MediaCat

Kapsayıcı YZ platformları şart

Kapsayıcılık paradigması, erişilebilirlik bağlamında alternatif bir bakış sunması açısından oldukça önemli. Peki yapay zekâ platformları dijital erişilebilirlik ihtiyaçlarını karşılamada ne vadediyor?

Dijital erişilebilirliği sağlamak doğrultusunda engelli topluluğunu tüm çeşitliliğiyle kucaklayacak adımları atmanın öneminden bahsetmiştik. Erişilebilirlik kavramını hayatımıza sokan W3C (World Wide Web Consortium) erişimi etkileyen fiziksel kısıtları altı farklı kategori altında ele alıyor: görsel, işitsel, fiziksel, bilişsel, nörolojik ve konuşma kısıtları. Ancak tüm ihtiyaçları bu ana başlıklar altında tarif etmek mümkün değil. Görme engelliler sadece körlerden oluşmuyor. Ciddi bir çeşitlilik sözkonusu. Örneğin erkek nüfusunun yüzde 10’u renk körü ve renk körlüğü birden fazla alt kategori içeriyor. Renk körü dostu içerikler hazırlayarak dijital kanallarda kalabalık bir kitleye daha erişilebilir deneyimler sunmak mümkün.

Bilişsel ve nörolojik kısıtları konuştuğumuzda topluluk kendi içinde daha da çeşitleniyor. Pandemi izolasyonu altında zorlanan zihinlerimiz medya üzerinden servis edilen ofansif içeriğin baskısı altında sağlığını korumakta zorlanıyor. Bu sorun yüzünden okuyucularının 3’te 1’inin haberleri okumaktan uzak durduğunu tespit eden BBC Haber internet sitesi, “travmaya duyarlı tasarım” yaklaşımıyla, okuyucunun baştan belirlediği belli ofansif anahtar kelimeleri içeren haberleri onlara göstermiyor.

Alternatif bakış açısı

Kapsayıcılık paradigması, erişilebilirlik bağlamında herkes tarafından sahiplenilebilecek alternatif bir bakış sunması açısından oldukça önemli. Bu bakışa göre, fiziksel kısıtlar “kalıcı” olduğu gibi “geçici” hatta “duruma özel” olarak dahi ortaya çıkabiliyor. Bu bakışa göre, ampute bir birey kalıcı bir fiziksel kısıta sahipken, kolu alçıda olan bir birey belli bir dönemde geçici bir kısıtla yaşantısını sürdürüyor. Yenidoğan bebeklerini sürekli kucaklarında taşımak durumunda kalan ebeveynler de duruma özel kısıtlarla şekillenen bir deneyim içinde olabiliyor. Bu bağlamda, erişilebilirlik doğrultusunda gerçekleştirilecek her geliştirme çok geniş bir kitlenin yaşam kalitesini artırabiliyor.

Örnek vermek gerekirse, sesli video içeriklerine eşlik edecek nitelikli altyazı, sesli betimleme ve işaret dili desteği işitme engelliler için çok önemli. Ancak tek başına sunulacak bir altyazı desteği dahi erişilebilirlik sınırlarının ötesinde katkılar sunabiliyor. Altyazılar, sözkonusu dili ikinci dil olarak konuşan kişilerin ve düşük okuryazarlık sorunu yaşayanların ilgili becerilerini geliştirme konusunda büyük destek sunuyor.

Platformların erişilebilirlik potansiyeli

Peki yapay zekâ platformları dijital erişilebilirlik ihtiyaçlarını karşılamak bağlamında ne vadediyor? Bir örnekle anlatmaya çalışalım. GSÜ Medya ve İletişim Çalışmaları Doktora Programı kapsamında gerçekleştirilen, benim danışmanlığını üstlendiğim, Dr. Yeliz Yücel’in yürüttüğü doktora tezi kapsamında görme engelliler için “sohbet odaklı uzaktan müze deneyimi” tasarladık. Bazı müzeler tarihi yapılarının getirdiği kısıtlar dolayısıyla engelliler için fiziksel erişilebilirlik sunamıyor. İşte geliştirdiğimiz bu proje, bu kısıtları aşmaya olanak sağlıyor.

Görme engelliler, evlerinde, oturdukları yerde, istedikleri cihaz üzerinden bir sesli asistana bağlanarak, Yerebatan Sarnıcı’nın tarihi görüntüsü, sesi hatta kokusunu dahi tarif eden bu samimi anlatıcının hikâyeleri eşliğinde Yerebatan Sarnıcı’nı kapsamlı bir şekilde dolaşabiliyor ve bu kadim mekânı bugünlere taşıyan zengin geçmişi detaylı olarak öğrenebiliyor.

Proje kapsamında, öncelikle görme engelli ve az gören bireyler ve onların eğitmenleriyle işbirliği yaparak Yerebatan Sarnıcı’nı tarif eden görüntü, ses, koku hatta dokunma betimlemelerini belirledik. Çoğumuzun mekânda bizzat deneyimlediği rutubet ve pas kokusu, nemli ve soğuk sütunlara dokunma hissi, metal köprüde yürüyüş sesleri, şıp şıp damlayan suyun sesi, uğultu sesleri hatta Medusa’nın ağlayışı örnek olarak verilebilir.

Buna ek olarak, kültürel mekânla buluşma ve toplumsal öğrenme adına önemli fırsatlar sunacağını düşündüğümüz, Medusa’nın mitolojik hikâyesi, sarnıcın içinden hareme tünel kazan Mitos Efendi’nin anlatısı, Fatih Sultan Mehmet’in sarnıcı gizli bir toplanma mekânı olarak kullanması gibi mekâna dair özel hikâyeleri belirledik.

Ortaklaşa tasarım anlayışı

Araştırmamız bu içeriğin eğlenceli ve yerele dair bir diyalog üzerinden sunulmasının önemli olduğunu ortaya koydu. Bu tespitlerden hareketle zengin mizahi bir dil ve hikâye anlatıcılığı üstüne kurulmuş farklı sesli asistan versiyonları geliştirdik ve bunları yine engelli katılımcılarımıza kullandırıp son haline getirdik. Elde edilen bulgular, ortaklaşa tasarım anlayışıyla geliştirilen asistanımız vasıtasıyla engellilerin toplumsal bağlarını güçlendirerek onların kültürel mirasa daha aktif katılımlarını sağladığını açıkça ortaya koydu. Mekânı sadece dinleyerek deneyimleyen katılımcıların yaşadıkları büyük memnuniyetin yanında ciddi bir bölümünün mekânın haritasını yüksek bir doğruluk oranıyla çizebildiğini de görmek hepimizi mutlu etti.

Çok açık ki ortaklaşa tasarım anlayışıyla geliştirilen bu tarz yapay zekâ merkezli platformları sadece engelli toplulukları için değil, nitelikli kültürel deneyimlere fiziksel erişim sorunu yaşayan herkes için büyük bir potansiyeli temsil ediyor. Gidilecek uzun bir yol var!

İlgili İçerikler

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.