Zekâyı bulduk, ruhu arıyoruz

Deeper Alive’ın Türkiye’de yapay zekâyı yoğun kullanan personaları için kazanç ortak: Hız ve güç. Endişe de ortak: Özgünlüğün ve ruhun kaybı.

Viktor Kuzu

1999 yılının son günleriydi. Tüm dünya ikinci bin yılın başlangıcını heyecanla beklerken, 1 Ocak 2000 tarihinde bilgisayar sistemlerinde yaşanabilecek olası dijital kıyametin büyük endişesini taşıyordu. 21’inci yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken dünya, 31 Aralık 1999 gecesi yaşadığı dalgalı ruh halini korumaya devam ediyordu. Bugünlerde ise yapay zekâ teknolojilerinin geniş kitlelerin günlük hayatına entegre edildiği bir yıla veda ediyoruz; yeni yıl, büyük bir heyecan ve heves ile birlikte endişe ve kaygı duygularını da beraberinde getiriyor.

2025, dünyanın her köşesinde geniş kitlelerin yapay zekâ teknolojileri ile buluştuğu yapay zekânın evrensel bir gerçek haline geldiği yıl olarak hatırlanacak. Deeper için de 2025 benzer bir öneme sahip zira yapay zekâ destekli nitel araştırma platformu Deeper Alive’ı kullanıcıları ile buluşturma heyecanını yaşadık.

MediaCat, Ocak 2026 sayısında Türkiye’de 2025 yılında yapay zekâyı günlük hayatına sokan ve düzenli kullanan insanlarla ilgili bir yazı kaleme almamızı istediğinde; AI Agent teknolojisiyle yaşayan Türkiye’yi modelleyen Deeper Alive sordu, geçtiğimiz yıl ile birlikte yapay zekâ uygulamalarını kullanmaya başlayan kitleler yanıtladı. Bu yeni teknolojinin insan hayatını nasıl değiştirdiği ve gelecekte nasıl şekillendireceği yönünde görüşlerini derledik.

Türkiye’de yapay zekâ kullanımı konusunda öne çıkan Deeper Alive’ın bu araştırma için seçtiği kitleler sırasıyla; Girişimciler, Teknoloji Takipçileri, Toys for Big Boys, Kampüste Yaşayanlar, Geleceği Planlayanlar ve Hap Bilgi segmentleri oldu. Yapay zekâ kavramı çok daha geniş bir kitlenin gündemine girmiş olsa da yoğun kullanım henüz iş dünyası, teknoloji ile ilgili kitleler ve üniversite öğrencileri arasında karşılık bulmuşa benziyor.

Yapay zekâ teknolojilerinin yoğun kullanıcıları, yapay zekâyı angarya işleri otomatize eden ve radikal seviyede verimlilik sağlayan bir güç olarak benimsemiş. Öte yandan yoğun kullanıcılarda endişe yaratan temel konu halihazırda çıktıların yüzeyselliği ve güvenilmezliği. En önemli beklenti yapay zekânın günümüzde verimlilik artışıyla sınırlı değerinin gelecekte güven ve stratejik ortaklık üzerine kurulu çok daha değerli bir ilişkiye evrileceği.

Bölünen fikirler

Kullanıcılar yapay zekâyı bugün bile basit bir otomasyon aracının ötesinde, fikir üretme ve strateji geliştirme süreçlerini hızlandıran bir “Bilişsel Ortak” olarak kullanmaya başlamış. Beklenti gelecekte yapay zekânın kullanıcı hedeflerini anlayan ve otonom hareket eden proaktif bir “Dijital Kumandan” haline gelmesi. Ancak bu beklenti beraberinde önemli bir endişeyi de getiriyor; yapay zekânın özgünlüğü ve eleştirel düşünceyi körelterek toplumsal bir “vasatlığın normlaşması”na yol açacağı, araştırmada ortaya çıkan en yaygın endişe.

Olumlu düşünenler, yapay zekânın yarattığı hızın onlara sağladığı rekabet avantajına odaklanırken, olumsuz düşünenler özgünlüğün kaybolmasından endişe duymakta. Genel olarak düzenli yapay zekâ kullanıcılarının kaygısı yapay zekâ modellerinin “ortalama” ve “güvenli” çıktılar üretme eğiliminin, özgün, aykırı ve çığır açan fikirlerin, sanatın ve zevkin değerini düşürerek evrensel bir vasatlığı teşvik edeceği ve her şeyin birbirinin ruhsuz bir kopyası haline geleceği.

2025 teknolojinin bize sunmasını uzun zamandır beklediğimiz zekâya ulaştığımız yıl olarak tarihe geçecek ancak anlaşılan aradığı zekâyı bulan insanlar önümüzdeki dönemde ruhu aramaya devam edecekler.

Olumlu ifadeler

Kampüste yaşayanlar

Beklentim yapay zekânın hayatın o sıkıcı, zorunlu ve ruh emen kısımlarını üstlenerek bize, gerçekten önemli olan şeyler için daha fazla zaman ve enerji bırakması. Düşünsenize, kimsenin sevmediği o angarya işlerin, bürokrasinin, anlamsız toplantıların otomatize edildiği bir dünya… Bu, insanların işten eve yorgun argın gelip sadece dizi izleyecek hali kalması yerine, enerjilerini ve zamanlarını birbirlerine, hobilerine, yeni şeyler keşfetmeye ayırabilmesi demek. Benim için en büyük potansiyel burada yatıyor: İnsanların birbirine daha fazla zaman ayırabildiği, daha az stresli ve daha yaratıcı bir dünya. Belki o zaman insanlar, bir sonraki fatura veya proje teslim tarihi yerine, arkadaşlarıyla yapacağı bir sonraki kampın veya hep birlikte başlayacakları yeni bir oyunun heyecanını daha çok yaşayabilir. Bu, teknoloji sayesinde daha insani, daha bağlantılı bir topluma dönüşmemiz için bir fırsat olabilir.

