Ne umduk ne bulduk

2018’in listelerini daha yeni yazmış gibi hissediyorum yılın son yazısına başladığımda. Klişe bir cümle belki ama gerçekten su gibi geçti 2018. Yılın sonunda, hatırladıklarımıza dair notlar düşelim ve bakalım ne beklemişiz neler olmuş.
21.12.2018 - 10:24

Neyse ki artık “bu yıl mobilin yılı”, “veri çok önemli” başlangıçlarını geride bırakmıştık. Gerçi yerini alan standart cümlelerle gelenek nesilden nesle aktarılmaya devam ediyor ama olsun; artık herkesin kabullendiği gerçeklere göre şekillenen bir pazarlama dünyası var. Dijital artık sadece “trendy” bir dikey değil, bugünün elektriği. Veri sunumların girişinde pineklemekten çok ötede, bütün hareketin ortasında. Mobili reddeden kimse kaldı mı? Sosyal medya çok önemli aslında diye başlayana da kibarca teşekkür ederek ana soruya geçelim: 2018’de neler oldu?

Birinci önceliğimiz dönüşümdü. Bugüne dek önemsememiş, hâlâ tamamlayamamış, görmezden gelmiş markaların zarar gördüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz. Bir örnekle geriye gidelim ve hâlâ ülke gündemini işgal eden konuyu hatırlayalım: Uber – taksi savaşları. Bir yandan dijital dünyanın nimetlerini kullanıp farklı bir ulaşım deneyimi sunan Uber, öte yandan bütün alışverişini kredi kartına yaslamış bir ülkede hâlâ bu ödemeyi bile sunamayan sarı taksiler. Süreç ateşli ve kavgalı geçti, hâlâ kazanan yok. Tüketici ise yönünü belli etmiş durumda, beklenti net, çözümü sunması gerekenler oyalanıyor.

Pazarlama dünyasında da durum farklı değil. Benim çalıştığım ajans da dahil, pek çok firmada son yıllarda üretilen onlarca yeni rol artık sadeleşme sürecine giriyor ve en temelde de dijital temalı başlıklar var. Artık kabul etmeliyiz ki, dijitalcileri ayrıştırmak, farklılaştırıp diğerlerinin dijital bilmemesini normal görmek biraz çağdışı. Özellikle iletişimcilerin herhangi bir mecraya mesafeli durmaya hakkı yok. Uzmanlık alanlarını saymazsak, genel rollerdeki ve markalardaki bu dönüşümün 2019’da da süreceğini öngörebiliriz.

Marka güvenliği ve GDPR

Yılın bir diğer önemli konusu da dijital güvenlik. Facebook, Google gibi dev oyuncular tabir yerindeyse yıllardır at koşturdukları meydanda bu yıl sıklıkla köşeye sıkıştırıldılar. Özellikle reklam güvenliği konusunda ardı ardına gelen sorular, markaların tehditleri, bu oyuncuların çözüm hamlelerini de beraberinde getirdi. İki firma da bugüne kadar pek de önemsemediklerini üstü kapalı bir şekilde itiraf ettikleri marka güvenliği için önemli yatırımlar yaptılar. Hatta finansal tablolarındaki kötü gidişlerin bile bu sebepten olduğu iddia ediliyor. Hâlâ çözümün tam anlamıyla sağlandığını garanti edemesek de yılın başına göre çok daha iyi bir yerde olduğumuzu söyleyebiliriz.

Bu yıla damga vuranlar arasında Avrupa’dan alevlenen kişisel gizlilik ve veri politikalarını da üst sıralara eklemek gerekiyor. GDPR’ın hayata geçmesiyle bütün dünyada bir dalgalanma oldu, veri gizliliği konusunda radikal adımlar atıldı, masanın üzerindeki ciddi ekonomik tehditler oyuncuları temkinli olmaya mecbur bıraktı. Henüz yıla damga vuracak bir cezayla karşılaşmadığımızı söyleyebiliriz; ancak hâlâ hukukçuların da, kanun koyucuların da, hukuk uzmanlarının da alışma safhasında olduğunu da belirtmeliyiz. Önümüzdeki yıllar bu konularda bize farklı örnekler göstermeye gebe.

