‘Vine’da yaratıcılık nedir, ne değildir?’

Rafineri Stratejik Planlama Uzmanı Can Çalışkan'dan Sabri'li reklam yorumu.

07.02.2014 - 11:01 | Arzu Nilay Kocasu

Rafineri Stratejik Planlama Uzmanı Can Çalışkan'dan Sabri'li reklam yorumu.

Malumunuz, televizyonun yanı sıra sosyal medyanın da tanıdık simalarından Hakan Hepcan ile Turkcell Superonline’ın Sabri’li reklam filmi ekseninde yaşanan tartışmalar geçtiğimiz günlerde sektör gündemini meşgul etmişti. Hepcan reklam filminde kullanılan fikrin kendisine ait olduğunu iddia etmiş, süreci mahkemeye taşıyacağını bildirmişti.

Yaşanan bu olay, sektörü ve olaya tanıklık edenleri daha genel ve temel bir sorunsala yönlendirmesi açısından ayrı bir önem taşıyor: sosyal medya gibi şeffaf ve paylaşım odaklı bir mecrada fikirler ne denli sahiplerine mal edilebilir, fikir hırsızlığının tanımı nedir; yaratıcı bir çalışmadan esinlenmek ile onu sahiplenmek arasındaki çizgi tam olarak nerede duruyor?

Konuyla ilgili olarak görüş bildiren Rafineri Stratejik Planlama Uzmanı Can Çalışkan‘ın yazısını aşağıda bulabilirsiniz. Mevzuyu daha derinlemesine analize açmak ve farklı tarafların düşüncelerine yer vererek tanımların ve kavramların içini hakkıyla doldurabilmek amacıyla sektörün görüşleri geldikçe yayınlamaya devam edeceğiz.

Olay özetle şu: Vine, Twitter fenomeni ve Okan Bayülgen‘in sunduğu Makinakafa programının gitaristi Hakan Hepcan bir Sabri Sarıoğlu Vine’ı çekti. Bu Vine’dan 13 gün sonra da Turkcell Superonline‘ın Sabri ile çektiği, aynı geyikten nemalanan reklam filmi gösterime girdi. Yıllardır süregelen, öğrendiğime göre İncicaps‘in başlattığı ve bobiler.örg‘de de sıkça gördüğümüz “Sabri ve out” geyiği birden mesele oldu. Hakan Hepcan Twitter’da önce bu benzerliğe dikkat çekti, daha sonra ise bir açıklama beklediğini belirtti. Ardından da mevzuyu yargıya intikal ettireceğini yazdı.

Şimdi bu tabloda bence iki adet sorun var. Birincisi, yaratıcı bir fikri sosyal medyaya koyunca otomatik olarak tescilleniyor mu? İkincisi de, herkesin aklına gelebilecek bir içgörü, espri, gözlem veya analiz tescillenebiliyor mu? İkisinin de cevabı hayır sanırım. Çünkü yaratıcılık da moda sektörü gibi… Dünya üzerinde onu tescilleyecek, bir kişinin tekeline verebilecek bir düzenleme yok. ‘Moda sektöründe tescil nasıl yok ya?’ diyenlere Johanna Blakley’in Ted konuşmasını tavsiye ederim. Baya ufuk açar:

Hal böyleyken, sevilen Vine fenomenleri ‘önce ben yaptım, bu fikir artık bana zimmetlidir’ yanılgısına düşmemeliler. Biz onları bütün samimiyetleriyle seviyoruz. Yiğidi öldür, hakkını yeme. Evet, Hakan Hepcan da Turkcell Superonline‘ın metin yazarları gibi bir komedi resmetmiş. Matrak bir dünyası var genel olarak. Yanlış anlaşılmasın. Mevzuyu kesinlikle ‘fikirdir, çalınabilir’ noktasında tartışmıyorum. Orijinal ve yenilikçi fikir her zaman reklamcılığın geleceğidir. Tartıştığım nokta; sosyal medyada paylaşılan bir içeriğin paylaşımı yapan kişi tarafından kendi rızasıyla ‘çalınabilir’ kılındığı ve üzerine hiçbir hak iddia edilmemesi gerektiği. Da Vinci’nin çalışma odasındaki notlardan bahsetmiyoruz. Hiçbir zorunluluk olmadan, internete erişimi olan herkesle paylaştığımız bir içerikten bahsediyoruz. Sosyal medyanın herhangi bir içerikle gelen fikri tescilleme gibi bir özelliği olsaydı, yapılan eylemin adı ‘paylaş’ olmazdı. ‘Beyan et’ olurdu.

Not: Hiç bahsetmedim ama bugüne kadar 13 günde (brief’iydi, debrief’iydi, kreatifin çalışmasıydı, müşteri sunumuydu, senaryonun onayıydı, prodüksiyon süreciydi, offline’ıydı, marka onayıydı, yayınıydı…) reklam çekmeyi başaran var mı?