This is the way

Streaming Wars başladı. Wall Street beklentisi, yeni dünyaya yatırımın delilik seviyesinde devam etmesi. On milyarlarca dolar önümüzdeki dört beş yıl Netflix, HBO Now ve Apple TV+ gibi platformlara akacak. Rekabetçi platformlar için bu bütçelerin yılda 5-15 milyar dolar civarında olması bekleniyor.
02.12.2019 - 11:15

Streaming Wars başladı. İlk adım 1 Kasım’da Apple TV+’tan geldi. Morning Show, For All Mankind, See gibi büyük yapımlar Apple TV uygulamasında yerini aldı. Dizileri seyrederken ilk akla gelen, Apple dünyasının programlara da yansımış olmasıydı. Her şeyin en iyisi: mega ünlüler ve iyi prodüksiyon. İlk gün her diziden üç bölümün yüklendiği açılışta, cuma günleri yeni bölümler ekleniyor. Shyamalan’ın Servant’ı da siz bu satırları okuduğunuzda sisteme yüklenmiş olacak.

Peki, ülkemizden izlenebiliyor mu? Teoride hayır. Ama bir yurtdışı Apple hesabı açarak ve sadece ilk defa girerken bir VPN kullanarak aktive edebilirsiniz. Sonrasında kullanırken VPN ihtiyacınız olmayacak. Herkese ilk bir hafta ücretsiz. 10 Eylül 2019 sonrasında bir Apple cihazı aldıysanız daha da iyi. Bu durumda bir yıl ücretsiz izleyebilirsiniz.

Disney+ dönemi

Disney+ 12 Kasım’da kapılarını açtı. İçerik, gelişmiş bir Disney kataloğunu andırıyor. Star Wars’dan Marvel evrenine ve klasik Disney yapımlarına kadar her şey var. Platform lansmanda The Mandalorian ile ilgi çekti. Dizideki minik Yoda için bir pazarlama harikası denilebilir. Yılbaşı hediyesi olarak birçok eve minik Yoda bebeği girecek gibi gözüküyor. Bunun yanında High School Musical, The World According to Jeff Goldblum gibi başarılı programlar da var. Özet; çocuklu ailelerin evinde olmazsa olmaz. Bu kadar güzel içeriği bir arada başka bir yerde bulmanız zor. Ülkemizde şu an erişim yok. Uzun ve zahmetli bir yoldan halledebilirsiniz ama belki biraz beklemek daha iyi olabilir.

HBO Max gelmedi ama halihazırdaki HBO Now şu anda en azından ABD topraklarında rekabet edebilecek halde. True Detective, Westworld, Watchmen, Succession ve en son hit His Dark Materials. HBO her zaman dev yapımların platformu oldu. Olmaya da devam edecek. Ancak globalleşme adına önümüzdeki dönem aylık 14.99 USD’lik fiyatıyla bu konuda problem yaşayabilir. Sanki Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da sınırlı kalacak gibi gözüküyor.

Netflix’e ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Zira ülkemizde en büyük etkiyi o gösterecek. Bunun ana sebebi Türk dizi endüstrisine yakın ilgisi. Beren Saat’in başrolünde yer aldığı Atiye 27 Aralık’ta geliyor. Arkasından iki yapım daha var. Love 101 ve ismi belli olmayan bir dizi daha 2020’de ekranlarda olacak.

Daha önceden yine bu köşede bahsettiğimiz gibi, Netflix’in Türk dizi endüstrisinin en iyi parçalarını alıp global arenaya taşıması bekleniyor. Dakikası 100-150 bin dolarlık ABD maliyetlerinin yanında 5-6 bin dolarlık Türk dizileri çok cazip.

Koridorlarda konuşulan rakamlara göre ilk Türk Netflix dizisi Hakan Muhafız’ı 40 milyonun üzerinde Netflix abonesi izledi. Abone bazının dörtte birine denk gelen bu rakam, dizinin maliyetine göre olağanüstü bir başarı.

Atiye de benzer bir performans gösterirse, yatırım temposu 2020 ve sonrasında iyice hızlanacak gibi gözüküyor.

Peki, kısa vadede ne olur?

Wall Street beklentisi, yeni dünyaya yatırımın delilik seviyesinde devam etmesi. On milyarlarca dolar önümüzdeki 4-5 yıl bu platformlara akacak. Rekabetçi platformlar için bu bütçelerin yılda 5-15 milyar dolar civarında olması bekleniyor. En iyi oyuncular, en iyi hikâyeler, iddialı prodüksiyonlarla dijital platformlarda yer alacak. Kârlılık ve sürdürülebilirlik konuları bu dönemde ikinci planda kalacak. Konumuz yeni TV dünyasında kartların nasıl dağıtılacağı. Yatırımın kaynağı da medya değil, nakit/ucuz kredi zengini Silikon Vadisi. Bu ilk dönemin sonunda, büyük satınalmalar/birleşmeler eşliğinde yeni TV dünyası şekillenmiş olacak.

Özetle, hızla yeni TV dünyasına giriyoruz.

Mandalorian’daki söylemiyle;

“This is the way…”

“…and I have spoken.”