Sıra bizde!

Teknoloji, yaratıcı endüstrilerin yerçekimini değiştirdi. Artık sadece yeni araçları değil, yeni iş yapma biçimlerini de inşa etme zamanı. ‘Bitmiş’ fikirlerin değil, birlikte ve sürekli evrilen işlerin dönemi başlıyor.

Geçen yazımda, teknolojinin erişim ağlarını değiştirerek zaman içinde müzik başta olmak üzere farklı endüstrilerde gelir dağılımını nasıl altüst ettiğini ve çan eğrilerinin yerini güç yasasına bıraktığını anlatmıştım ve dolayısıyla sıranın reklamcılık ve pazarlama da dahil olmak üzere beyaz yakalı işlere geldiğini tartışmıştım. Gelinen noktada var olan iş modellerinin uzun vadede geçerli olamayacağını, birçok farklı denemenin ortaya çıkacağını ve bunların bir kısmının kalıcı/başarılı olacağını öngörmek mümkün. Bu bağlamda MediaCat.com’daki Forrester’ın “2026 Pazarlama Ajansı Öngörüleri” raporu ile ilgili özetine bir göz atmanızı da öneririm.

Kendimizi, markalarımızı, şirketlerimizi bu yeni döneme uyarlamak için neler yapmak lazım?

Öncelikle bize bugüne kadar başarı getiren iş yapma biçimlerinin artık çalışmayacağını aklımıza yerleştirmeli ve oyunu baştan kurmaya hazır olmamız lazım. Dergimizin yeni yazarı Serkan Girgin ilk yazısında müthiş bir metaforla bunu açıklıyor: “Yapay zekâ, iş dünyasının yerçekimini değiştirdi; artık eski kas hafızanız en büyük riskiniz. Projelerin yüzde 95’inin neden başarısız olduğunu merak ediyorsanız, cevap algoritmalarda ya da son teknolojiyi satın almakta değil; eskiyi unutma ve adapte olma becerisinde.”

Yolda inşa edilen işler dönemi

Bu bağlamda yapay zekâyı ve teknolojiyi bir verimlilik aracı olarak görmek, aynı işi daha hızlı, daha ucuza yapan destekçiler olarak pozisyonlamak yapılacak en büyük hatalardan çünkü işin kendisi değişiyor. Oyun dünyasından bir örnekle açmaya çalışayım: Eskiden oyunlar CD ile (öncesinde disket ile ama onu hatırlayan azdır) dağıtılırken bitmiş oyun satın alırdık. Belki bir iki gözden kaçan hata için sonradan yama yayınlanırdı ama geliştiriciler oyunun final versiyonunu satışa çıkartırlardı. Bugün oyunlar yayınlandıktan sonra geliştirilmeye devam ediyor. Sadece ek paket olarak yayınlanan DLC’lerden kastetmiyorum, oyunculardan gelen geri bildirimlerle değişen oyun mekanizmaları, kullanıcı arayüzleri ve daha pek çok şey düzenli olarak güncelleniyor; oyun kullanıcıları ile birlikte yolda inşa ediliyor, evriliyor. Siz de sevdiğiniz bir serinin yeni oyununu aldığınızda ortalama bir yıl içinde “oturacak” bir oyun aldığınızı biliyorsunuz.

Biz de yıllardır “bitmiş” reklam fikirleri üretiyoruz, kılı kırk yararak test ediyor, büyük prodüksiyonlarla gerçekleştiriyor, büyük medya planları ile ilerliyoruz. Belki de bu kez gerçekten “yayında toplayacak” işler yapmanın vakti gelmiştir? Yapay zekâ ile film çekmenin prodüksiyon dünyasına getireceği sadece zaman ve para verimliliği değil, zaman içinde “oturacak” kampanyalar üretmek de olabilir.

Yapay zekâ ile sıfırdan başlamak

Peki bu iş modelinin fiyatlaması nasıl olur? Medya planlaması ve testleri bugünkü medya ajansı-kreatif ajans bölümlemesi ile çözülebilir mi? A/B testleri ile evrilecek içerikte ajans-marka işbirliği ve fikir birliği nasıl sağlanır, “sınırsız revizyon”dan nasıl kaçınabiliriz?

Araştırma sektörü bu değişimin neresinde yer alacak? Anlık simülasyonlar ve tahmin algoritmaları gerçek tüketici testlerinin yerini mi alacak? Kreatör ekosistemi böyle bir üretim bandına nasıl eklemlenebilir? Bu süreci verimli hale getirmek için nasıl teknolojiler geliştirilebilir? İlk anda aklıma gelenler…

Serkan Girgin’in sorusuyla bitirelim: “Eğer sıfırdan başlıyor olsaydık, bu soruları yapay zekâ desteğiyle nasıl cevaplardık?”

Tahminim, çok kısa bir süre içinde birçok farklı iş modelini tartışıyor, deniyor, yanılıyor, öğreniyor olacağız.
Sıra bizde!

İlgili İçerikler