Vekil Yapay Zekâ: Kullanıcı deneyiminde yeni bir eşik

Yeni ekosistem üç farklı katmandan oluşuyor: Ajanlar, Asistan ve Sim. “Ajanlar” kullanıcının ihtiyaç duyduğu görevleri yerine getiren temel vekil sistemler. Ancak ekosistemi özgün kılan unsurlar “Asistan” ve “Sim”ler.

Üretken yapay zekânın yükselişi kullanıcı deneyimi bağlamında yeni ve iddialı bir vaadi beraberinde getirdi: Kullanıcılarla daha anlamlı, sürekli ve hiper-kişiselleştirilmiş bir etkileşim kurmak. Bu dönüşümün merkezinde, kullanıcı adına karar alan, hareket eden ve bunu yaptıkça öğrenen “ajanlar” yani bir tür vekil sistemler yer alıyor. Türkçe yeni bir öneri olarak “Vekil Yapay Zekâ (Agentic AI)” şeklinde adlandırabileceğimizi düşündüğüm bu yaklaşım, kullanıcı deneyimi tasarımında köklü bir paradigma değişiminin habercisi olarak da tanımlanıyor.

Geleneksel YZ ajanları, kullanıcı talimatlarını yerine getirse de bağlamı anlama ve kişiselleştirme konularında oldukça sınırlıydı. Shah ve White’ın 2024 tarihli çalışması*, bu sistemlerin kullanıcıyı hâlâ “tek tip” bir varlık olarak gördüğünü vurguluyor ve gerçek anlamda devrimsel bir deneyim için yeni bir ekosistem gerektiğini öne sürüyor.

Üç katmanlı bir ekosistem

Bu yeni ekosistem üç farklı katmandan oluşuyor: Ajanlar, Asistan ve Sim. “Ajanlar” kullanıcının ihtiyaç duyduğu görevleri yerine getiren temel vekil sistemler. Ancak ekosistemi özgün kılan unsurlar “Asistan” ve “Sim”ler. Ekosistemin merkezinde yer alan “Asistan”, bu görevlerin gerçekleştirilebilmesi için hem kullanıcının bağlama özel kişisel ihtiyaçlarından hareketle kişiye özel biricik “Sim”leri oluşturan ve yöneten hem de “Ajanlar” ile bu görevlerin bizzat gerçekleştirilmesi için etkileşime giren “özel bir vekil” olarak tanımlanıyor. Sim’ler kullanıcının farklı bağlamlardaki davranış kalıplarını, tercihlerini ve gizlilik hassasiyetlerini temsil eden dinamik dijital “benlikler”. Her kullanıcının birçok farklı Sim’i var. Bu ekosistemin en özgün yanı, adaptif kişiselleştirme kapasitesi. Geleneksel sistemler kullanıcı davranışlarından öğrenirken, Sim’ler yaklaşımı proaktif olarak farklı bağlamlar için farklı “benlikler” oluşturuyor.

Örneğin bir e-ticaret deneyiminde, Asistan, kullanıcının “Alışveriş Sim”ini aktive ederek bütçe kısıtları, estetik tercihler ve güvenlik hassasiyetlerini aynı anda yönetebilir. Bu, yalnızca öneri sunan değil, kullanıcıyı bütüncül olarak temsil eden gerçek bir vekil sistem anlamına geliyor.

Bu haliyle Sim yaklaşımı, yıllardır kullanılan statik “persona” kavramının ötesine geçiyor ve kullanıcıyı farklı bağlamlarda farklı işler için göreve koştuğu karar verme biçimlerini temsil ediyor. “İş Sim’i” toplantı planlarken verimliliği öncelerken, “Sosyal Sim” arkadaş buluşmalarında esneklik ve yaratıcılığı öne çıkarabiliyor. “Tatil Sim’i” ise keşifçi ve deneyim odaklı seçenekler sunabiliyor. Sim, kullanıcıdan her defasında tercihlerini belirtmesini beklemeden bağlamsal bir zekâ eşliğinde hiper-kişiselleştirilmiş deneyimlere imkân tanıyan kritik bir kavram olarak önem kazanıyor.

Bunun bir adım ötesinde “Ajan Mağazası” kavramı var: Tıpkı bir uygulama mağazası gibi, kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun özelleştirilmiş ajanları indirebileceği platformlar. Bir seyahat tutkunu kendi ihtiyaçlarına uygun bir seyahat planlama ajanını kendi ekosistemine kolaylıkla eklerken aynı zamanda fitness koçu ajanını da egzersiz rutinini desteklemek için kullanabilecek.

Tekilleştirilmiş deneyimler

Çok açık ki böyle bir gelecekte güvenlik ve şeffaflık gibi etkenler kritik önemde olacak. Kullanıcıların en temel beklentisi, kendilerini temsil eden Sim’lerin ve ajanların nasıl karar verdiğini anlamak ve kontrol edebilmek olacak. Bu bağlamda, “Açıklanabilir YZ” yaklaşımının, kullanıcı deneyimi tasarımının önemli bir bileşeni olacağını düşünüyorum. Markalar için bu, sadece teknik bir gereklilik değil, aynı zamanda güven inşasının yeni yolu olacak.

Gartner, 2028 yılına kadar günlük iş kararlarının en az yüzde 15’inin ajan yapay zekâ aracılığıyla alınacağını tahmin ediyor. Bu bağlamda söz konusu ekosistem önerisi önemli. Sim’ler sayesinde her kullanıcı kendisi için tekilleştirilmiş özel bir deneyim yaşarken, bu imkân markalar için müşterilerle kurulacak uzun vadeli derin bağlar yaratmayı mümkün kılabilecek gibi gözüküyor.

Bu ekosistem, UX profesyonelleri için de yeni sorumluluklar getiriyor. Sim’lerin davranış kalıplarının, Asistan’ların koordinasyon mantığının ve Ajan’ların kullanıcı taleplerini yerine getirmek için farklı dijital platformlarla girecekleri etkileşimlerin tasarımı kritik hale geliyor. “Ajan Deneyimi” (Agent Experience) olarak tanımlanan bu yeni kavram üzerine düşünmek gerek. Bu, başka bir yazının konusu olsun.



*Shah ve White (2024), Agents
Are Not Enough,
https://arxiv.org/abs/2412.16241

İlgili İçerikler