“Mesleğimiz eskisi kadar popüler değil”

Frankfurt ofisinin hazırlıklarını sürdüren Puck Global’in ajans başkanı ve kreatif direktörü Haluk Erkmen ile birlikteyiz. Gündemimizde sektörün akıbeti ve gençlerin bu akıbetteki rolleri var.

18.08.2022 - 14:58 | Arzu Nilay Kocasu

"Mesleğimiz eskisi kadar popüler değil"

“Reklam sektörünün gelişiminin önündeki en büyük engel reklamcının kendisi” diyor Haluk Erkmen, sektörün ilerlemesine sekte vuran engelleri sıralarken. Temelinde içgörü ve benzerliklerden faydalanan yaratıcılığın, yerini maruz bırakan etki reklamcılığına bıraktığını söyleyen Erkmen’e göre tutarlı ve çok mecrada aynı konumlandırmaya tutunmak önemli.

Puck Global tarafındaki taze haberlerden biriyle başlayalım. Frankfurt ofisi yolda…

Puck Global olarak şu âna kadar Gürcistan, Dubai, Azerbaycan, Kazakistan, Rusya gibi ülkelerde iş ortaklığı yapmıştık, şimdi de ilk kez Avrupa’da ofis açıyoruz. Bu ofisin farkı, diğerleri gibi ajanslarla işbirliği içerisinde değil tamamen bizim açtığımız bir ofis olması.

Bu ofiste daha yenilikçi bir ajans duruşu sergilemeyi planlıyoruz. Kripto iletişiminin yanı sıra başka ajanslar adına konkur çalışmaları ve kampanyalar tasarlamak istiyoruz. Ayrıca tabii birçok markamıza yurtdışı hizmeti veriyoruz, orada da operasyon ofisleri üzerinden dataya ulaşmanın ve medya satın alabilmenin önemine inanıyoruz.

Sektörün akademiye yakın isimlerindensin. Reklam/iletişim sektörüne işgücü üreten üniversite bölümlerinde son durumu nasıl görüyorsun?

Açıkçası reklam ajansları olarak hep durup beklemişiz ve gelen CV’leri, başvuruları değerlendirmişiz. Şimdi resmin değiştiğini düşünüyorum. Artık bizlerin gidip öğrencilere reklam sektörünü sevdirmemiz ve onlara özel bir dünya oluşturmamız gerekiyor. Bize uymalarını beklemekten çok bizim biraz onlara ayak uydurma zamanımız geldi. Son üç yılda 20’nin üzerinde üniversite ziyareti yaptım. Şu anda beş üniversiteye reklam danışmanlığı yapıyorum. Gözlemim, artık mesleğimizin eskisi kadar popüler olmadığı yönünde. Hem fiziksel hem maddi anlamda cazip değil. Zamanlamalar da cabası.

Akademi ve sektör cephelerinde atılacak ne gibi adımlar bu iki grubun bir aradalığını mükemmelleştirebilir?

Reklam ajanslarının acilen bir değişime ihtiyacı var. Daha yenilikçi, daha eğlenceli, daha insancıl olmalı. Gelir modellerini yeniden gözden geçirip yeni bir ekonomik yapı da oluşturmalı. Hep yaptıklarımızı yapıp fark beklememeliyiz. Üç yıldır Reklamcılık Vakfı ile Adforce’u yönetiyoruz. Bu süreçte 100’e yakın yetenek keşfettik. Bu süreçte pandemi dönemi tabii ki zorluk yarattı. Çünkü bütün bu süreç şehir şehir dolaşmayı gerektiriyor. Pandeminin yavaşlamasıyla önümüzdeki dönemin daha verimli geçeceğini düşünüyorum.

Geçtiğimiz aylarda Burçak Taşkın, Ali Musa Paça ve Tuğbay Bilbay ile yaratıcı yeteneği tartıştığımız bir Neden Önemli buluşması düzenledik. Konu başlıklarından biri de eskinin usta-çırak ilişkisinin bugün geldiği noktaydı. Sektörün yeteneği yetiştirip elinde tutmak için neler yapması gerekiyor sence?

