o yüzden altını çizmek istiyorum. 2020 spor yılı 2021’de devam edecek. Tokyo Olimpiyat Oyunları da Paralimpik Oyunlar da, Avrupa Futbol Şampiyonası da 2020 adıyla oynanacak. Bu açıdan baktığımızda yaşanan duruma, hizmet sektöründeki gibi bir kayıp değil, erteleme olarak bakıyor ve söylüyoruz. Bu da hem ekosistemin bütünü hem de marka yatırımları açısından önemli bir parametre.

Bugün dünyanın her yerinde en çok konuşulan konulara bakın. İlki sağlık, hijyen ve genel olarak salgının yarattığı tahribatsa; ikincisi ne zaman sahaya inilecek, ligler ne olur, NBA nasıl geri döner gibi konular… İngiltere’de sokağa çıkma yasağı duyurulurken yalnızca iki şey kapsam dışı bırakıldı, biri zorunlu alışveriş diğeri dışarıda spor yapmak. Spor ve insan sağılığı arasında ilişkinin ne kadar güçlü olduğunu herkesin gördüğü günlerden geçiyoruz. Dolayısıyla diyeceğim, biz negatif bakmıyoruz. Yapabildiğimiz pozitif çıkarımların ne kadar güçlü olduğunu görüyoruz.

Elbette birtakım öngörüler konusunda zamanın uzadığını göreceğiz. Markaların spor etrafında yaptıkları yatırımlar 60 milyar dolar seviyesine gelmişti ve bunun 2025’te 86 milyar dolara çıkacağı öngörülüyordu örneğin. Bu sürenin 2025 değil, 2026 veya 2027’ye uzamasından bahsediyorum.

Bu süreçte spor odaklı yatırımlarına ilişkin olarak markaların ilk tepkileri nasıl, neler gözlemlediniz?

Hiçbir kaygı yok markalarda, yatırım yaptıkları alanla ilgili. Duralım, çıkalım, bekletelim gibi bir refleks söz konusu değil. Bu konuda bir tereddüt yok. Yanıt aranan soru ise ortak “Haklarımız ne olacak?” Bu da Türkiye’deki markaların değil, tüm dünyadaki markaların ortak sorusu zaten.

Sponsorluk yaptığınızda, yatırımınız karşılığında aldığınız bir haklar bütünü alırsınız. Bugün yaşadığımız durum, satınalma yaptığınız ancak ilgili yayının bir şekilde gerçekleşmediği senaryodakilere benziyor. En kolay anlaşılır şekliyle, bir hak kaybı söz konusu. Bunun nasıl telafi edileceği önümüzdeki dönemde hem mülkiyet sahiplerinin hem de bu mülkiyetlere yatırım yapan markaların öncelikli gündem maddesi olacaktır. Ligler özelinde ben durdurdum/bitirdim derseniz ciddi bir kayıp anlamına gelecektir bu. Bir şekilde Temmuz’da Ağustos’ta tamamlamak mümkün olursa, bu iptal değil erteleme demek olur ki o durumda farklı bir senaryo gerçekleşir. Hangisi yaşanırsa yaşansın markalar buradan negatif bir sonuçla çıkmaz. Spor mülkiyetleri gerekli özveri ve açıklıkla doğacak telafi durumlarını karşılarlar.

Türkiye’de spor yönetimi açısından nasıl bir sınav verildi peki?

Açıkçası başlangıçta iyi bir sınav verdiğimizi söylemek mümkün değil. Reaksiyonu çok daha hızlı verebilirdik. Giriş bölümünü çok iyi yönetebildiğimizi düşünmüyorum. Ancak gecikmeli de olsa dünyaya entegre olduk. Bundan sonraki sürecin nasıl yönetileceğine çok iyi bakmak lazım. Ben voleybolda iyi hazırlanmış bir program, alternatif senaryolara göre nasıl aksiyon alınacağına dair bir strateji olduğunu biliyorum ama aynısı örneğin futbolda yapılabilecek mi, yaşayıp göreceğiz.

Süreç spor dünyasında daha evvel yaşamadığımız gelişmelere alan açar mı? Örneğin maç günü ve yayın gelirlerindeki kayıp takım sahipliğine, toplu alanlarda bulunma endişesinin taraftarlığa bir tesiri olur mu?

Sevgili Pelin Hanım’ın (Özkan) bir yazısında bahsettiği gibi, tüketicilerin hayatı artık platformlara kayıyor. Entertainment dediğimiz içerikler konusunda yaşanan olağanüstü savaş lineer içerikleri yok etmeye, geleneksel mecralara büyük hasarlar vermeye devam ediyor. Streaming VOD servislerine yapılan yatırımlar olağanüstü şekilde artarken, tüketici de haliyle güçleniyor hatta şımartılıyor. Mevcut durumda içerik üreticileri yapıyor ve elinde her imkân olan tüketicilerin o içeriğe rağbet etmesini bekliyor.

Salgın bize bir şey gösterdi. Entertainment parçalarından biri olan spor, seyirci olmadığında gücünü tamamen yitiriyor. Spor insanın insanı motive ve konsantre ettiği bir süreç. Seyirciden kastım stadyumdaki ve salondaki seyircilerin tamamı. Spor içeriklerinin gücü de burada zaten. Bunu tüketmek isteyen izleyicinin elinde lüks ve şımarıklık şansı yok. O saatte ekranın karşısında olup o içeriği seyretmek zorunda.

ABD’de önceki yıl en çok izlenen 100 programın 80 küsuru spor içeriğiyken, 2019’da bu sayı 92’ye çıkmış. Markaların Türkiye’de de bu büyük gücün farkına vararak uluslararası örneklerde gördüğümüz düzeyde yatırımlarla bu işi sahiplenmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

Statista verileri ABD’de sporseverlerin canlı yayınların yarattığı boşluğu ağırlıklı olarak spor belgeselleriyle doldurduğunu söylüyor. Türkiye’deki ikame içerik nedir sizce?

Bu boşluk Türkiye’de şu anda giderilemiyor. Tabii ABD’de bu konuyla ilgili çok malzeme var. Üstelik o malzemenin işleyiş modeli bizdekine göre çok farklı. Bizde hak sahipliği konusunda daha dağınık bir tablo var. Bizim küreseldekine oranla biraz daha geride kaldığımızı düşünüyorum. Ancak bu şu an için negatif bir manzara. Yaşananların çok ciddi bir açlık yaratacağını, dolayısıyla aslında pazarlanabilir/satılabilir çok önemli bir talebe doğru gideceğimizi düşünüyorum. Endüstrideki ilgili bütün unsurların bu durumu verimli biçimde kullanmaları lazım.

Giriş

Parolanı mı unuttun?

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.