Digital Age Tech Summit 2026, bu yıl “Powered by Human” temasıyla katılımcılarla buluştu. 19’uncu kez sektörün öncü isimlerini bir araya getiren etkinlikte “Yüz Yıllık Bir Ömür İçin Yeni Bir İşletim Sistemi” oturumu düzenlendi.
UK National Innovation Centre for Ageing Direktörü Nicola Palmarini’nin hazırladığı sunum; hızla değişen demografik yapıyı, yükselen uzun ömür (longevity) ekonomisini ve yapay zekânın bu süreçteki dönüştürücü etkisini ele alıyor. Bu ufuk açıcı oturumun ışığında hazırladığımız aşağıdaki 8 maddelik derlemede; markaların bu yeni döneme uyum sağlamak için dikkat etmesi gereken stratejik adımları ve oturumda öne çıkarılan Gemini odağındaki önemli yapay zekâ notlarını bir araya getirdik:
1. Türkiye “süper-yaşlanma” yolunda hızla ilerliyor:
Türkiye, Japonya’nın mevcut “süper-yaşlı” statüsüne ulaşmaya yaklaşık 20-30 yıl uzaklıkta ve şu an “ön süper-yaşlanma” aşamasında bulunuyor. Ancak Türkiye’deki yaşlanma hızı, dünya genelinden daha yüksek. 2050 yılına gelindiğinde, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 23,1’inin (yaklaşık her dört kişiden birinin) 65 yaş üstü olması bekleniyor.
2. “Yüz yıllık yaşam” artık bir standart haline geliyor:
20’nci yüzyılda yaşam beklentisi, halk sağlığı ve tıp alanındaki ilerlemelerle yaklaşık 30 yıl arttı. 2050 yılına kadar dünyada 60 yaş üstü nüfusun 2 milyara ulaşması bekleniyor. Sunum, yaşlanma sürecinin eskiden sanıldığından çok daha esnek ve değiştirilebilir olduğunu, insanların artık daha sağlıklı yaşlandığının özellikle altı çizildi.
3. Uzun ömürlülük, muazzam bir ekonomik fırsat sunuyor:
“Longevity Economy” (Uzun Ömür Ekonomisi), 2050 yılında küresel olarak 118 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşacak. Türkiye özelinde bu sektörün potansiyel büyüklüğü 600 milyar ile 1,2 trilyon dolar arasında tahmin ediliyor.
4. Yatırımlar ve ihtiyaçlar arasında büyük bir uçurum var:
Sağlığı etkileyen faktörlerin başında bireysel davranışlar (yüzde 36) ve sosyal koşullar (yüzde 24) gelmesine rağmen, yatırımların devasa bir kısmı (3 buçuk milyar dolar civarı) tıbbi bakıma gidiyor. Oysa sağlıklı yaşamın temel anahtarı, tıbbi bakıma ihtiyaç duymadan “daha iyi yaşamayı” sağlayan çevresel ve sosyal unsurlarda yatıyor.
5. Yapay zekâ, sağlıklı yaşlanmanın yeni “koçu” oluyor:
Yapay zekâ; erken teşhis, kişiselleştirilmiş beslenme ve zihinsel destek gibi alanlarda oyunun kurallarını değiştiriyor. Sürekli glikoz takibi yapan sensörler (CGM), giyilebilir nöroteknolojik uyku yardımcıları ve izolasyonla savaşan robotlar, yaşlılığı bir “gerileme” dönemi olmaktan çıkarıp “aktif yaşam” dönemine dönüştürüyor.
6. Toplumun “yaşlılık” algısı hatalı ve ayrımcı:
Pazarlamacılar Z Kuşağı’na, diğer tüm yaş gruplarının toplamından yüzde 500 daha fazla harcama yapıyor. Oysa 75 yaş üstü insanların sadece yüzde 35’i kendini “yaşlı” hissediyor. Sunum, “yaşlılar için” tasarlanmış damgalayıcı ürünler yerine, her yaştan insanın kullanmak isteyeceği kapsayıcı inovasyonlara ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
7. Sağlıklı yaşamın ekonomik getirisi çok yüksek:
ABD nüfusunun sağlık süresine eklenecek sadece artı 1 yılın ekonomiye katkısı 37 ila 50 trilyon dolar olarak hesaplanıyor. Benzer şekilde İngiltere’de 50-64 yaş arası çalışan oranındaki yüzde 1’lik artışın GSYH’ye 5,7 milyar sterlin katkı sağlayacağı öngörülüyor. Yani sağlıklı yaşlanma sadece bireysel bir kazanç değil, ulusal bir zorunluluk.
8. Mesele uzun değil “sağlıklı uzun yaşam”:
NICA tarafından yapılan bir ankete göre; insanların yüzde 63,9’u 75 yaşında sağlıklı bir şekilde ölmeyi, yüzde 35,6’sı ise sağlık durumunu bilmeden 120 yaşına kadar yaşamayı tercih ediyor. Bu da toplumun asıl odağının “uzun yaşam” değil, “sağlıklı uzun yaşam” olduğunu kanıtlıyor.
Digital Age Tech Summit sahnesinde Gemini’nin derlediği öne çıkan notlar, bize konuyu özetleyen güçlü anekdotlar sundu. Notlara kısaca göz atmak gerekirse:
Markaların dikkat etmesi gerekenler var:
Genç kalma telaşındaki markalar, tüm iletişim bütçelerini Z Kuşağı’na ayırırken arka planda büyüyen trilyon dolarlık -Longevity ekonomisini- ne yazık ki gözden kaçırıyor. Oysa marka iletişimlerinin hayatımızın her alanına nüfuz etmesi, nesiller arasındaki sınırları giderek ortadan kaldırıyor. Bu yeni düzende, sadece tek bir yaş grubuna odaklanmak yerine farklı kuşakların ortak beklentilerine yanıt verebilen ‘kuşaklararası (intergenerational)’ şirketler, yaşlanan toplum dinamiğini avantaja çevirerek pazarın yeni liderleri olarak öne çıkıyor.