MediaCat

Göçmenler hakkında konuşmalıyız

İş ve markalar dünyası olarak göçmenler üzerine ne kadar düşünüyoruz? Yoğun göç dalgalarının beraberinde getirdiği kültürel, demografik ve ekonomik dönüşümlerin farkındayız. Bunu iletişime aktarıyor muyuz?

Gallup anketlerine göre, 2021 yılında dünyadaki tüm yetişkinlerin yüzde 16’sı, yani yaklaşık 900 milyon birey, fırsatını bulabilirse ülkesinden kalıcı olarak ayrılmak istiyordu. Türkiye, bu göçmen adaylarının gitmek istediği ülkeler arasında yüzde 1 ile neredeyse en son sırada. Bununla beraber, özellikle 2015’ten itibaren Suriye Savaşı, 2022’den itibaren de Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası göç etmeye mecbur bırakılan milyonlarca insanın yöneldiği güzergâh. Bugün Göç İdaresi Başkanlığı’nın paylaştığı istatistikler, Temmuz 2023 itibarıyla Türkiye’de bulunan göçmenlerin sayısını yaklaşık 5 milyon kişi olarak gösteriyor. Bu oranın çok büyük bir bölümü Suriyelilerden oluşuyor; kalanlarsa Afganistan, Ukrayna, Rusya, İran ve Irak’tan gelenler. Hükümetin herhangi bir etnik, kültürel ya da dini ayrıma tabi tutmadan uygulamaya devam edeceğini söylediği açık kapı politikası, bu orana milyonların daha eklenebileceğine işaret ediyor.

Kitlesel yer değiştirme hareketleri yeni değil ancak göç olgusuna, insan hakları perspektifi, gelişmiş kurumları ve yasal çerçeveleriyle sınır ve entegrasyon politikaları ve muhtemel kültürel ve ekonomik sonuçları gözeterek yaklaşmak nispeten kısa bir tarihe sahip. Ve bu kısa tarihte Türkiye’nin içinden geçtiği duruma benzer, çok kısa sürede ev sahibi ülkenin demografisini değiştirecek yoğunlukta bir deneyim neredeyse yok. Bir başka deyişle, Türkiye’de yaşananlar yakın tarihin en zorlu göç sınavlarından biri.

Türkiye’nin entegrasyon karnesi

Türkiye, Avrupa Birliği’yle 2016 yılında imzaladığı mülteci mutabakatının ardından aldığı fonlarla, göç ve entegrasyon politikalarını ölçen Migrant Integration Policy Index (MIPEX) değerlendirmelerine göre epey yol kat etti. MIPEX’te ülkelerin entegrasyon politikaları değerlendirilirken üç boyut dikkate alınıyor: göçmenlerin vatandaşlarla benzer temel haklara sahip oluşu, göçmenlerle vatandaşlar arasında fırsat eşitliği sağlanması ve göçmenlerin ülkedeki geleceklerinin güvenliği. 2014’te 26 puanla “göç alan ancak entegrasyon politikaları olmayan” ülke kategorisinde olan Türkiye, 2019 yılının değerlendirmesinde 43 puan alarak “kapsamlı entegrasyon politikaları olan ülke” konumuna yükseldi. Türkiye’nin performansında özellikle eğitim ve sağlık alanlarında kaydedilen ilerlemeler dikkat çekiyor. Güçlendirilmesi gereken alanlarsa siyasi katılım, işgücü piyasası hareketliliği ve ayrımcılıkla mücadele.

Ötekiyi sev(me)mek

Göçmenlere yönelik algı ve tutumlarsa başlangıçta umutlu, sonrasında giderek karamsarlaşan bir seyir izliyor. KONDA’nın 2022 yılında yayımlanan “Bir Arada Yaşarız: Kutuplaşan Toplumda Bir Arada Yaşama Kapasitesi” çalışması, toplumun “öteki”leri arasında yer alan göçmenlere yönelik kayda değer bir önyargı olmadığını ortaya koyuyordu. “Hepimiz göçmeniz, hiçbirimiz başkalarından daha yerli ya da yabancı değiliz” önermesine toplumun 4’te 3’ü katılıyordu hatta bu önerme modernler, geleneksel muhafazakârlar ve dindar muhafazakârlardan oluşan hayat tarzları kümelerinde farklılaşan eğilimler göstermiyordu.

