Yaratıcılığın İzinde: Eric Goldberg

MediaCat Nisan sayısında, Yaratıcılığın İzinde söyleşi serimizin konuğu Animasyon Sanatçısı Eric Goldberg oldu.

01.04.2019 - 15:58 | Tuğba Özögretmen

Yaratıcılığın İzinde: Eric Goldberg

Pocahontas, Aladdin, Pembe Panter, Winnie the Pooh, Moana ve daha onlarcasında yönetmen, animasyon sanatçısı ya da seslendirme sanatçısı olarak bu rengârenk dünyanın renklerini daha da belirginleştirdi Eric Goldberg. “Bu filmlerin, tanımadığım insanların hayatına dokunmasını seviyorum. Benim kim olduğumu bilmiyorlar” diyor. Yine de ortada bir tanışıklık olmadığını söylemek haksızlık olur. Çünkü onun sayesinde milyonlarca insan aynı hayal dünyasını paylaşıyor.

Yaratıcı dünyanızı nasıl tanımlarsınız?

Benim yaratıcı dünyamda sınır gökyüzü. Kendimi sıradan ya da klişe şeylerle sınırlandırmak istemiyorum. Zihnim beni nereye götürürse oraya gitmek istiyorum.

Tasarlamaya nereden başlıyorsunuz?

Animasyon karakterlerin pek çok ebeveyni var. Karakterler sıklıkla yönetmenler tarafından oluşturulur ancak senaristler bu süreçte yer alırlar. Bunlar, görsel dünyanın, belirli bir karaktere yönelik farklı tarzlar ve yaklaşımlarla zenginleşmesini sağlar. Storyboard sanatçıları da hikâyenin gidişatına göre karakterlerin yapabileceklerini geliştiriyorlar. Yani animasyon sanatçısı işe el atmadan pek çok şey halledilmiş oluyor.

Bunlar benim hiçbir katkım olmadığı anlamına gelmiyor tabii. Oyuncuların yer aldığı canlı çekim mantığından farklı. Orada da yönetmenleriniz, senaristleriniz, tasarımcılarınız olabilir. Ve diyebilirsiniz ki, “Tamam, bu rol için Brad Pitt’i alabiliriz.” Sonrasında Brad Pitt, o role nasıl adapte olacağını planlar. Biz ise sürekli olarak karakterleri, içinde yer aldıkları hikâye ve o hikâye içinde birbirleriyle nasıl bağlantı kuracakları üzerinden düşünmek zorundayız.

Animasyonlar tamamen farklı bir hikâye anlatımına sahip. Bazen bir yürüyüş ya da bir gülümseme çok şey anlatabiliyor. Peki, kelimeler ve diyaloglar olmadan hikâye anlatmanın zorlukları neler?

Yıllar boyu sıkıcı birçok pandomim karakteri olmuştur. Mesele karakterlerin ifade güçlerini ortaya koymaları için bedenlerini ne kadar kullanabildikleriyle alakalı. Pandomim karakterlerinde farklı kişilik özelliklerine sahip olabildiğiniz gibi, konuşan karakterlerde de aynı şey geçerli. Yakın zamanda tasarladığım pandomim karakterlerden biri Moana’daki Mini Maui’ydi. Komik olmasının yanında ikisinin arasındaki ilişkiyi yansıtmak çok önemliydi. Mini Maui’yi her zaman Jiminy Cricket’ın (Pinokyo’nun bilinçaltındaki karakter) tavır sahibi hali olarak düşündüm. Tabii o itelemeyi, dalga geçmeyi seven ve işleri pek de doğru şekilde yapamayan biriydi.

İnsanların karakterlere ilişkin algılarından bağımsız şekilde, bir şeyleri sıfırdan yaratmak -ki burada elbette bu başarılı karakterlerin oluşum sürecinde katkısı olan herkesi kastediyorum- konuşan ve konuşmayan karakterler arasında bağlar kurmak, bir animasyonun yapabileceği en mucizevi şeylerden biri. Big Maui ve Mini Maui’nin arkadaş oldukları çok açık. Ve bazen arkadaşlar, tıpkı onların durumunda olduğu gibi birbirlerine pek de riayet etmeyebilirler.

