“Belediye halkındır”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'ndan İstanbulluları nasıl bir kent hayatı ve belediyeciliğin beklediğini dinledik.

02.05.2019 - 09:42 | Haluk Kasarcı

"Belediye halkındır"

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, Beylikdüzü’ne kazandırdığı Yaşam Vadisi’nde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile buluştuk. Çiçeği burnunda başkanla İstanbul markasını, medyayla olan ilişkisini ve İstanbulluların “21’inci yüzyıla yakışan belediyecilik” anlayışından ne beklemeleri gerektiğini konuştuk.

Ekrem İmamoğlu’nun hayalindeki İstanbul nasıl bir yer? Marka şehir İstanbul ifadesi ne anlama gelsin istiyorsunuz?

İstanbul öylesine avantajlı bir şehir ki, onunla marka şehir kavramını tanımlamakta hiç zorlanmazsınız. Yeni bir başlangıç söylemimizin içerisinde elbette çok fazla şey var ama yapılan tahribatı tamamen sıfırlama şansımız yok. Yine de İstanbul’un bize sunduğu kolaylıklarından faydalanacağız.

"Belediye halkındır"Bir defa her şeyden önce İstanbul; tarihiyle, anılarıyla ve coğrafyasıyla bambaşka bir kent. Dünyada nadir bulabileceğiniz noktalardan biri burası. Ancak bir şehrin yaşam kalitesi, şehrin niteliklerinin seviyesinde olmadığında, orada bir problem var demektir. Dolayısıyla biz İstanbul’un var olan değerlerini açığa çıkarmayı, o değerleri hem bu şehrin sakinleri hem de dünyanın geri kalanıyla buluşturmayı istiyoruz. Bunu yaparken de İstanbulluların yaşam kalitesini yükseltmek, nasıl özel bir yerde yaşadıklarının farkında olmalarını ve bundan mutlu olmalarını sağlamak amacımız.

Hızlı göç alan bir kent burası. Bu da şehri ister istemez milyonların yaşadığı; ancak yerlisi olmayan bir yere dönüştürüyor. Oysa İstanbullu olma kimliği çok önemli ve değerli. Bunu hissettirmek istiyoruz. Bunun gibi çok şey sıralayabiliriz. 16 milyon insanın bu kentin sunduğu fırsatlardan eşit bir şekilde faydalandığı, sakinlerinin kendilerini özgür ve mutlu hissettikleri, İstanbul’u hissettikleri durumda marka şehir olma yolunda çok önemli bir adım atılmış olacak. Bu şehrin mevcut şanslarını zaten biliyoruz ve bunları da yanına eklediğimizde olağanüstü bir şehirden bahsedeceğiz.

Göreve hazırlık aşamasında yaptırdığınız araştırmalara göre, İstanbulluların çözüm bekledikleri en büyük üç sorunun yeşil alan, trafik ve otopark olduğunu biliyorum. Bunların da bugün itibarıyla ajandanızda yer aldığından eminim. Bunların dışında, “İstanbul’un yönetimine geçtiğimde mutlaka ilgilenmeliyim” dediğiniz meseleler var mı?

Olmaz mı… Söylediğiniz sorunlar, çözdüğümüzde hayatı güzelleştirecek şeyler ama kapıyı ne zaman çalacağını bilmediğimiz başka sorunlar da var. Bunların en başında deprem geliyor. Yine aynı şekilde, Türkiye’nin yarınlarında yaratacağı depresyon henüz fark edilmeyen mülteci sorunu da öyle. Bu iki konu İstanbul’un bugün itibarıyla en büyük iki stresi.

"Belediye halkındır"Deprem ki gerçekten çok acı faturalar üretebilir bir risk bizim için. Bu alandaki çalışmalara derhal başlayacağız. Çok hızlı bir şekilde yol almak için stratejik kararlar vereceğiz.

Laf olsun diye değil, sahada süreci bizzat denetleyecek, bir an önce tespitte bulunacak, tedbirler alacak ve dönüşüm başlatacağız. Bu konuda gerekli finansmanın oluşturulması ve topyekûn bir seferberlik ilan edilmesi adına, sürece dahil olmamız gerekiyor.

Mülteci konusu elbette belediyenin tek başına çözebileceği bir boyutta değil ama bu sorunu en köklü şekilde yaşayan kent İstanbul. Bu yüzden de bu sürecin geleceğinin -ulusal ve uluslararası politikalarla güçlendirilerek- tanımlanması şart.

