“Tek brief idealine çok yakınız”

"Yakın coğrafyanın da en kreatif reklam ajansı" olma hedefiyle çalışan FCB ARTGROUP'u liderlerinden dinliyoruz.

04.06.2018 - 16:11 | Haluk Kasarcı

"Tek brief idealine çok yakınız"

Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz sözündekine benzer biçimde, ajansın isminde ve organizasyonunda yaşanan değişikliklere takılmadan iyi iş üretmeye odaklandıklarını söyleyen Özgür Sağlam, Fehmi Özkan ve Ateş Çavdar’la bir aradayız. İyi ve daha iyi olabilecek tüm yönleriyle FCB ARTGROUP’a yakından bakıyoruz.

Ateş Bey hayırlı olsun diyerek sizinle başlamak istiyorum.

Ateş Çavdar: Çok teşekkürler, çok mutluyum geri döndüğüm için. İki ay kadar oldu döneli. Buraya geldiğimde şunu gördüm; biz iki konuda çok iyiyiz. Elbette en önemli şey yaratıcılık, herkesin iddiası o noktada en iyi olduğu yönünde. Bunun dışında bahsetmek istediğim iki konu var. Herkesin içeriğe bu kadar çabuk ulaşabildiği bir dünyada, hakikaten çok çok hızlı biçimde iş üretebiliyoruz. İyi olduğumuz ancak daha iyi olabileceğimiz ve olacağımız konu da dijitalle müthiş bir birliktelik kurmuş olmamız. Entegrasyon, bir yapının diğerine eklenmesi gibi şeylerden bahsetmiyorum. Burada tek brief idealine çok yakınız.

Büyük network’lerde yaşanan yapısal değişimleri doğru biçimde aktarmak pek kolay olmuyor. 2014’te FCB’ye Draft isminin eklenmesi ve sonra çıkarılması; 2015’te gelen ARTGROUP birleşmesi derken biraz hareketli bir dönem geride kaldı. Son üç yılda bilinirlik ve performans konusunda ne durumdasınız?

Özgür Sağlam: Terzi çoğu zaman olduğu gibi kendi söküğünü dikememiş olabilir. Biz işimizi sağlıklı biçimde yapmaya odaklandığımız için yaşanan dönüşümün ifade edilmesine çok ağırlık vermedik açıkçası. Ateş’in bahsettiği dönüşüm, FCBRED ve bu yapı içinde olanların hepsi müşterilerimize daha bütüncül hizmet vermenin arayışlarıydı. Şimdi hedefimiz bunu daha bilinir hale getirmek. Ama hizmet sektöründe olduğumuz için olumlu bilgi komşu markaya geçiveriyor zaten. Bize gelen taleplerde bunu net bir şekilde hissediyoruz.

Örneğini çok görmediğimiz biçimde yurtdışında da faalsiniz. Nasıl bir yaygınlık ve yetkinlikten söz ediyoruz?

Fehmi Özkan: FCB ARTGROUP olarak sadece Türkiye’nin değil yakın coğrafyanın da en kreatif reklam ajansı olma vizyonu doğrultusunda 2009’da Bakü ofisini açmamızın ardından Almatı ve Tahran ofislerini de bu yıl içerisinde faaliyete aldık. Gerek kreatif gerekse dijital alanda Unilever, Coca-Cola, Starbucks, Vestel, Azercell gibi pek çok global, Türk ve lokal markaya Kafkasya, Orta Asya ve İran’da başarıyla hizmet veriyoruz. Bu sene sonuna doğru da Orta Asya’nın en büyük ülkelerinden Özbekistan’da FCB ARTGROUP Taşkent ofisini açmayı planlıyoruz. Bu bölgesel büyüme tabii ki hepimizi gururlandırıyor ama asıl heyecanımızı bu ülkelerde reklamcılığın gelişmesine katkıda bulunarak ilk Cannes Lions Ödüllerini Bakü’ye, Almatı’ya, Taşkent’e veya Tahran’a getirmek olarak özetleyebiliriz.

AÇ: Benim bir Türk reklamcı olarak kendime yıllar içinde sorduğum “Biz niye dışarı açılamıyoruz?” sorusuna yanıt verdiği için çok özel bir yer bence burası. “Neden bir iletişim markası bölgesel bir güce erişmesin?” sorusunu kendime hep sordum. Burada geçirdiğim ilk dönemde bunun adımları ufak ufak da olsa atılmıştı. Fakat şu an geldiğimiz durumda gördüm ki epey büyük yansımaları olmuş bu adımların. Küçük bir ofis açtık ve artık oradayız demekten bahsetmiyorum. Gerçekten bölgesel bir oyuncuyuz. Uzun yıllardır varız, büyük cirolar elde ediyor ve çok kaliteli hizmet veriyoruz. Bölge ajansı olmak büyük bir gurur kaynağı.

