Ortak akıl: Yapay zekâ çağına uyum için 10 maddelik yol haritası

Türkiye’nin önde gelen isimlerinin katkısıyla oluşan bu 10 maddelik manifesto, 2026 yılında teknolojiyi nasıl yöneteceğimize dair net bir pusula sunuyor.

Sunuculuğunu yaptığım “Google ile Yapay Zeka Sohbetleri” serisinde, tam 26 bölümü geride bıraktık. Bu programda ev sahibi olarak; sanatın en yaratıcı isimlerinden iş dünyasının en tepesindeki CEO’lara, değerli hocalarımızdan, sivil toplum ve girişimcilik ekosisteminin liderlerine kadar Türkiye’nin en parlak zihinlerini ağırlama şansına eriştim.

Bu serideki amacımız, yapay zekanın sadece teknolojik bir gelişme olarak değil, sanattan sağlığa, iş dünyasından eğitime hayatın her alanına dokunan toplumsal bir devrim olarak ele almaktı.

2026’ya başlarken, yapay zeka kullanarak farklı bir deney yapmak istedim. bu devasa sözlü tarih arşivi, yüzlerce sayfalık deşifreyi ve saatler süren beyin fırtınalarını, programın ruhuna uygun olarak Google’ın yapay zeka uygulaması NotebookLM’e yükledim ve tek bir soru sordum:

“Bu 26 farklı zihin, aslında hep bir ağızdan bize gelecek için ne söylüyor?”

NotebookLM, tüm içerikleri analiz etti ve bir sentez oluşturdu. Ortaya çıkan sonuç, kişisel görüşlerin ötesinde, Türkiye’nin değerli uzmanlarının derinlikli perspektiflerinden oluşan 10 maddelik dönüşüm haritası oldu:

1. Strateji: Balinaları değil, hamsileri kovalayın

Dijital dönüşümün en büyük tuzağı, mükemmeliyetçilik ve devasa planlar yaparken hareket kabiliyetini yitirmektir. Konuklarımızın ortak vurgusu net: Belirsizlik çağında esnekliğin formülü; sonucu üç yıl sonra görülecek hantal, riskli ve pahalı “balina” projeler peşinde koşmak değil. Bunun yerine, sonucu hemen görülebilecek, ölçülebilir, küçük, çevik ve seri “hamsi” projelerine odaklanılmalı. “Quick win” (hızlı başarı) dediğimiz bu küçük başarılar, kurum içindeki teknolojik direnci kırar, ekiplerin özgüvenini tazeler ve büyük dönüşüm için gereken güven zeminini oluşturur.

2. Konumlandırma: Patatesi o soyar, yemeği siz seçersiniz

Teknolojiye teslim olmak ile teknolojiyi yönetmek arasındaki ince çizgi burasıdır. Yapay zekâ, malzemeyi toplayan, veriyi tasnif eden, hatta metaforik olarak “patatesi soyan” mükemmel bir asistandır. Ancak “hangi yemeğin pişirileceğine”, yani vizyona, stratejiye ve ahlaki standartlara karar verecek olan şeftir; yani insandır. Yapay zekâyı, işinizi devredeceğiniz bir rakip veya “sihirli bir değnek” olarak değil; yetkinliğinizi artıran, angaryayı üstlenen ultra yetenekli bir “dijital stajyer” olarak konumlandırmalısınız. Direksiyon daima sizde kalmalı.

3. İş modeli: “Solopreneur” (Tek kişilik dev) çağı

Girişimcilik dünyasında yıllardır duyduğumuz “Ekip kuramadım”, “Yazılımcı bulamadım”, “Param yetmedi” mazeretleri tarihe karışıyor. Kodlama bilme zorunluluğunun kalkmasıyla (No-code/Low-code), bir fikir ile o fikrin ürüne dönüşmesi arasındaki teknik bariyerler yıkıldı. Artık tek bir kişi, yapay zekâ ajanlarını (AI agents) kullanarak; pazarlamasından kodlamasına, finansından içeriğine kadar tek başına milyar dolarlık bir şirket gibi operasyon yürütebilir. Fikirlerin uygulama aşamasına geçmesi artık aylar değil, saniyeler sürüyor.

4. Liderlik: Zamana değil, hıza dayanıklılık

Sanayi devriminin mirası olan köklü kurum, zamana dayanıklılık gibi kavramlar, yerini hıza dayanıklılık ve esneklik ilkelerine bırakıyor. Hiyerarşik, katı, bürokratik piramit yapılar bu çağın veri akış hızına yetişemez. Geleceğin organizasyonları; tıpkı bir film ekibi (örneğin Ocean’s 11) gibi, her proje için farklı yeteneklerin bir araya gelip, iş bitince dağılabildiği, sürtünmesiz ve akışkan yapılar olmak zorunda. Yeni nesil lider; emir veren değil, bu akışkan yetenekleri ve yapay zekâ araçlarını bir orkestra şefi gibi yöneten kişidir.

