MediaCat

Konumlandırma polemiği

Güven Borça’dan Hulusi Derici, Serdar Erener ve Engin Tezcan eleştirisi.

Kendi yazdığı kitabı bile çok sattıramayan bir marka danışmanı olmak

Bir Güven Borça analizi…

Marka danışmanı kendisi olmasına rağmen,

‘Bu topraklardan dünya markası çıkar mı?’ diye bizlere soran Güven Borça,

Twitter’da paylaştığım bir ifadeye alınmış.

Yeni kurduğum marka konumlandırma ajansı Capon’u tanıtmak için kullandığım görselde şöyle yazmıştım:

‘Bir danışman size, marka konumlandırmanız için en fazla 3-4 kelimelik bir cümleden fazlasını satmaya çalışırsa, polisi arayın. Dolandırıcılık masasını bağlamalarını isteyin.’

Bay Borça bu cümleleri üzerine alınmış, itici ve yanlış bulmuş.

Marka konumlandırma meselesine birazdan geliriz.

Ama daha önce Bay Borça’nın yazısına nasıl başladığına bakalım:

Bay Borça yazısına, Yılmaz Özdil ve rahmetli İlhan Selçuk’u anlatarak başlamış. Bu kişileri çok zeki, bilgili ve donanımlı bulduğunu fakat bir ideolojiye bağlı olduklarını anlatmış. İşi çok basitleştirdiklerini ve çok sattıklarını -okunduklarını- söylemiş. Kendisi de bu yazarları okumayı bırakmış.

Sonra da Hulusi Derici ve Serdar Erener’e gelmiş. Onları da Özdil ve Selçuk ikilisine benzetmiş. Derici ve Erener’in de zeki, bilgili ve donanımlı olduklarını, yaptıklarının ticari açıdan başarılı olduğunu fakat bütünsellikten uzak olduğunu anlatmış. (Bkz bütünsellik: ben uzmanım, sizin anlamadığınız şeyler biliyorum.)

Zurnanın zırt dediği yer de tam burası işte:

Karşımızda, çok satmayı bir başarı olarak kabul etmeyen, çok satmaya-okunmaya dudak büken bir marka danışmanı var.

Üniversite kantinlerinde solculuk oynayan gençlerin çok satan, popüler olan yazarlara, markalara, çok sattıran reklamcılara dudak bükmesini anlarım da, işi marka yaratmak olan birinin böyle düşünmesi gerçekten çok acı.

Çünkü daha çok satabilmek için markalarını Bay Borça’ya emanet edenler var.

Bay Borça, zamanında kendi yazdığı bir kitabın da çok iyi olduğunu fakat çok satmadığını söylemiş. Kitabın kıymeti ilerde anlaşılacakmış.

Çok satmayı hakir gören biri için olağan bir sonuç: Kendi yazdığı kitabı bile çok sattıramayan bir marka danışmanı olmak…

Bay Borça için yapacak bir şeyim yok fakat hizmet verdiği markalar için üzüldüm. Herhalde o markaları da çok satmanın ‘zararlarından’ koruyordur.

Danışmanlık yaptığı markalara da, önerdiği fikirlerin şu an çok satış sağlamayacağını fakat ilerde kıymetinin anlaşılacağını mı söylüyor acaba? (Danışmanlık ne güzel iş değil mi?)

Gelelim konumlandırma meselesine.

Bay Borça, Al Ries ve Jack Trout’un hayatımıza soktuğu marka konumlandırmanın, bugün bir çözüm üretemediğini söylemiş.

Burada size marka konumlandırma anlatıp vaktinizi alacak değilim.

(Merak edenler arasın, gelir anlatırım. Ya da mail atsın, kendisine bir konumlandırma kitabı gönderirim. Ücretsiz.)

Merak ettiğim şu:

Bay Borça’nın iddia ettiği gibi, marka konumlandırma artık bir çözüm üretemiyorsa, Bay Borça iş yaptığı markalarla çalışırken, konumlandırma kavramını kullanmıyor demektir. (İşe yaramayan bir reçeteyi müşterilerine satıyor olamaz değil mi?)

Eğer Bay Borça konumlandırmayı kullanmıyorsa,

‘Bir danışman size, marka konumlandırmanız için en fazla 3-4 kelimelik bir cümleden fazlasını satmaya çalışırsa, polisi arayın. Dolandırıcılık masasını bağlamalarını isteyin.’ ifadesinden niye alındı?

Marka konumlandırma işe yaramıyorsa, o da kullanmıyorsa, yukarda yazdıklarıma aldırmaması gerekirdi.

Aldırdığına göre kullanıyor. Ve anladığımıza göre o kadar yanlış kullanıyor ki, müşterilerinin polisi aramasından korktu herhalde:) Aklıma başka bir ihtimal gelmiyor.

Çünkü konumlandırma hakkında orijinal kaynakları birazcık okuyan herkes, konumlandırmanın en fazla 3-4 kelimelik bir cümleden, hatta ideali, tek kelimeden oluşması gerektiğini bilir.

Bay Borça bilmiyormuş demek ki.

(Kim bilir konumlandırma diye neler sattı bu zamana kadar…)

Son olarak da, büyük soru, bu topraklardan dünya markası çıkar mı?

Ben ‘bütünsellik’ gibi kelimeleri zevkle kullanan bir danışman olmadığım için, direkt konuşan bir marka stratejisti olduğum için direkt cevap vereyim:

Çıkar.

Nasıl mı çıkar?

Marka denen kavramı, havalı görünmek, uzman görünmek, bilgili görünmek için atom fiziği kadar karmaşık bir işmiş gibi anlatan marka danışmanlarından kurtulduğumuzda çıkar.

‘Bütünsellik’, ‘sofistike’, ‘çok boyutluluk’ gibi ifadelerle top çevirmek yerine, karmaşık problemleri basitleştirip, müşterisine de basitçe anlatabilecek dehaya sahip marka danışmanlarına kavuştuğumuzda çıkar.

Marka konumlandırma hakkında hiçbir şey bilmeden marka konumlandırdığını iddia eden danışmanlar, markaları yönetenlerin kafasını karıştırmadığında çıkar.

Ve en önemlisi, satışı hor görmeyen, aksine satışı kutsayan marka danışmanlarıyla çıkar.

Bugün çok sattırmayacak fakat ilerde kıymeti anlaşılacak fikirlerin peşinde koşan markalarınızla size başarılar Bay Borça.

Ben kendi ideolojimin, yani marka konumlandırmanın peşinde koşmaya ve hizmet verdiğim markalara ‘ilerde’ değil ‘hemen’ çok sattıran basit fikirler vermeye devam edeceğim.

Bay Borça’ya Not:

Capon, sofistike ve çok boyutlu marka danışmanlığı hizmeti veren bir marka danışmanlığı şirketi değildir.

30 saniyelik TV filmleri yapan bir reklam ajansı da değildir.

Capon, markaların daha çok tercih edilmesini sağlayacak doğru ve etkili konumlandırma stratejisini bulur. Tek işi ve uzmanlık alanı budur.

Engin Tezcan
Marka Stratejisti
Capon Marka Konumlandırma Ajansı

Kaynak: Capon

Güven Borça’nın yazısı için tıklayın.

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.