"Tek brief idealine çok yakınız"

Ateş Çavdar, CCO * Özgür Sağlam, Eş Başkan * Fehmi Özkan, Eş Başkan

Network ajansların sıklıkla övündüğü değerlerden biri global know-how. Sizde nasıl karşılık buluyor bu durum, network’ten nasıl besleniyorsunuz?

AÇ: Yazılımlar ve teknikler gelip geçiyor ama FCB’de adeta genlere işlenmiş davranışsal bir farklılık var. Bir dakika içinde dünyanın herhangi bir yerinden spesifik bir konu hakkında yanıt alabiliyoruz. Bir kontağa ihtiyacınız olduğunda bunu sağlamakla da kalmıyor, iş takibi yapıp birkaç gün sonra durumu soruyorlar ki bu müthiş bir şey. Tek bir soru sorup çok kısa bir süre içinde bir veri dağı bulabiliyoruz. Teknik bir altyapıdan ziyade ciddi bir insan yatırımı söz konusu. FCB’nin “The most local global network” söyleminin gerçekten karşılık bulduğunu her gün hissediyoruz.

ÖS: İki hafta önce Portekiz’de gerçekleştirdiğimiz network toplantımızdaydım. Bizim FCB olarak Behavior Change adını verdiğimiz bir model söz konusu. Bunun altında kreatif iş değerlendirme süreç ve modelleri var. Yaptığımız her işi ölçüp reklamverene somut bir şekilde –üretilen işin hangi skalada olduğunu da anlatarak– raporluyoruz. İç eğitimlerimizi tamamladık ve şimdi reklamverenlere bunu anlatmaya başlıyoruz. Eğitim süreci tamamlandığında yaptığımız her çalışmanın niteliğini reklamverenle birlikte derecelendirmiş olacağız. Bu bizim network’ümüz açısından ayrıştırıcı bir özellik. 1876’da kurulmuş, ABD’nin en eski ikinci network’ünden bahsediyoruz. Bunca yılda biriktirilen sayısız değerli iş sonucu örneği var. Biz de bu bayrağı hizmet verdiğimiz tüm coğrafyalarda enerjimiz ve yaratıcılığımızla en iyi şekilde taşıdığımızı düşünüyoruz. Elbette ülkedeki dalgalanmalar reklam sektörünü doğrudan etkiliyor ancak önümüzdeki günler daha da parlak olacak.

Seçimin sektördeki etkilerine dair gözlemleriniz neler?

AÇ: Bir “güvenli duralım” tepkisi var ama bunun aksi örnekler de söz konusu. Konutta yaşanan, kredilerdeki faiz indirimine bağlı özel durum gibi. Öngörülebilirlik hem bireyler hem de firmalar temelinde ihtiyaç duyduğumuz bir değer. Çünkü o olmadan büyük adımlar atmak ne markalar ne ajanslar açısından mümkün oluyor maalesef.

ÖS: Ben ülkenin refleks kazandırdığını düşünüyorum. Dünyada daha fazla üst düzey Türk pazarlama yöneticisi görüyoruz. 2001’den bugüne retrospektif bir bakış atarsak bunu görebiliriz. Ülke olarak çabuk uyum sağlıyoruz. Zaten daha fazla sorun konuşmak bana arabesk geliyor. Bizim masalarımızda çözüm konuşmak her zaman daha makbuldür, zaten işimiz de bu değil mi? Bu organizasyonun bu denli dalgalı gündemlere rağmen 32’nci yaşında olması da bu konudaki kabiliyetinin kanıtı.

Sektörde Anadolu’dan daha çok reklamveren çıkması adına çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Sizin de İzmir’de bir ofis yönetme tecrübeniz var malum. Ne olması lazım bunun sürekliliğini sağlayabilmek için?

ÖS: Biz üç yıl boyunca başardık bunu. Taşıyıcı marka KİPA’ydı ve o Migros tarafından satın alınınca yatırım kararları merkeze çekildi ve ofisimiz kapanmak durumunda kaldı. 15 kişinin görev aldığı bir ofisti. Daha önce bizden büyük abilerimizin bölge deneyimi olmuştu. Cenajans’ın, Manajans’ın Bursa, Antalya, İzmir’de ofisleri vardı. Bir şekilde pazarlama dünyası merkezini İstanbul’a taşıdığı için fabrikalar bölgelerde olsa da ihtiyaç hep merkezden çözülme eğiliminde oldu.

AÇ: Bu dünya genelinde de aşağı yukarı böyle. Bunun gerçekleşmesinin tek bir yolu var. Şu anda ekonomimiz yeterince büyük değil. Ekonomi büyüdüğünde bu da olur. Türkiye ekonomisinin yanına bir 0 koyarsanız eğer, Bursa’da çok iyi; İzmir’de müthiş; Antalya’da olağanüstü organizasyonlar olur. Biz de depar atarak gideriz.

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.