Sosyal medyada marka olmak için 4 temel kural

Z Kuşağı’nın güvenini kazanmak ve dijital gürültüyü aşmak isteyen markalar için Emma Grede, virallik yerine ürün kalitesini ve samimiyeti merkeze alan bir yol haritası sunuyor.

Girişimci, yazar ve Skims’in kurucu ortağı Emma Grede, başarı hikâyesini “ünlü bir CEO” olmaya değil, işin mutfağından gelmesine bağlıyor. Londra’da işçi sınıfı bir ailede büyüyen ve kutu paketlemekten stajyerliğe kadar her kademede çalışan Grede, ekibine liderlik ederken bu empatiden güç aldığını belirtiyor. Grede’e göre, sosyal medyada sadece “var olmak” yetmiyor; kalıcı bir etki yaratmak için belirli prensiplere sadık kalmak şart.

1. Güven her şeydir

Grede’e göre sosyal medyada takipçi sayısı veya erişim rakamları artık en önemli metrik değil. Bugünün dünyasında asıl para birimi güven. İzleyicinin, markanın veya ismin arkasındaki kişinin gerçekten inandığı şeyi söylediğine ikna olması gerekiyor. Grede, “Şu an bir kitlenin güvenine sahipseniz, her şeye sahipsiniz demektir,” diyerek şeffaflığın ve dürüstlüğün gücüne vurgu yapıyor.

2. Ürün pazarlamanın önündedir

Kendisini kalpten bir “pazarlamacı” olarak tanımlasa da Grede, kalitesiz bir ürünün dünyanın en iyi yaratıcı kampanyasıyla bile başarılı olamayacağına inanıyor. Girişimcilerin influencer stratejileri veya dijital pazarlamadan önce lojistik, dağıtım ve ürün mükemmelliğine takıntılı olması gerektiğini savunan Grede, durumu şu benzetmeyle özetliyor: “Sosyal medya pastanın üzerindeki kremanın kirazıdır, pastanın kendisi değil. Siz pastaya odaklanın.”

3. Metriklere aşırı güvenmeyin

Grede, “viral olmayı” uzun vadeli bir başarı sinyali olarak görmüyor. Bir yatırımcı olarak asla bir markanın sosyal medyadaki anlık popülaritesine bakarak yatırım yapmayacağını belirten ünlü girişimci, algoritmaların ve platform kurallarının her an değişebileceğini hatırlatıyor. Kontrol edilemeyen metriklere odaklanmak yerine, “ürün kalitesi ve kurucunun sarsılmaz azmi” gibi daha kalıcı işaretlerin takip edilmesi gerektiğini söylüyor.

4. İpuçları yorumlarda saklıdır

Yorumlar bölümü bazen korkutucu olsa da kitleyi anlamanın yolu oradan geçiyor. Her pazar gününü markalarının hesaplarındaki yorumları okuyarak geçirdiğini belirten Grede, “Kendi kendimize anlattığımız hikâyelere değil, kitlemizden duyduğumuz gerçeklere göre karar veriyoruz,” diyor. Yorumlardaki duygu durumunu analiz etmek ve buradan gelen geri bildirimleri organizasyon içinde bahanelere yer bırakmadan uygulamak, Grede’in stratejisinin merkezinde yer alıyor.