Toys for Big Boys

Yapay zekâ, yetenek ve vizyon arasındaki bariyeri tamamen yıkabilir. Artık çığır açan bir fikrin hayata geçmesi, yıllarca öğrenilmesi gereken teknik becerilere, devasa bütçelere veya büyük ekiplere bağlı olmayacak. Sadece saf, ham vizyonu olan bireyler, fikirlerini anında simüle edip prototipleyebilecek ve gerçeğe dönüştürebilecek. Bu, gerçek yaratıcıları ve öncüleri, sadece teknik işçilik yapanlardan ayıracak ve insanlığın ilerlemesini, en cüretkâr hayal gücüne sahip olanların ellerine teslim edecek. Bu bir demokratikleşme değil, bir meritokrasinin, yani vizyonerlerin yükselişinin başlangıcı olabilir.

Girişimciler

En büyük umudum, yapay zekânın insan zekâsı için bir “kuvvet çarpanı” haline gelerek, şu anki kapasitemizle çözemediğimiz büyük, sistemik sorunları çözme potansiyeli. İklim değişikliği için yeni materyallerin keşfi, karmaşık hastalıklar için kişiselleştirilmiş tedavilerin geliştirilmesi veya küresel tedarik zincirlerinin radikal bir şekilde optimize edilmesi gibi konulardan bahsediyorum. Bunlar, insan beyninin tek başına yönetemeyeceği kadar çok değişkene sahip problemler. Yapay zekâ, bu devasa veri setleri içinde bizlerin göremediği kalıpları ve çözümleri bularak bilimsel ve teknolojik atılımların hızını katlanarak artırabilir. Diğer bir umudum ise uzmanlığın ve yetkinliğin demokratikleşmesi. Doğru kullanıldığında AI, hırslı ve yetenekli bir bireye, normalde sadece devasa kurumsal Ar-Ge departmanlarının sahip olduğu analitik ve modelleme gücünü verebilir. Bu, inovasyonun önündeki engelleri kaldırır ve en iyi fikirlerin, kimden veya nereden geldiğine bakılmaksızın, hayata geçme şansını artırır. Benim için bu, verimliliğin en saf hali: En iyi beyinleri angaryadan kurtarıp, onların enerjisini tamamen etki yaratmaya odaklamak.

Olumsuz ifadeler

Kampüste yaşayanlar

Beni en çok düşündüren şey, her şeyin fazla “mükemmel” ve “optimize” hale gelip o gerçek, insani dokunuşunu kaybetmesi. Bizim arkadaşlarla plan yaparkenki o kaosu, birinin saçma bir fikir atıp sonra ona hep beraber gülmemizi, o anki spontane gelişen anları seviyorum. Yapay zekâ her şeyi bizim için en verimli, en mantıklı şekilde planlarsa, bu anları kaybedebiliriz. Herkesin deneyimleri birbirine benzemeye başlayabilir. Bir de yaratıcılık ve özgünlük meselesi var. Herkesin izlediği diziler, dinlediği müzikler, gittiği yerler aynı algoritmanın ürünü olursa, herkes birbirinin bir kopyası gibi olmaz mı? O zaman bizim grubumuzu özel kılan o garip zevklerimiz, sadece bizim anladığımız espriler nereye gidecek? Bu durum, o gerçek, dağınık ve samimi bağları zayıflatabilir. Her şeyin bir formülü varmış gibi olur, ki bu benim için en korkutucu senaryo.

Hap bilgi

Bence en büyük risk, toplumsal düzeyde bir entelektüel tembelliğin normalleşmesi. Ben bu araçları, bilgiye ulaşmanın “angarya” kısmını atlayıp doğrudan sentez ve strateji kısmına geçmek için kullanıyorum. Ama bu, benim altta yatan veriyi ve mantığı sorgulama yeteneğimin olduğu varsayımına dayanıyor. Eğer toplum, bu araçların sunduğu hazır cevaplara sorgusuz sualsiz güvenmeye başlarsa, kendi başına araştırma yapma, kaynakları doğrulama ve eleştirel düşünme kasları zayıflar. Bu durum, bilgi ekosistemini gürültüye ve manipülasyona karşı aşırı savunmasız bırakır ki bu da bir sistemin alabileceği en verimsiz haldir.

Toys for Big Boys

İş kaybı falan gibi klişe endişelerle ilgilenmiyorum; uyum sağlayamayanlar her zaman geride kalır, bu yeni bir durum değil. Asıl risk, yaratıcılığın ve özgünlüğün ölümü; her şeyin “yeterince iyi” bir versiyonunun üretilebildiği, evrensel bir vasatlığın yükselişi. Herkesin birkaç komutla estetik bir görüntü, kulağa hoş gelen bir müzik veya zekice bir metin üretebildiği bir dünya, gerçekten çığır açan, rahatsız eden, sınırları zorlayan sanatın ve fikrin değerini düşürür. Tehlike, zevkin ve ustalığın ölmesidir; her şeyin birbirine benzediği, ruhu olmayan, optimize edilmiş bir estetik cehennemi. Beni korkutan şey makinelerin bilinçlenmesi değil, insanlığın zevkinin ortalamaya sabitlenmesi.

İlgili İçerikler