Bahsettiklerinizle birlikte kültürden eğitime pek çok konu var gündemimizde. Fakat bu iki konu hem benim için hem de İstanbul için çözüme kavuşması gereken, can alıcı öneme sahip.

31 Mart seçimlerinin ardında yaşanan tartışmalar sırasında medyaya ciddi bir eleştiride bulunmuştunuz. Polemiği yeniden açmayalım ama medyayla nasıl bir münasebetiniz olsun istiyorsunuz?

İsterim ki medya bizi yarışırken de hizmet ederken de eşit biçimde yansıtsın. Doğru bilgilerle kamuoyunu ve bizi bilgilendirsin, yönlendirsin, eleştirsin. Farklı kişilerin önerilerini bizimle buluştursun. Medya, siyasetin denetim mekanizması, üretimin lokomotifi. Bu görevini yapsın istiyorum. Beni övsün veya yakışıklı göstersin gibi bir çabam yok.

"Belediye halkındır"

Ne yazık ki seçim akşamı ve sonrası birçok medya kuruluşunun taraflı davrandığını ve bu konuda Türkiye’ye fayda sağlamak bir yana zarar verdiğini gözlemledik. Medyadaki haber ve ahlak anlayışının zannedilenden çok acı faturaları olabiliyor. Öte yandan çağın fırsatları da bizi yalnız bırakmıyor. Bizim temennimiz toplumdan geri dönüş almak ve topluma bilgi vermek. Eğer medya bu konuda bağımsız ve özgür bir biçimde vazifesini yerine getirirse işimizi kolaylaştırır ama bunu yapmazsa mutlak kendi çarelerimizi üretiriz. 16 milyon insana sıklıkla ulaşmak isteyeceğiz.

İlk meclis toplantımızı sosyal medya üzerinden canlı yayınladık. Canlı yayını 600 bin civarında insan izledi. Bu kadar değerli sayılara ulaştığımıza göre demek ki toplum doğru bilgiyi alacağı kanalı yakaladığı zaman oraya yönelebiliyor. Biz toplumla iletişimi, katılımcılığı ve şeffaflığı besleyen bu kanalları mutlaka zorlayacağız. Keşke bunu en iyi şekilde medya yapsa da, biz de bu konuda hiç uğraşmasak.

Şeffaflık vurgusunu kampanyanızın başından bu yana yapıyorsunuz. Belediye meclis toplantıları dışında hangi alanlar İstanbullulara açık olacak önümüzdeki dönemde?

Sadece meclisi göstermeyeceğiz tabii ki. Birçok kurul, toplantı ve heyeti; canlı olarak, detaylarıyla kamuoyuyla, 16 milyon İstanbulluyla buluşturacağız. Bununla da kalmayacak, büyükşehir belediyesinin ihaleleri ve işlerin ne şekilde yürütüldüğüyle ilgili bilgilendirmeyi sıklıkla yapacağız.

"Belediye halkındır"Şeffaflığı güçlendirmek ve katılımcılık ruhunu beslemek üzere farklı alanlarda kurul ve heyetler oluşturarak, toplumun bütününü üretimin bir parçası yapmayı da istiyoruz. Bazen inanç masası, bazen iş dünyası masası, bazen eğitim masası, bazen kadın ve toplum masası, bazen çocuk masası kuracağız. Birçok hususta demokrasiyi güçlendirecek ortak akıl masalarını hızlıca kuruyoruz. Aynı zamanda binalarımızın büyük bir bölümü -toplumun çalışmaları engellemeyeceği biçimde- kamuya açık olacak. İnsanlarımızı bizimle selamlaşabilecek, iletişim kurabilecek ve bizden bilgi alabilecek hale getireceğiz. Bunun simgesel de bir anlamı olması adına Saraçhane’deki büyük binamızın ilk bölümünde meclis, belediye başkanı ve ona yakın çalışan ekiplerin olduğu yerde, aynı zamanda sözünü ettiğim demokrasiyi güçlendirici kurul ve heyetler yer alacak. Arkasındaki büyük bina da tüm toplumun kullanabileceği, İstanbul’un en büyük kütüphanelerinden birine dönüşecek.

