MediaCat

Yaratıcı zekânın yapay zekâyla sınavı

John Maeda’nın SXSW 2023 sunumundan notları önce yapay, sonra yaratıcı zekânın süzgecinden okumaya davetlisiniz.

Yaratıcı zekânın yapay zekâyla sınavı

Dünyanın en büyük teknoloji, pazarlama ve eğlence etkinliği SXSW bu yıl da dünyanın en çok merak ettiği konuları dokuz gün boyunca Texas Austin’de konuştu. Her yıl SXSW gibi teknoloji odaklı festivallerin odaklandığı ana konu “Sıradaki büyük olay nedir?” oluyor. Bu yıl ise SXSW’da sıradaki büyük olayın yapay zekâ olduğu konusunda herkes hemfikirdi. Benim de her sene merakla beklediğim John Maeda, yapay zekânın tarihsel gelişimini ve nasıl bir evrim sürecinden geçeceğini tasarım odağında ele aldı.

Maeda’nın sunumunu dinlerken aklımdan çıkmayan sorular MediaCat için her yıl hazırladığım SXSW yazımın da çıkış noktası oldu: “SXSW yazısını yapay zekâyla birlikte nasıl hazırlayabiliriz?”

Maeda’nın 1 saatlik konuşmasını önce 8 saat 22 dakikada yazılı hale getirerek işe başladım. Sonra ChatGPT’den yazının bir özetini çıkarmasını istedim ancak verdiği özetin pek tatmin edici olduğunu söyleyemem. Sizinle önce ChatGPT’nin özetini paylaşıyorum:

Bu konuşmada, konuşmacı AI ve hesaplamalı tasarımın hayatın çeşitli yönlerindeki büyümesi ve etkisini tartışıyor. AI’ın farklı alanlara nasıl entegre edildiğini ve zamanla daha zeki hale gelme potansiyelini ele alıyorlar. Ayrıca, Nicholas Negroponte ve William J. Mitchell gibi öncülerden etkilenen hesaplamaya dair kendi alanındaki yolculuklarını da anlatıyorlar. Konuşmacı, AI çağında tasarımın önemine değinir ve 1990’larda hesaplamalı estetikle çalışma deneyimlerini paylaşır. Meydan okuma, sadece makineyle konuşmak değil, aynı zamanda insan gibi konuşmak olduğunu vurgular, çünkü AI geleceği şekillendirmeye ve geliştirmeye devam ediyor.

Konuşmacı, tasarım sektöründeki yolculuğundan, çeşitli teknolojiler ve malzemelerle çalışarak ve sonunda Barack Obama’nın “Audacity of Hope” adlı kitabını keşfederek Brown Tasarım Okulu’nun başkanı olmaktan bahseder. Olağanüstü şeyler yaratmada el, zihin ve kalbin kombinasyonunun önemini vurgular ve STEM’e sanatı eklemek için savunuculuk yapar, STEAM’i oluşturur. Ayrıca temel modellere olan ilgisini ve farklı modellerin farklı hızlarda ilerlemesini de tartışır.

Özetle, konuşmacı, tasarımcıların dünyanın çeşitli yönlerindeki önemini vurgulamaktadır çünkü çok yönlü ve derinlemesine iletişim kurabilirler. Ayrıca, tasarımın evrimleşen doğasına ve teknolojiyle, özellikle yapay zekâ ile giderek artan entegrasyonuna da değinirler. Konuşmacı, izleyicileri bu gelişmelerle ilgili meraklı olmaya ve alandaki hızlı ilerlemelerle ayak uydurmaya teşvik eder.

Konuşmada, konuşmacı insan beynini, biliş ve bağlamın iki bıçağı olduğu bir makas çifti olarak ele alır. Bu kavramı büyük dil modelleri ile ilişkilendirir ve ön eğitimli temel modeli biliş bıçağına, giriş verilerini ise bağlam bıçağına benzetir. Bu iki öğenin kombinasyonu, bir konuşmaya benzer enerji yaratır. Konuşmacı, klasik makine öğrenimi yöntemleri ile büyük dil modellerini kullanarak yeni yaklaşım arasındaki farklara değinir.

ChatGPT, Maeda’nın 16 sayfalık sunumunu 1 sayfalık bir özete 2 dakika 16 saniyede dönüştürdü. Bu özetten Maeda’nın yapay zekâ hakkındaki düşüncelerini tam olarak anlayabilmek pek mümkün değil, daha çok konu başlıkları hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz.

Bu arada, bu yazıyı hazırlarken ChatGPT’nin yanı sıra Midjourney de bizimleydi. Yukarıdaki resmi Midjourney’e verdiğim bir komutla hazırladım: /imagine prompt: Gelecekte yapay zekaya sahip bir bilgisayar güneşli bir günde SXSW ile ilgili uzun bir makale yazmaktadır.

