Üçüncü dalga Türkçe rap: Bir neslin müziği

20 yılı aşkın mazisiyle Türk dinleyici için yeni olmayan bu tür, popüler kültürü nasıl bu denli etkiler hale geldi?
22.01.2019 - 10:24

1996… Z Nesli’nin ilk üyeleri dünyaya geldi… Aynı yıl bir şey daha oldu. Fitili 1995’te Cartel’in aynı adlı albümüyle ateşlenen Türkçe rap’in ilk örnekleri müzik kanalları ve radyolarda dönmeye başladı.

Cartel… Bir numara, en büyük… Cehennemden çıkan çılgın Türk…

Bu sözler, Türkiye’de kitleleri Türkçe rap ile tanıştırdı. Ancak Cartel’in yarattığı ilk dalganın etkisi, anaakım medyada çok uzun sürmedi. 2000’lerde Türkçe rap, Ceza ve Sagopa Kajmer gibi önemli bayrak taşıyıcılarıyla ikinci bir dalga daha yarattı ve bir kez daha anaakımın dikkatini çekti. 2000’lerdeki üretim sayesinde bu tür, kendine hatırı sayılır bir hayran kitlesi oluşturmayı başardı. Ancak Türkçe rap’i, popülerleştirerek Özlem Süer defilesinden MoMA’ya, Çukur’dan Brand Week Istanbul’a taşıyan üçüncü dalga oldu.

20 yılı aşkın mazisiyle Türk dinleyici için yeni olmayan bu tür, popüler kültürü nasıl bu denli etkiler hale geldi?

Bu etkiyi açıklamak için öncelikle nesiller ve müzik türleri arasındaki ilişkiye bakmamız gerekir. Schewe ve Noble, 2000’de yayımladıkları Market Segmentation by Cohorts adlı makalelerinde nesiller ve müzik türleri üzerine yapılmış bir araştırmadan bahsediyorlar. Araştırmada, yaşları 16 ile 86 arasında değişen 108 katılımcıya, 1932 ile 1986 yılları arasında yayınlanmış toplam 86 hit parçadan 30’ar saniyelik bölümler dinletilmiş ve katılımcılardan beğendikleri şarkıları seçmeleri istenmiş. Katılımcıların seçtikleri şarkıların, ortalama 23,5 yaşında iken popüler olan parçalar oldukları tespit edilmiş.

Buradan hareketle, bir müzik türünün popülerleşmesi ile gençlik döneminde yapılan tercihler arasında bir bağlantı olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla nesiller ile müzik türleri arasında da bir ilişki bulunuyor; Baby-Boomer’lar ve psychedelic rock, X’ler ve grunge türleri arasındaki ilişki gibi… ZLAB kapsamında Twentify ile gerçekleştirdiğimiz araştırmanın sonuçları da bu savı destekliyor. Zira Türkçe rap, X, Y ve Z Kuşakları arasında yüzde 15,25’lik bir oran ile en çok Z Nesli tarafından tercih ediliyor. Yani Türkçe rap’in yükselişinin ardındaki etkenleri, Z Nesli’nin tercihleriyle açıklamak mümkün.

Etken #1: Harbicilik kazanacak

Ezhel… Spotify’ın 2018 “enler” listesinde Türkiye’nin en çok dinlenen sanatçısı oldu. Geceler parçası ise yılın en çok dinlenen şarkısı… İthal örneklerinin aksine Ezhel, şarkılarında ve kliplerinde şöhretin getirdiği plastik dünyaya değil yaşadığı şehrin arada kalmışlıklarına, çizginin dışındakilerin görmezden gelinen sorunlarına, kısacası yaşamın gerçekliklerine yer veriyor.