Usta-çırak ilişkisinden de ziyade bence ajansların sınıf sistemi olmalı. Günün 45 dakikasını eğitime ayırmalı. Puck olarak öyle yapıyoruz. Ajansa değil de eğlenmeye geliyor gibi bir ortam oluşturmaya çalışıyoruz. Tabii bu beraberinde rehaveti de getirebiliyor ama denge kurabilmek önemli. Yetiştirmek ve “ya benim ya kara toprağın” bakış açısı bana göre doğru değil. Bir çalışanın yeteri kadar kalması için elimden geleni yapmak ve sonra onu sektöre kazandırdığımı düşünmek daha doğru geliyor.

25 sene boyunca birçok usta isimle çalıştım. Genelde ustanın bir şey öğretmesinden çok benim onu çok dikkatle izleyip bilgiyi havada kapmam gereken günlerdi. Usta-çırak ilişkisi dönemlerinde dijital çağ henüz yolun başındaydı. Resim çok değişti, gençler çok değişti, beklentiler ve alışkanlıklar da öyle. Yani bunu anlayarak yepyeni bakış açıları geliştirmemiz şart. Şöyle düşünün, yeni nesil bir genç gece evde YouTube tutorial seyrederek 3D öğrenebiliyor. Artık uzun zamana yayılmış bir usta-çırak ilişkisine kimsenin sabrı yok bana göre.

Bugün Türkiye’de reklam sektörünün gelişiminin önündeki en büyük engellerin hangileri olduğunu düşünüyorsun? Daha iyi olabilecek ancak henüz olduramadığımız neler var masada?

Reklam sektörünün gelişiminin önündeki en büyük engel reklamcının kendisi. Devlet dairesine döndü sektörümüz, hızını yitirdi. Bilgiye açlıktan çok maddiyata açlık başladı.

Oysa dünyanın reklamcılığa hiç olmadığı kadar ihtiyacı var. İletişim hâlâ konumlandırma üzerine iletişim platformu oluşturma işi. Ancak arada değişen çok fazla mecra ve dijital konu var. Örneğin bir markanın sosyal medyasını yönetmek hâlâ angarya görülüyor. Oysaki belki de reklamcının en çok fark yaratabileceği, online satışa yöneltebileceği alan orası.

Onun dışında blockchain’in artık hayatın her yerinde öneminin artacağını düşünüyorum. Kripto da dahil olmak üzere her şey bu sistem üzerine kuruluyor ve “community” oluşturmak izleyici kazanmanın yeni yolu. Bu da aslında bir objeye, yazıya ya da nesneye anlam katma işi oldu. Reklamcıların bunları acilen anlamaları, içselleştirmeleri gerekiyor yoksa çok demode olmaya doğru ilerliyor sektörümüz.

Puck olarak bu alanda kendi adınıza ne gibi inisiyatifler alıyorsunuz?

Biz Puck olarak yeni bir çalışma sistemi oluşturduk. Aslında hepimizin bildiği konumlandırma bazlı bir iletişim sistemi. Ancak bizim uzun yıllardır anladığımız, konumlandırmayı konvansiyonelde kullanmaktı. Biz bu konumlandırmanın konvansiyonel kadar dijital mecralarda da nasıl kullanılacağının iş şemasını oluşturduk. Brand F.I.R.E’a oturtmadan iş yapmamaya başladık. Bu şekilde de öğretmesi ve sürdürmesi kolay oldu.

Reklam yaratıcılığının değiştiğine inanıyoruz. Temelinde içgörü ve benzerliklerden faydalanan yaratıcılık yerini maruz bırakan etki reklamcılığına bırakıyor bana göre. Bunu yapmak için de tutarlı ve çok mecrada aynı konumlandırmaya tutunmak önemli. Reklamın gücünün tek bir işten değil birçok kanaldan maruz bırakarak etkiyi mümkün kılacağını düşünüyoruz.

Her ajansın kendi yöntemini geliştirmesi gereken bir dönem, tek bir formülü yok bence. Biz kendi adımıza dijital işlere hâkim olmak, sosyal medya reklamcılığını en az konvansiyonel kadar iyi kullanabilmek için her şeyi sıfırdan inşa ettik mesela. Ajansta 70 kişi çalışıyor ve 55 kişi 25 yaşının altında, ilk ajans deneyimini yaşıyor. Genç olmak geç öğrenmek anlamına gelmiyor. Gerçekten sevdiyse bu işi, çok hızlı adapte oluyor. Konvansiyonel kökenli birine kripto iletişimi ya da sosyal medya post’u yaptırmaktan da daha kolay oluyor işin doğrusu.

Giriş

Parolanı mı unuttun?

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.