Şehir, tasarım ve dondurma

Magnum’un İstanbul, Alaçatı ve Bodrum’u merkezine alan özel serisini, projenin tasarımcılarıyla ve markayla konuştuk.

04.07.2019 - 13:24 | Tuğba Özögretmen

Magnum yazı, sınırlı sayıda ürettiği özel bir dondurma serisiyle karşıladı. İlham kaynakları ise İstanbul, Alaçatı ve Bodrum’du. Projenin görsel gücünü farklı kılan özelliklerinden biri, ambalajların farklı disiplinlerden gelen tasarımcılara teslim edilmesi. Magnum İstanbul Limited Edition, Moda Tasarımcısı Zeynep Tosun; Magnum Bodrum Limited Edition, İllüstratör Aykut Aydoğdu ve Magnum Alaçatı Limited Edition ise Dövme Sanatçısı Havva Karabudak’ın yaratıcı dünyasıyla birleşti. Projenin detaylarını tasarımcılar ve Unilever Dondurmadan Sorumlu Pazarlama Direktörü Eser Lapanta, ilk kez MediaCat’e özel olarak anlattı.

Magnum Şehirler projesiyle sanatla ve görsel evrenle olan bağını kuvvetlendiriyor marka. Bu bağ üzerinden anlatır mısınız projeyi?

Eser Lapanta: Tasarım ve sanat, markanın DNA’sında yer alıyor. Magnum, ilk günden beri haz deneyimi yaşatma konusundaki tutkusunu sanatsal bir anlatımla sunuyor.  Sanat ve tasarıma verdiği önemi bugüne dek dünyaca ünlü tasarımcılarla yaptığı işbirlikleriyle de gösterdi. Türkiye’de de, Magnum olarak kendi alanlarında öncü olmuş ve kendi hazları peşinden giderek yaratıcılıklarını zirveye taşımış, farklı disiplinlerden üç sanatçı ile özel bir projeye imza atmak istedik. Bu bizi oldukça heyecanlandıran bir proje oldu.

Neden bu üç tasarımcı peki?

EL: Moda Tasarımcısı Zeynep Tosun, Dövme Sanatçısı Havva Karabudak, İllüstrator Aykut Aydoğdu, özgün sanat çalışmalarıyla birçok kişiye ilham olmuş genç sanatçılar. Türkiye’nin kültürel, tarihi, doğal güzellikleriyle kendine hayran bırakan üç şehrinin benzersiz yerel tatlarını kutladığımız bu projede; İstanbul, Bodrum ve Alaçatı’nın imza yerel lezzetleri, Magnum dondurması ve çikolatasıyla buluştu. Sınırlı sayıda üretilen bu ürünleri, özel ambalajlar içinde sunmak istedik. Her bir şehrin kendine özgü izlerinden ilhamla üç tasarımcımız ürünlerin görsel dünyasını tasarladı.

Havva Hanım, siz minyatür dünyalara makro hikâyeler sığdırıyorsunuz. Alaçatı tasarımına bu hikâyeciliğinizi nasıl yansıttınız?

Havva Karabudak: Yaptığım bütün yuvarlak tasarımlar için ufak bir hikâye hayali üzerinden gidiyorum; yuvarlak olmasının sebebi, bir dünyayı temsil ediyor. Bir şeyi hayal ederken üzerine o kadar yoğunlaşıyoruz ki, sanki o hayal ufacık bir pencerenin içindeyken, tek bir dünya gibi geliyor gözümüze, geri kalan her şeyi unutuyoruz.  O yüzden onu hem penceremiz hem de dünyamız olarak kullanıyorum. Alaçatı’nın masalsı bir yer olduğunu hayal edip yine küçük bir dünyayı temsil eden yuvarlağın içine koydum. Magnum’un eşsiz lezzetini rengarenk çiçekleri olan bir ağaca asılı salıncakta deneyimlediğimi hayal ettim.

Aykut Bey sin çizgileriniz ise sürreal dünyalara açılıyor, hayat verdiğiniz kadınlar da öyle. Hal böyleyken, siz Bodrum’u nasıl hayal ettiniz?

Aykut Aydoğdu: Doğadan çok fazla ilham alıyorum. Portrelerimde mutlaka insan ve doğaya dair detaylar bulabilirsiniz. Bodrum birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, yani insana dair derin izler taşıyan, aynı zamanda doğanın da cömert davrandığı bir yer. Beyaz evleri, begonvilleri, denizi, tarihi hepimizin zihninde kendine özel bir yer bulmuştur. Bu sebeple Bodrum’u yorumlarken kendi çalışmalarımla ikisi arasında bir bağ kurmak oldukça kolay oldu aslında.

Şehirlere ruh veren en önemli unsurlardan biri de onu yaşayan insanlar tabii. Ben de sanat çalışmalarımda genellikle portre çalışıyorum. Birbiriyle bu kadar iç içe iki unsuru bir araya getirmek son derece keyifli oldu benim için. Çizimlerimde Bodrum’un canlılığından, enerjisinden ve renklerinden ilham aldım. Bodrum’da zaman geçirirken görmekten hoşlandığım öğeleri, bana Bodrum’u ve oraya ait duyguları hatırlatan izleri aktarmaya çalıştım.

Zeynep Hanım, şehirler ve sahip oldukları hikâyeler, zamanın doğurganlığına bağlı olarak değişiyor, dönüşüyor. Bu anlamda şehirden ilham almak da her daim dinamizm kazandırıyor tasarımcılara. Bu projede İstanbul’la olan bağınız nasıl yansıdı çizgilerinize?

Zeynep Tosun: İstanbul’da belki eskisi gibi bir çeşitlilik yok ve insanlar daha çok birbirlerinden ilham alır hale geldiler ama bir yeniden doğuş var. Bu hep böyleymiş. İstanbul sürekli yeniden doğar, bir bakarsanız zamanla başka bir şeye dönüşür ama hiç ölmez. Magnum’da da bunu yansıtmak istedim. İstanbul’un çok acayip bir enerjisi var. O yüzden kutuyu kırmızı yapmak istedik. İstanbul, bir yandan, bir sürü medeniyete ev sahipliği yapmış ve uğrunda savaşılmış altın değerinde bir yer. Hayatımda gördüğüm en güzel şehir. O yüzden tasarımda altın da olsun istedim. İstanbul’da eski yapıları gezdiğimde çiniler çok dikkatimi çeker. Bu yüzden kutunun kenarlarında çini öğeleri kullandım. Son olarak da yeniden doğuşu simgeleyen iki tane ay kullandım.

Giriş

Parolanı mı unuttun?

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.