Daha önce Z’yi “en harbici nesil” olarak tanımlamıştım. Sanırım, Ezhel için de en harbici Türkçe rap sanatçısı desem yeridir. 1990 doğumlu olan Ezhel, bir “millennial”. Ancak sözlerindeki gerçeklik ve zaman zaman kendiyle, zaman zaman içinde olduğu kültürle dalga geçebilen tavrı Ezhel’i ve icra ettiği türü, Z’nin radarına sokuyor. Ezhel bu türü o kadar harbi icra ediyor ki, Pavyon parçasında “Ankara aksanı”nı saklamak yerine bunun üzerine gidiyor. Bu tavır, tabii ki şarkının enerjisine de yansıyor. Gittiğim bir Ezhel konserinde bu enerjinin kitleyi nasıl harekete geçirdiğine şahit oldum. Ezhel’in de dediği gibi: Bırakın gençler oynasın!

Etken #2: Birleşince daha güçlüyüz

“Diss” rap kültürünün bir parçası ve rap’in doğduğu yer olan ABD’de rap dünyası ikiye bölünmüş durumda. Son dönem Türkçe rap örneklerinde de “diss atma”lara sıklıkla rastlıyoruz. Ancak üçüncü dalga rapçilerin birbirileriyle savaşmak yerine işbirliği yapmayı tercih ettiklerini söyleyebiliriz.

Üçüncü dalga Türkçe rap’in Anıl Piyancı, Ezhel, Contra, Da Poet gibi kilit temsilcileriyle yapılan röportajları incelediğimizde neredeyse hepsinin kendi stilini yaratma derdinde olduğunu görüyoruz. Fakat icra ettikleri türün gelişimi için bir araya gelip ortak çalışmalar yapmaktan, kolektifler kurmaktan da geri durmuyorlar. Bu tutumu, Z Nesli’nde de gözlemliyoruz. Zira bireyselliği, diğer nesillere göre, daha değerli bulan Z Nesli, aynı amaç için kolektif çalışmaya da sıcak bakıyor.

Etken #3: Bir derdim var

Bir önceki maddede bahsettiğim gibi diss’ler bu türün olmazsa olmazı. Ancak yeni nesil rapçilerin kimin daha iyi olduğundan başka dertleri de var. Örneğin Tahribad-ı İsyan, 95-96 doğumlu gençler tarafından kurulmuş bir grup. Sulukule’deki kentsel dönüşümden ve Roman vatandaşların üzerindeki baskıdan duydukları rahatsızlığı Türkçe rap ile dile getiriyorlar.

ZLAB etkinliğimizde Z Nesli’nin savaş, toplumsal çatışma gibi konulara duydukları kaygılardan bahsetmiştim. Bu kaygıların bir müzik türünde yer edinebilmesi Türkçe rap’i, Z’nin müziği yapan etkenlerden bir başkası gibi görünüyor.

Müzik, nesilsel pazarlamanın en önemli unsurlarından biri. Ancak bu unsuru, pazarlama iletişiminde doğru bir şekilde uygulamak için aradaki nedenselliği doğru kurgulamak gerekiyor. Yani Türkçe rap’i, sadece popüler olduğu için tercih ediyorsanız, bir kez daha düşünmenizde yarar var: Mesajınızı gerçekten Türkçe rap ile iletmek zorunda mısınız?

Müzik ve nesil arasındaki ilişkiyi, bir örnekle anlatmadan yazıyı bitirmek olmaz. 90’ların ortasında halihazırdaki tüketicilerinin yaş ortalaması 51 olan Mercedes-Benz, daha genç bir kitleye yöneliyor: 70’li yıllarda gençlik dönemini yaşamış, 30’larının sonlarındaki, orta-üst gelir grubu Baby-Boomer’lar.

Mercedes-Benz, bu kitlenin dikkatini çekebilmek için, reklam kampanyasında “68 Kuşağı”nın popüler kültüründe önemli bir yeri olan Janis Joplin’in Mercedes-Benz adlı şarkısını tercih ediyor. Bu hamlesiyle Mercedes-Benz, şüphesiz, hedef kitlesinin gençlik anılarından yararlanmak istemiş. Kısacası, 20 yıl sonra, bir Mercedes-Benz reklamında Geceler’i duymamız ihtimal dahilinde.