Benim Maeda’nın sunumundan kendime çıkardığım notlar ise şöyleydi:

Raymond Kurtzweil’in 2045 teorisi

Bilgisayar bilimi dünyasının ünlü ismi Raymond Kurtzweil, 2011’de Time Magazine’de yayımlanan makalesinde yapay zekânın geçireceği evrime dair şöyle söylemişti: “2000 yılında bilgisayarlar en azından bir böcekten daha akıllı hale gelmişti. 2015’te bilgisayarların nispeten bir kemirgene eşdeğer olacağını tahmin etti. 2023 yılında bir kişinin zekâsına yaklaşacağını söyledi. 2045’te ise bilgisayarların gezegendeki her insan kadar akıllı olacağını söylüyordu. Önümüzdeki 12 sene çok eğlenceli olacak gibi görünüyor.”

Bilgisayar dili öğrenmeden bilgisayarla konuşabilirsiniz

Biliyoruz ki birçok bilgisayar mühendisi ve tasarımcı nasıl kod yazılabileceğini gayet iyi biliyor. Bilgisayarla konuşmayı öğrenmek gerçekten zor bir süreç. Bir tür matematiksel dil bilmeniz ve bu dil ile düşünebilmeniz gerekiyor. Şimdi yaşadığımız devrim bu dili öğrenmeden gelişmiş insanların yapay zekâ modelleri aracılığıyla bilgisayarla konuşabileceği anlamına geliyor. Bugüne kadar makinelerin dilinden anlayan bir grup insan şimdi milyonlarca insana dönüşüyor.

Tasarım, biçim ve içeriği bir araya getirme yöntemidir

Tasarım ve yaratıcı endüstride görebileceğiniz bir arketip var. Hem metin yazarı hem sanat yönetmeni olan insanlar, yani birleşik insanlar. Bu çok güçlü bir kombinasyon çünkü bu insanlar derinden iletişim kurabiliyorlar. Yapay zekâya komut veren tasarımcı ve yaratıcı insanların içerikle biçimi bir araya getirebilen yetenekler olduklarını unutmamaları gerekiyor. Tasarımcıların görüntü odaklı düşünmekten önce strateji odaklı düşünebilmeleri bu açıdan çok önemli.

İnsan beyni bir makas gibi çalışır

Herbert Simon’a göre insan beyni bir makas gibi çalışır. Bu makasın bıçaklarından biri bilişsel düşünce yani düşünme gücü. Diğer bıçak ise bağlamdır, yani hafıza gücü. Hafıza ve bilişsel düşünce güçlerimiz ile bir dil oluştururuz. İşte bu iki bıçağın çalışma biçimi bugün büyük dil modellerinin nasıl çalıştığını da açıklamaya yardımcı oluyor. Konuşmak gibi… Makinelerle bu şekilde konuşuyoruz ve makineler de bizimle bu şekilde konuşuyor.

Sıkıcı işleri yapay zekâya bırak, keyfine bak!

Takvim yönetimi, sunum hazırlığı, veri temizliği, araştırma hazırlığı, özet çıkarma gibi sıkıcı işleri eğer yapay zekâyla yapabilirsek; karar verme, insanlarla konuşma, başkalarıyla birlikte öğrenme, koçluk, ilişki kurma, sunumların yapılması, üretim stratejilerinin belirlenmesi gibi insana ihtiyaç duyulan konularda daha fazla yer alabiliriz. Bu yüzden neyi daha az ve neyi daha çok yapmak istediğimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Eğer bu ikisini ayırabilirsek, hayatı daha fazla zevk ve daha az acı ile yaşayabiliriz ve yapay zekâ muhtemelen bunu yapmamıza yardımcı olacak.

Algoritmalar, insan müdahalesinin karşısında durabilir mi?

İnsanların bazı şeylerden sorumlu olduğunu unutuyoruz. Sizin için bir şeyler yapan bir makineniz varsa, makinenin sorumluluğunu da siz belirlersiniz. Örneğin, kaçımızın evinde insanlar için tehlikeli bir ev aleti var?

/imagine prompt: Austin’de bir çölün ortasında duran devasa ve cinsiyetsiz bir bilgisayar çipinin etrafında milyonlarca insan vardır ve bu çipe heyecanla bakmaktadırlar.

Maeda ve birçok fütüristin de öngördüğü gibi gelecekteki teknolojik gelişmelerin büyük bir bölümü yapay zekâ içeriyor olacak. Üstelik yapay zekânın, teknolojinin gelişmesine insanlık kadar katkı sağladığı konusunda herkes hemfikir. Bu sınır zorlayan teknolojinin nasıl kullanılacağı ise hâlâ merak konusu. Bu yüzden “Sıradaki büyük olay nedir?” sorusu, yapay zekâya sorulacak “Sıradaki büyük komut nedir?” sorusuna dönüşmüş durumda. Yani geçtiğimiz senelerde aklımızı kurcalayan “Yapay zekâ mesleklerimizi elimizden alacak mı?” sorusu biraz eski moda kalıyor.

Yeni sorumuz – “Yapay zekâyı hayatına ne kadar alıyorsun?”

İlgili İçerikler

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.