Coca-Cola’nın maskotu Pepsi’yi seçerse ne olur?

Pepsi Zero Sugar, yeni reklam filminde Coca-Cola’nın ikonik kutup ayısını kullanarak iddialı ve dikkat çekici bir işe imza atıyor.

Pepsi Zero Sugar, Super Bowl 60 için hazırladığı yeni reklam filmi “The Choice” ile kola rekabetini bambaşka bir seviyeye taşıyor. Maçın ikinci çeyreğinde yayınlanacak 30 saniyelik filmde, yıllardır Coca-Cola ile özdeşleşen ikonik bir kutup ayısı, Pepsi Challenge’a katılıyor ve tercihini Pepsi Zero Sugar’dan yana kullanıyor.

Bu beklenmedik seçimle başlayan varoluşsal kriz, ayıyı bir içsel yolculuğa sürüklerken hikâye, ABD’de bir Coldplay konserinde yaşanan ve sosyal medyada gündem olan “kiss cam” olayına yapılan göndermeyle son buluyor. Boston’daki konserde sahneye yansıtılan öpücük kamerası görüntülerinde, teknoloji şirketi Astronomer’ın evli CEO’su Andy Byron, şirketin İnsan Kaynakları Direktörü Kristin Cabot ile samimi bir şekilde kameralara yakalanmış; sözkonusu an, kısa sürede sosyal medyada tartışma yaratarak popüler kültürün hafızasına kazınmıştı. Reklam filmi, bu çok konuşulan olayı mizahi bir dille yeniden yorumlayarak final sahnesine taşıyor.

Reklamın yönetmen koltuğunda, Oscar ödüllü yönetmen Taika Waititi oturuyor. Waititi, filmde yalnızca yönetmen olarak değil, aynı zamanda kutup ayısının terapistini canlandırarak kamera karşısına da geçiyor. Film, Queen’in ikonik parçası “I Want to Break Free” eşliğinde ilerlerken, PepsiCo’nun Waititi ile bu ikinci Super Bowl işbirliği olma özelliğini taşıyor. Kreatif süreçte ise PepsiCo Content Studio ve BBDO imzası bulunuyor.

Pepsi’nin Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Gustavo Reyna, reklamın Pepsi’nin “challenger DNA”sını net biçimde yansıttığını vurgularken, filmin yalnızca cesur bir fikirden ibaret olmadığını özellikle belirtiyor. Reyna’ya göre bu hikâye, doğrudan veriye dayalı bir içgörüye dayanıyor.

Reyna, reklamdaki kutup ayısının sembolik bir karakter olduğunu belirterek, “Bu ayı, aslında Amerika’daki milyonlarca kola severden sadece biri. Çoğunluğun gerçek tercihlerini temsil ediyor” diyor.

Coca-Cola’nın son dönemde yapay zekâ destekli reklam çalışmalarına yönelmesine de değinen Reyna, bu kampanyada insan dokunuşunun özellikle öne çıkarıldığını ifade ediyor. CGI ile yaratılan bir karakter olmasına rağmen, filmin merkezinde Waititi’nin anlatımı ve zanaatkârlığının yer aldığını vurguluyor: “Bizim için önemli olan şey; insanlarımızın, yeteneklerimizin ve iş ortaklarımızın yaratıcılığı. Bu kampanyada, tam olarak bu zanaata odaklandık ve ayıyı gerçekten ‘canlı’ hissettirmek istedik.”

Reklam filmiyle sınırlı kalmayan kampanya kapsamında, Pepsi’nin kutup ayısı Super Bowl haftasında San Francisco’da sahada da tüketicilerle buluşacak. Marka ayrıca, hayranların katılabileceği yeni Pepsi Challenge etkinlikleri düzenlemeyi planlıyor. Maç sonrası dönemde ise Pepsi, “edu-tainment” yaklaşımıyla kurgulanan kapsamlı bir podcast serisi ile kampanyayı dijital mecralarda da sürdürecek.

Reyna, kampanyanın nihai hedefini şu sözlerle özetliyor: “Bu hikâyenin özü, insanlara markayı yeniden düşündürmek, tercihlerini sorgulatmak ve kolaya bakışlarını yeniden değerlendirmelerini sağlamak.”