5. Yaratıcılık: Kusurluluğun ve duygunun gücü

Herkesin teknik olarak kusursuz metinler, görseller ve videolar üretebildiği bir dünyada, mükemmellik sıradanlaşır. Farkı yaratan şey ise insani kusurlar, duygular ve biricik yaşanmışlıklar olacak. Yapay zekâ ortalamayı mükemmel yapar ancak insan özgün olanı üretir. Sanatta, pazarlamada ve iletişimde taklit edilemeyen tek şey; insanın kendi hikâyesi, o hikâyedeki pürüzler ve kurduğu gerçek duygusal bağdır. Kusurlarınız, bu çağda sizin imzanızdır.

6. Bilim ve sağlık: Görünmezi görünür kılmak

Yapay zekâ sadece eğlenceli görseller üretmez; bilimin sınırlarını insan zihninin ötesine taşır. Proteinlerin yapısının çözülmesinden (AlphaFold), iklim krizinin modellenmesine kadar karmaşık veri setlerindeki örüntüleri yakalayarak görünmezi görünür kılar. Özellikle sağlıkta; YZ hekimin yerini almak için değil, ona ikinci bir göz olarak destek vermek, teşhis süresini kısaltmak ve hekime hastasıyla göz teması kurabileceği o değerli zamanı geri kazandırmak için oradadır.

7. Öğrenme yöntemi: Reaktif değil, proaktif merak

Toplumsal refleksimiz genelde “yumurta kapıya dayanınca” harekete geçmektir. Ancak bu çağda beklemek, kullanım kılavuzunun çıkmasını ummak oyun dışı kalmak anlamına geliyor. Dönüşümün anahtarı; henüz kimse zorunlu tutmamışken sisteme “Merhaba” demek, onunla konuşmak, hata yapmaktan korkmamak ve o merak kasını sürekli çalıştırmaktır. Teknolojiyi tüketmek yerine, onunla sohbet etmek öğrenmenin en hızlı yoludur.

8. Kritik düşünce: Editör olma sorumluluğu

Bilgiye erişim sorunu bitti, artık doğru bilgiye erişim ve bilgiyi süzme sorunu başladı. Yapay zekâ çok hızlı bir muhabir gibi veriyi toplayıp önünüze getirebilir. Ancak insan, yetkin bir baş editör gibi bu veriyi doğrulamak, bağlama oturtmak, halüsinasyonları (yanlış bilgileri) yakalamak ve etik süzgeçten geçirmekle yükümlüdür. Çıktıya körü körüne güvenmek yerine; onu sorgulayan, neden-sonuç ilişkisini kuran eleştirel düşünce yeteneği, teknik bilgiden çok daha değerlidir.

9. Kariyer: T-insan olmak ve hibritleşme

Artık tek bir alanda uzmanlaşmak (I-tipi insan) yetersizdir. Geleceğin insan modeli, çok yönlü, çok kültürlü “T-İnsan”dır: Dikey eksende bir konuda (örneğin hukuk, tıp veya pazarlama) derinleşen ancak yatay eksende yapay zekâ araçlarını kullanarak diğer tüm disiplinlerle bağ kurabilen hibrit bireyler. Mühendisin sosyal bilimlerden, sanatçının teknolojiden, doktorun veriden anladığı melez bir yetenek seti artık tercih değil, zorunluluktur.

10. Eğitim ve politika: Rotayı çizenler bilmeli

Dönüşüm tabandan (gençlerden, öğrencilerden) başlasa da tavanın (karar vericilerin) vizyonuyla şekillenir. Bir şirketin CEO’su, bir devletin bürokratı veya bir okulun müdürü yapay zekânın potansiyelini ve risklerini bilmiyorsa, altındaki ekibi dönüştüremez. Vizyon, yukarıdan aşağıya akar. Bu yüzden eğitim seferberliği sadece ilkokullardan değil, imza yetkisi olanlardan başlamalıdır. Karar vericilerin eğitimi, ülkenin geleceği için en stratejik yatırımdır.

* 26 bölümlük bu seride bana eşlik eden, zihinlerimizi açan ve bu manifestonun oluşmasını sağlayan tüm konuklarımıza; Prof. Dr. Altan Çakır, Orkun Işıtmak, Öner Biberkökü, Levent Erden, Ozan Sihay, Prof. Dr. Çiğdem Gündüz Demir, Faruk Eczacıbaşı, Hakkı Alkan, Ahmet Can, Özge Özacar, Mehmet Tüfekçi, Deniz Türkeri, Mehmet Keteloğlu, Erhan Meydan, Dr. Çağla Gül Şenkardeş, Çiçek Çizmeci, Prof. Dr. Kerem Rızvanoğlu, Beyza Doğuç, Prof. Dr. Gizem Dinler Doğanay, Bekir Ağırdır, Sina Afra, Erim Şişman, Yavuz Samur, Ufuk Tarhan, Zafer Küçükşabanoğlu ve Hakan Aran’a gönülden teşekkür ediyorum.

Hazırladığım not defterine buradan ulaşabilir, oluşturduğum podcast’i de buradan dinleyebilirsiniz.

İlgili İçerikler