“Sınırları sevdiklerinizle aşabilirsiniz”

Brand Week Istanbul 2018 konuşmacılarından İngiliz Kaşif Ed Stafford'un dünyasına hoş geldiniz.

07.11.2018 - 11:07 | Haluk Kasarcı

"Sınırları sevdiklerinizle aşabilirsiniz"

Amazon nehrini boylu boyunca, kaynağından denize kavuştuğu noktaya kadar 860 günde yürümek… Elindeki kamera dışında, ıssız bir adada ekipmansız ve yapayalnız iki ay geçirmek… Bütün bunlar olurken beslenmek ve uyumak bir yana, birbirinden başarılı televizyon programları çekebilmek…

Bu yıl Brand Week Istanbul’da ağırlayacağımız İngiliz Kaşif Ed Stafford’un dünyasına hoş geldiniz.

Bir insanı iyi bir “hayatta kalma uzmanı” yapan nedir?

Bu konuda iyi olmamızın önündeki tek engel kendimiziz. Çok kötü seçimler yapıyoruz çünkü atalarımızın yaşadığı hayatlardan fazlasıyla uzağız.

Yine de bunu düzeltmek oldukça kolay. Telefonunuzu evde bırakıp bir ormanda uyuyabilirsiniz. Hayatınızı doğaya mümkün olduğunca yaklaştırın, hayatta kalma içgüdüleriniz gün yüzüne çıkmaya başlayacaktır.

Doğada yalnızken işler ters gittiğinde, zihninizde bir yerlerde sığındığınız güvenli bir liman var mı?

Hayır. Havlu atmayı düşündürecek kadar zorlu bir durumda kaldığımda küçük oğlumu düşünüyorum. Kazakistan’dayken Koreli eski bir özel kuvvet gurusu tarafından kovalanıyordum ve pestilim çıkmış haldeydi. Sabrımın da dermanımın da sonuna gelmiştim. Sonra bir şey oldu ve 16 aylık oğlumu, onun ilk adımlarını atmaya çalıştığını düşündüm ve tüm bedenimi saran bir enerji hissettim. Duygunun yakıta dönüştüğü bir an yaşadım ve oğlumun benimle gurur duymasını istiyorsam vazgeçemeyeceğimi anladım.

Bu hayatta sevdiğiniz biri varsa, onu engelleri ve sizi sınırlayan her şeyi aşmak için kullanabilirsiniz.

"Sınırları sevdiklerinizle aşabilirsiniz"

Neredeyse her programınız hayat memat meselesiyken işinizin yaratıcı yönüne ne kadar odaklanabiliyorsunuz? Programın niteliği kişisel ihtiyaçlar hiyerarşinizde nerede duruyor?

Dürüstçe söylüyorum, en yukarıda. İyi bir bölüm çekebilmek; yemekten, uyumaktan hatta tuvalet ihtiyacından da önemli. Programın olabildiğince iyi olması için o kadar yoğun çaba sarf ediyorum ki, içinde bulunduğum onca zor durum arasında işin en yorucu yanı çekim süreci oluyor.

Bunu küstahlık olarak algılamayın ama birkaç akşam sefalet çeksem de bunu kaldırabileceğimi biliyorum ve bu da bana mümkün olan en iyi programı çekebilecek güveni veriyor.

Programlarınızın bu kadar beğenilmesinin sebebi sizce ne?

Dürüstlük. Gösterişin ve boş konuşan insanların hüküm sürdüğü bir dünyada yaşıyoruz. Bu yüzden kendini, tabiri caizse ateşe atmaktan ve her şey altüst olduğunda sonuçlarına katlanmaktan mutlu olan bir insanla karşılaştıklarında, buna tanıklık eden herkesin saygı duyduğunu düşünüyorum.

Bir maceranızı yeniden yaşama imkânınız olsa hangisini seçerdiniz? Ya da tamamladığınız anda hepsini bir daha hatırlamamak üzere unutmayı mı tercih ediyorsunuz?

Bu tip varsayımlara dayanan sorular çok etkileyici ancak bir o kadar da boş. Eğer pişmanlıklarımı soruyorsanız…

Amazon’u birlikte yürümeye başladığım keşif partnerim Luke Collyer’a daha iyi davranabilirdim. Luke epey zorlanmıştı ancak ona yardım edebilir ve kenarda kalmasındansa keşfe devam etmesini sağlayabilirdim. Yine de onunla yaşadıklarım oldukça öğretici olduğu gibi bugün olduğum insan olmama da yardımcı oldu. Bu yüzden de geri dönüp baktığımda herhangi bir şeyi değiştirmeyi asla düşünmüyorum. Hatalarım bana tüm başarıların öğretebileceğinden çok daha fazlasını öğretti.

Yalnızlığınıza borçlu olduğunuz şöhreti nasıl idare ediyor, kendinizi bir marka olarak görüyor musunuz?

Belli bir izleyici/takipçi kitlesine sahip olmanın değerli olduğunu ve tamamen kendim olmakla yayıncılara karşı sorumluluklarımı yerine getirmek arasındaki ince çizgide dengede kalarak hareket etmem gerektiğini biliyorum. Ne olursa olsun markanın benden farklı olmadığını bilmek beni mutlu ediyor. Ne derseniz deyin, rol yapmak zorunda olmadığım için mutluyum ve bu benim.

Brand Week Istanbul kapalı bir alanda ve epey kalabalık bir katılımcı kitlesiyle gerçekleşiyor. Hoşlanmadığınız iki senaryo bir arada…

Haha, hodri meydan!