Biz toplum ve belediyeyi iç içe sokarak şunu sağlamış olacağız. Belediyeler toplumdan uzaklaştıkça sanki birinin, bir kesimin veya bir partinin mülkü gibi algılanıyor. Yahu burası İstanbul halkının. Başka belediyeler de bulundukları şehrin halkının. Yönetim biçimi izole bir hale büründüğünde, toplumda güven kaybı başlıyor. Belediye başkanlığı kutsal bir sorumluluk ve böyle olduğunda, bu kutsal sorumluluğun bir anlamı kalmıyor. Hatta insanların kötülenip lekelendikleri bir pozisyonu beraberinde getiriyor. Ben bu psikolojiyi de ortadan kaldıracak uygulamalardan bahsediyorum. Bu işin yapılma biçiminin değişiminden bahsediyorum. Nihayetinde bütün bunları yeni nesil belediyecilik ya da 21’inci yüzyıla yakışan yerel yönetim anlayışı diye tanımlamaya çalışıyoruz.

23 Nisan’da buluşmuşken, seçmen iradesinin sandığa yansımasına yönelik tartışmayı da sorarak, bugüne dair bir mesaj alabilir miyim sizden?

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, 100 yıl önce söylendiğinde çok değerli ama belki de toplumun büyük bir kesimi tarafından anlaşılamamış. Hatta söylendiği tarihte toplumun büyük bir kesimi, belki söylendiğinden bile haberdar değildi. Eğitimden yoksun bir millettik. Herkes geçmişini araştırıp kendi ailesi üzerinden de görebilir bunu.

"Belediye halkındır"

Ekrem İmamoğlu, MediaCat Yazı İşleri Müdürü Haluk Kasarcı ile birlikte

Bugün bakıyoruz… O kadar değerli, o tarihte söylenmesi o kadar cesaret isteyen, olağanüstü bir söz ki… Bizi 100 yıl önce bu kavramla tanıştırmış olması, Atatürk’ü minnetle yad etmenin en büyük sebebi. Ülkemizi kurmuştur, büyük bir mücadele vermiştir evet ama başka bir mutlakıyet dönemini başlatmamış, bu ülkeyi Cumhuriyet ve demokrasiyle tanıştırmıştır Mustafa Kemal Atatürk.

Fakat biz egemenliğin psikolojik boyutunu sanıyorum anlayabilmiş değiliz. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir derken seçimle gelenin seçimle gitmemek için hukuku eğip bükmeye çalıştığı bir süreçte bu sözün bir anlamı olmaz.

25 yıldır aynı kavramlar, anlayışlar ve grupla yönetilen bir kentin değişimi, kaybeden taraf için zor olabilir. Empati yaptığınızda bundaki sıkıntıyı görebilir, hak verebilir, alışması zordur diyebilirsiniz. Ancak ortada bir seçim var ve bu seçimi bir taraf kaybetti. Kaybettikten sonra ta 90’lı yıllara dönüp, mahkemelerden gerekçe oluşturmaya çalışıp, kısıtlı seçmen gibi kavramlar üretip seçime bahane oluşturmak… Kaybedilmiş bir seçimi, hukuka ve yargıya takla attırarak gasp etmeye çalışmak… Bana hep sordular: “İptal edilirse ne olur, iyi mi olur kötü mü olur?” diye. Ya kardeşim ben bunu aklımdan bile geçirmiyorum. Seçim yapıldı. Seçim kazanıldı. İnsanlar sonucu belli olan bir süreç hakkında, biri istedi diye, başka bir şey düşündürülmeye başladığı an demokrasi kaybeder.

Beynimin bir hücresinde dahi böyle bir düşünce yok demiştiniz.

Aynen öyle. Düşünmüyorum bile. Bu, ülkenin tarihi adına bir kara leke olarak kalır. Bu, bir alışkanlık başlatır. Yarın başka bir irade sahibi, başka bir kavramla süreci yönetmeye çalışır. Seçim yapılmıştır ve sonucu nettir. Şu anda yürürlüğe konuldu da zaten. Evet, bir üst kurulun kararını bekliyoruz ama belki bu söyleşi yayınlandığı zaman o karar da verilmiş olacak. Umuyorum Yüksek Seçim Kurulu, sürecin hak ettiği kararı en doğru şekilde verecektir ve Türkiye’nin demokrasisi adına görevini yapmış olacaktır.

Giriş

Parolanı mı unuttun?

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.