KONDA’nın 2016 yılında başlayan Suriyeliler özelindeki algı araştırması ise, daha derin ve farklı bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Başlangıçta toplumun yüzde 59’u için Suriye’den gelenler zulümden kaçan insanlardı, yüzde 73’ü için sığınmacıların kabulü insanlık göreviydi, yüzde 57’si için Suriyeli göçmenlerin kabulü Türkiye’nin coğrafi ve tarihsel sorumluluğu idi. Türkiye’nin sırtında yük olduğunu söyleyenler yalnızca yüzde 7 ile sınırlıydı. Toplumun yüzde 52’si savaş bitince Suriyelilerin geri döneceklerini düşünüyordu. 2016 ve 2019 yılları arasında sığınmacılarla aynı kenti paylaşmak istemeyenler yüzde 28’den yüzde 60’a, aynı mahalleyi paylaşmak istemeyenler yüzde 43’ten yüzde 69’a ve aynı apartmanda komşu olmak istemeyenlerin oranı yüzde 59’dan yüzde 79’a yükseldi. 2019 itibarıyla Suriyeli sığınmacılar nedeniyle kentlerin daha güvensiz olduğunu söyleyenler toplumun yüzde 76’sını, ekonominin zarar gördüğünü düşünenlerse toplumun yüzde 78’ini oluşturuyordu. Veri eksikliğinin kendini hissettirdiği düzensiz göç olgusu ve benzeri faktörler düşünüldüğünde, kutuplaşmanın artacağını öngörmek hatalı sayılmaz. Kısaca, dünyanın geri kalanında olduğu gibi, göçmenlerle ilişki yalnızca kültürel, politik ya da ekonomik açıdan değil, aynı zamanda insani açıdan da değerler meselesi olmaktan çıkarların ön plana çıktığı bir meseleye dönüşüyor.

İş dünyasından manzaralar

Bu yoğun hareketliliğe ve beraberinde getirdiği sosyolojik, mekânsal ve zihinsel değişime Türkiye’de devlet ve sivil toplum kuruluşları dışında kimler yanıt veriyor; iş dünyası ya da kültürel üretim hattı bu konuda somut pratikler geliştiriyor ya da göçmenlerin varlığının benimsendiğini hissettiren senaryolara imza atıyor mu?

Bir başka mühim konu ise çeşitlilik ve kapsayıcılık. Şirket bazında 206 aktif üyesi bulunan Global Compact Türkiye’nin 2020 yılında yayımladığı İş Dünyası Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Rehberi’nde mültecilerin güvenceli istihdamı ve sosyal içermeye yönelik kapsamlı bir “performans kontrol listesi” bulunuyor. İşe alım politikalarından çalışma izni düzenlemelerine, ayrımcılık karşıtı şirket kültürü inşasından tedarik zincirlerindeki göçmen katılımına yönelik çeşitliliği artırmaya, kişisel ve mesleki gelişim ile terfi ve oryantasyon süreçlerinin göçmen çalışanlar için fırsat eşitliği oluşturacak biçimde düzenlenmesinden SGK, ödüllendirme ve zorbalık karşıtı düzenlemelerin göçmenleri de kapsayacak şekilde yapılandırılmasına kadar bir dizi maddede taahhüt, uygulama ve ölçüm başlıkları altında şirketlere yönlendirme sunan liste oldukça faydalı. Bununla beraber, Türkiye’deki şirketlerin mevcut performansına yönelik durum verileri henüz paylaşılmadı. Bu paylaşım, yapılması durumunda iş dünyasının geri kalanı için de referans ya da ilham verici bir kaynak görevi üstlenebilir.

Diaspora iletişiminin zamanı geldi mi?

Göçmenlerin kendi kayıtdışı ekonomilerini kurduklarına dair haberler sürekli dolaşımda. Ulaşım, kişisel bakım, zincir marketler ve gayrimenkul gibi sektörlerde göçmenlere yönelik ürün ve hizmetler artmaya başladı.

Yerli üreticilerinse milyonlarca insanı içeren bu tüketici grubuna özel bir marka ya da hedef kitle bazlı stratejiler oluşturmaya başladığını söylemek için henüz çok erken. Ancak içinde bulunduğumuz durum markalı iletişim açısından yenilikçi yaklaşımlar doğurmaya aday görünüyor.

Diaspora pazarlaması 2010’lu yıllarda yaşanan yoğun göç dalgalarıyla birlikte konuşulmaya başlanan bir kavram. Bugünün göç hareketlerini geçmiştekilerden ayıran boyut, göç edilen ülke ve anavatan arasındaki bağın eskisine nazaran çok daha kuvvetli oluşu. Uygun maliyetli ve erişilebilir seyahat ve kargo seçenekleri, telekomünikasyon ve dijital teknolojilerin gelişimi ve uydu yayıncılığı geride bırakılan kültürle aktif olarak ve ara vermeden devam eden bir ilişki kurulabilmesini sağlıyor. Dolayısıyla, göçmenler ev sahibi kültüre uyum sağlarken, geleneksel aidiyetlerini de sürdürülebiliyorlar.

Elbette yerleştikleri coğrafyanın kültürünü ve âdetlerini hızla benimsemek isteyen göçmenler olacaktır, tıpkı bu coğrafyadaki mevcut markaların zorunlu müşterisi olmayı kabul etmeyecek göçmenler olacağı gibi. Bu kültürel ayrımları yapabilmek, uygun etnik ürün ve hizmetleri geliştirebilmek ve iletişim hattını da bu doğrultuda tasarlayabilmek özenli araştırmalara, göçmenlere yönelik verilerin şeffaf, doğru ve güncel olabilmesine ve bir arada yaşama kültürüne katkı sağlama iradesine bağlı. Bu farkındalık Türkiye’de mevcut ancak yeterince olgunlaşmış ve ihtiyaç duyulan somut senaryoları üretmiş görünmüyor. Her halükarda, yakın gelecekte bu konu üzerinde daha fazla düşünmemiz gerekeceği kesin.

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.