Akıllı cihazların kendilerini geliştirdikleri bir yıl oldu 2018. Yıla girerken çok daha basit komutlarla temel işlevleri idare eden yapay zekâ, yıl içerisinde oluşan rekabetin de etkisiyle bambaşka noktalara evrildi. Hâlâ ciddi bir hızla büyümeye devam ediyor evdeki asistanların satışları. Gelişmiş pazarlarda bu cihazların işlevi de önemli bir şekilde artırılıyor. Türkiye’ye yarım yamalak Siri dışında pek girmediğini söyleyebiliriz şimdilik. Fakat dünyadaki etkileri kısa bir zamanda ülkemizi de etkileyecektir.

Coin dünyası ve Fortnite fenomeni

Malum karmaşık konuya çok derinlemesine dalmak istemiyorum ama bahsetmeden geçmek de olmaz. Dijital para birimleri için de oldukça dalgalı bir yıl oldu. Şu günlerde yılın başındaki konuşulma sıklığını kaybetmiş görünüyor coin dünyası. Bunda ekonomik olarak geriye gidişin de payı var tabii ki. Sonu nereye varacak merakla bekliyoruz ama 2018 ileride hatırlandığında bitcoin geçmeyen bir değerlendirme eksik kalacak.

Bir ilginç gelişmeyi de oyun dünyası üzerinden verelim. Mobildeki oyun piyasasının büyümesini zaten yıllardır gözlemliyoruz. Konsol ve PC üzerinde ise yıllardan beri süregelen hegemonyanın önemli bir darbe yediği bir yıl oldu 2018. Bir oyunu oynayabilmek için baştan yüksek bir bedel ödeme kalıbını kırarak, yeni formatıyla milyonları etkisi altına alan Fortnite, ücretsiz olmasına rağmen oyun içi ek satışları sayesinde aylık 318 milyon dolarlık bir gelire ulaştı. Bu etkileyici tablo oyun dünyasının büyüklerini de sarstı ve yeni yollar aramaya itti. 2019 ve sonrası için bu alanda tabuların yıkılması ve daha büyük adımların atılması beklentilerini taşıyabiliriz.

Normalleştirdiğimiz değişiklikler

Bu yıla da damga vuran bir salgın oldu, milyonlar “Kiki Challenge” videolarını çekip yayınladı. Hatta Türk halkı bununla doymadı, TikTok adındaki uygulama aldı başını yürüdü. Mayıs ayındaki yazıda bahsettiğimiz, aynı anda milyonlarca insanın oynayabileceği oyunları öne çıkaran değerlendirme daha birkaç ay geçmeden Hadi ile Türkiye’ye de geldi, herkes o anlara kilitlendi. Bu “moda” uygulamalara baktığımızda şunu söylemek ve geleceğe göz kırpmak gerekiyor. Dijital mecralarda bugüne kadar hep batıdan gelen ve İstanbul Levent-Maslak hattından ülkeye yayılan örnekleri konuşuyorduk. Son örnekler ise Türkiye’nin doğusundan gelip Anadolu’dan hızla büyüyen fırsatları karşımıza çıkarıyor. Sonraki zamanlarda girişim yapacaklar için göz önüne almak gereken bir değişim olabilir.

Son olarak, farkında olmadan son derece normalleştirdiğimiz değişimleri hatırlayalım. Instagram direkt mesajı tanıttığında ne gerek var demiştik, şu anda pek çok insanın en çok kullandığı iletişim kanallarından birisi oldu. Story tutar mı derken, şimdi her anı oradan paylaşıyoruz. Siyaset Twitter’ı çok mu yordu acaba sorularımız yükselen Twitter kullanım oranlarıyla şimdilik yanıtını bulmuş oldu. Müzik tüketimi, video tüketimi hızlanmayı sürdürüyor. Şarkıların, basit videoların yanında şimdi fenomenler sinema filmi çekiyor, Spotify listelerini adını bile duymadığınız şarkıcılar dolduruyor. En iyi radyo programlarına kafa tutacak podcast’ler, en sağlam TV programlarından daha çok izlenen YouTube içerikleri varlıklarını çoktan ispatladı bile. Bu yüzden yılın son notu da kendimize, yani pazarlama dünyasındaki herkese. Uzaktan ve çoğu zaman da yukarıdan beylik laflarla değerlendirme yapmanın, yerel dinamikleri boş verip global hikâyelerle ilerlemenin pek işe yaramadığını hâlâ görmediysek artık anlamamız gerekiyor. Tüketici koşuyor, nefesi açıp bir köşede onları yakalamak gerek.