Klasik bir karakteri alıp onu yeni dünyanın içine sokmak, yeni neslin beklentileriyle buluşturmak bir animasyon sanatçısı için ne denli zor? Bunu daha önce Mickey’nin dijitalleşme sürecinde gördük örneğin.

Karakter için ne kadar farklı yineleme yapılmış olsa da, belirleyici olan kişiliktir. Bu, ana kişilik özelliklerine ne kadar bağlı kaldığınızla alakalı, farklı iletim şekilleri oluşturma meselesidir.

Sizce animasyon karakterler çocukların ve yetişkinlerin hayatlarında nasıl değerler yaratabilir?

Çocuklarla başlayalım. Animasyon çoğu zaman, çocukların yetişkinliğe giden yolda tecrübe edecekleri daha büyük bir evrende onlara yardımcı oluyor. Benim neslimden pek çok kişi Bambi’nin annesinin ölümüne tanıklık etti. Aynı şekilde Aslan Kral’ın babası Mufasa’nın ölümünü düşünün. İşte bu karakterler, çocukların bu tür ciddi sorunlarla baş etmelerinde onlara yardımcı oluyor çünkü çocuklar onlarla bağ kurabiliyorlar. Yetişkinler tarafından baktığımızda da, bu filmleri özellikle çocuklar için değil herkes için yaptığımızı söyleyebilirim. Kim Alaaddin’in Cini kadar eğlenceli olmak istemez ki? Bu karakterlerle çocuklar kadar yetişkinler de bağ kurabiliyor.

Bir animasyonda hiçbir şey tesadüfi değildir, her şey kasıtlıdır. Çünkü her şey adım adım incelikle yürür.

Kendimizi bazen farklı seviyelerdeki temalar üzerinde çalışırken buluyoruz. Örneğin, fiziksel özellikleri sayesinde çocukların bağ kurabilecekleri karakterler ya da hazırcevap diyaloglarıyla yetişkinlerin kendilerine yakın hissettikleri karakterler. Bunlar aynı zamanda çok karmaşık duygularla baş etmenizde size yardımcı olabilirler. Pocahontas’ı yapmak çok eğlenceliydi. Filmde John Smith ile Pocahontas’ın yakınlaştıkları bir sahne vardı. Sonra davulların sesini duyan Pocahontas, “Gitmem lazım” diyerek ayrılıyordu. Benzer şekilde Dumbo’da da ayrımcılık teması vardı, toplumdan dışlanmış ve herkesten farklı bir karakterdi Dumbo.

Bunlar hayli yetişkin işi şeyler. Dediğim gibi hepsi de farklı seviyelerde ele alınmış meseleler. Ancak şunu söylemeliyim ki, bir animasyonda hiçbir şey tesadüfi değildir, her şey kasıtlıdır. Çünkü her şey adım adım incelikle yürür.

Bir animasyon karakteri yaratmanın en heyecan verici tarafı ne?

Bu filmlerin, tanımadığım insanların hayatına dokunmasını seviyorum. Benim kim olduğumu bilmiyorlar. Dünya üzerinde, yarattığım karakterlerle kendileri arasında bağ kuran pek çok insan var ve bu gerçekten muhteşem. Animasyonlarla ilgili sevdiğim başka bir şey de devasa bir raf ömrüne sahip olmaları. Yaptığınız bir animasyon 40-60 yıl sonrası için bile anlam ifade edebilir. Çoğu film yapıldığı zamanın özelliklerini yansıtır ancak animasyon biraz farklıdır. Burada mevzu bahis insan duygularıdır ki o da modadan ya da trendlerden bağımsızdır.

Giriş

Parolanı mı unuttun?

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.