“İşleve olduğu kadar duyguya da çalışmalısınız”

Digital Age Summit'in bu yılki konuklarından Tasarımcı Gadi Amit'ten tasarımda etiğin önemini, kendisine göre gelmiş geçmiş en iyi üç tasarım ürününü ve daha fazlasını dinledik.

07.05.2019 - 17:13 | Haluk Kasarcı

"İşleve olduğu kadar duyguya da çalışmalısınız"

Teknoloji tasarımı konusunda uluslararası başarıya ulaşmış, Fitbit’in tasarımcısı olarak da tanınan Gadi Amit, Digital Age Summit’in bu yılki konuklarındandı. Etiğin sürekli olarak tasarımcıların gündeminde olması gerektiğine inanan sorumlu tasarımcıdan, kendi nazarında gelmiş geçmiş en iyi üç tasarım ürününü ve daha fazlasını dinledik.

Tasarımlarınıza bir karakter/ruh katma hassasiyetinin altını çizdiniz konuşmanızda. Bunu biraz daha detaylandırabilir misiniz?

İnsanlara özgü ve çoğu zaman görmezden geldiğimiz bir gerçeklik var. Biz “şeylere” baktığımız her an onları analiz etmeye, onların dost mu düşman mı olduklarını muhakeme etmeye, onlardan kaçmamız mı yoksa onlarla dilediğimizce oynayıp oynayamayacağımızı tartmaya programlanmış bir türüz.

Bu, özellikle teknoloji gibi görece yeni ürünlerin tasarlanması söz konusu olduğunda çok daha önem arz eden ve dikkate alınması gereken bir durum. Yalnızca profesyonellere hitap eden ürünler -örneğin yalnızca pilotların veya cerrahların kullanımına açık olanlar- size teknik detaylara bağlı kalma lüksü verebilir ancak geniş tüketici kitlelerine hitap eden ürünlerde bundan kaçınmalısınız.

Tasarımcılar olarak bize düşen görev teknoloji ve insanlar arasında köprü olmak ve ürünlerin işlevleri kadar duyguları üzerine de çalışmak olmalı.

2014 yılında bir tahminde bulunmuş ve 10 yıl sonra üzerimizde -veya içimizde- 10 kadar akıllı cihaz olacağını söylemişsiniz. Tahmininize konu olan sürenin tam ortasındayken bir güncelleme yapmak ister misiniz?

O gün bunu söylemek için biraz aceleci davranmış olabilirim ama ister beş ister 10 yıl deyin, ben hâlâ o yöne doğru gittiğimizi düşünüyorum. NewDealDesign olarak bizzat çalıştığımız bağlantılı tıbbi cihazlara bakıp bunu söyleyebilirim.

Bunun dışında da, bir bileğinde Apple Watch diğerinde Fitbit giyen insanlar görüyoruz. Hack’lenmeye karşı korumalı, kimlik bilgileri içeren deri altı çipler konusunda da ciddi çalışmalar olduğunu biliyorsunuz. Nihayetinde akıllı telefonlarınızdan daha fazlasını taşıyacağınız bir geleceğe doğru gittiğimiz aşikâr.

Giyilebilir cihazları, son dönemin en tartışmalı konularından biri olan veri güvenliğinden bağımsız düşünmek pek mümkün değil. Siz bu konudaki tartışmaların önümüzdeki dönemi nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

Açıkçası veri toplayan platformların yasal düzenlemelerle takip ve kontrol altında tutulmaları gerektiğini düşünen biriyim. Bana sorarsanız teknoloji endüstrisindeki oyuncular uzunca bir süredir “en iyisini biz biliriz” gibi bir tavırla hareket ediyordu ancak Mark Zuckerberg’in dahi daha fazla düzenlemeye sıcak baktığını belirtmesi, bu anlayışın ciddi biçimde dönüştüğünü kanıtlıyor. Silikon Vadisi’nde bazı işlerin yolunda gitmediğini itiraf etmek ve şimdiye kadar yaşanan olumsuzlukları bir şekilde tersine çevirmek için çaba sarf etmek gerekli.

Bu konuda tasarımcıların çok özel bir rolü olduğunu düşünüyorum. Bugün şirketlerin lider kadrolarında sosyal bilimlerden gelen insanların sayısı hayli az; eğitimi sosyal bilimler üzerine olanların da teknolojiyle ilişkisi netameli. Dolayısıyla tasarımcılar -özellikle de teknoloji tasarımcıları- bu iki dünyaya da aşina oldukları için kritik bir pozisyondalar.

Umuyorum -ve bu gerçekten de bir umuttan ibaret- teknoloji şirketleri işler daha da kötüleşmeden kendilerini toparlar. Veri güvenliğine ilişkin skandallar birer politika malzemesine dönüştükleri için konuşurken dikkatli olmak gerekiyor; ama ne olursa olsun insanların teknoloji söz konusu olduğunda işlerin ters gidebilme ihtimaline karşı bu olaylarla birlikte bir bilinç kazandıklarını düşünüyorum.

Sunumunuzda tasarımcıların topluma karşı taşıdıkları sorumluluktan ve etik kaygılardan da söz ettiniz. Etik, tasarım dünyası için problemli bir alan mı?

Tasarımcılar birer aziz veya azize değiller. Kusursuza yakın çok az tasarımcı, epeyce kusurlu çokça tasarım var. Kullanıcı arayüzlerinde sizi siz farkında olmadan belirli aksiyonlara yönlendiren karanlık örüntüler (dark pattern) çok kısa bir süre öncesine kadar göz ardı edilen şeylerdi örneğin. Şimdilerdeyse bu konu hakkında düzenlemeler yapılması için çalışıldığına tanıklık ediyoruz.

Ne mutlu ki NewDealDesign’da bizim böyle problemlerimiz yok. Her zaman pozitif olmaya ve toplumdan yana olmaya çalışıyoruz. Ben tasarımda etik konusunun sürekli olarak tartışılması gerektiğini, gündemden hiç düşmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Açıkçası şimdiye dek tasarımcıların büyük oranda masum olduklarını da söylemek gerekiyor. Biliyorsunuz, yakın bir döneme kadar tasarımcıların kapısı hep son anda çalınırdı. Şimdilerde toplantı masalarında bir yeri, söyleyecek sözü olan tasarımcılar ürüne dair karar aşamalarında yer alıyor ve ürünün temel vaadine katkıda bulunabiliyorlar. Bu da onların taşıdığı sorumluluğu artırıyor.

Başarıya ulaşan Fitbi’’i de siz tasarladınız; Google’ın sessiz sedasız ortadan kaybolan modüler telefonu Project Ara’yı da. Bunların dışında yüzlerce projede imzanız var. Bu tecrübe bir tasarımı başarılı/başarısız kılacak şeyi tespit etmenizi mümkün kılıyor mu?

Bu zor bir soru, yine de genelgeçer birkaç gösterge olduğunu söyleyebiliriz sanıyorum. İnsanların gördüklerinde gülümsedikleri tasarımların her zaman iyi bir sinyal verdiğini düşünmüşümdür örneğin. Ya da tipik teknolojik cihaz kullanıcılarının (20-40 yaş arası insanlar diyelim) dışında kalan yaş gruplarının da ürünü sahiplenmelerini sayabiliriz. Fitbit’in erken dönemlerinde 70’lerinde bir büyükanne ve 17’sindeki torununun cihazı kullandığını gördüğümde kendi kendime “bak bu iyiye işaret” dediğimi hatırlıyorum.

Üründe temel olarak aradığımız şey bir sorun çözmek ve bunu yaparken kolaylık sağladığı gibi eğlenceli olmayı da ihmal etmemek diyebilirim. Fitbit’e bakın. İnsanlar kilo vermek istiyor ve az hareket ettiklerini düşünüyorlar. Siz de onlara bir hedef veriyor (günde 10 bin adım at vb.), bunu takip edebilecekleri bir ilginçlik (yürüdükçe büyüyüp açan bir çiçek) sunuyorsunuz. Gayet basit… İnsanlar aslında basit şeyler arıyor.

Sizin nazarınızda gelmiş geçmiş en büyük üç ürün tasarımıyla tamamlayalım dilerseniz.

Bir başka zor soru daha… İlk sırada sanırım herkesin sevdiği bir şey var, bisiklet. Düşünsenize, kesinlikle yaşlanmayan bir şey. Bu, bir tasarımda beni en çok cezbeden şeylerden biri. Bisikletin önümüzdeki dönemde çok değişeceğini sanmıyorum. Bir de yaşattığı deneyim onu özel kılıyor sanırım. Sizden yeni bir şey öğrenmenizi talep ediyor ve bunu yaptığınızda kendinizi daha yetkin, daha başka biri hissediyorsunuz. Size kendinizi iyi hissettiriyor işte.

Böyle bir seçkide iPhone’u saymamak mümkün değil sanıyorum. Bence iPhone bu yüzyılın tasarımı. Tarif etmekte zorlandığım, akıl almaz bir ekonomi yarattı. Hakikaten inanılmaz bir cihaz.

Son hakkımı iyi değerlendirmem lazım. Biraz genişçe bir seçim olacak ama dijital eğlence dediğimiz mefhumu saymak istiyorum. İster bir müzik videosu olsun ister bir belgesel isterse bir video oyunu… Bir ekran üzerinde bu kadar çok deneyim ve hikâyeyi yaşayabildiğimiz bambaşka bir gerçekliğimiz var ve bunu hafife aldığımızı düşünüyorum.