Pazarlama sektörüne çağrı: “Veri peşinde koşmayı bırakın”

Z Kuşağı ve dijital toplulukların beklentilerini anlamak isteyen markalar için sosyal zekâ, veriyi bir “içerik tablosu” olmaktan çıkarıp doğrudan ürün ve iş geliştirme stratejisine dönüştürüyor.

Markaların elinde her zamankinden daha fazla veri var, ancak bu verilerin büyük bir kısmı işlenmeden kalıyor. Uzmanlara göre asıl eksiklik daha fazla veri değil; ekiplere ne yapmaları gerektiğini söyleyen doğru “sinyaller.”

Adweek’ in düzenlediği Sosyal Medya Haftası’na katılan Slack’ten Sabrina Barekzai ve Sprout Social’dan Brittany Hennessy, sosyal medya verilerinin birer “içerik tablosu” olmaktan çıkarılıp nasıl iş kararlarına dönüştürüleceğini masaya yatırdı.

Veriden eyleme 5 adım

Brittany Hennessy, sosyal zekâyı veriyi “işletmenin kullanabileceği içgörülere dönüştürmek” olarak tanımlıyor. Bu süreç, doğrusal bir çizgiden ziyade sürekli kendini besleyen bir döngüden oluşuyor:

Konuşma: Kitlelerin platformlarda ne söylediğini ve nelere tepki verdiğini takip etmek.

Tespit: Gürültüyü filtreleyerek gerçekten önemli olan sinyalleri ayıklamak.

Yorumlama: Bu sinyalleri iş hedefleri için anlamlı hale getirmek.

Aktivasyon: İçgörüyü stratejik bir eyleme dönüştürmek.

Sonuç: Eylemin etkisini ölçmek ve elde edilen veriyi tekrar döngünün başına (konuşma aşamasına) taşımak.

Sosyal medyayı bir “iş arkadaşı” gibi konumlandırmak

Slack Sosyal Medya Strateji Direktörü Sabrina Barekzai, markaların sosyal medyada bir “iş arkadaşı” gibi davranması gerektiğini savunuyor; yani şakalara etiketlenen, sohbetlere dahil edilen ve her zaman erişilebilir olan bir figür. Barekzai’ye göre “yorumlar artık yeni para birimi.” Slack’in bu insan odaklı yaklaşımı, LinkedIn paylaşımlarında yüzde 6,2’lik bir etkileşim oranı yakalamalarını sağladı; bu oran, yüzde 2 olan sektör ortalamasının oldukça üzerinde.

Sinyali ürüne dönüştürmek

Sosyal zekânın gerçek testi, sinyallere ne kadar hızlı yanıt verildiğiyle ölçülüyor. Slack’in “Seasonal Delight” kampanyası, başlangıçta sadece Cadılar Bayramı için planlanmış tek seferlik bir özellikti. Ancak sosyal medyadan gelen yoğun talep ve olumlu yorumlar “sinyal” olarak algılandı. Ekip bu içgörüyü ürün ekibine taşıyarak geçici bir kampanyayı kalıcı bir ürün taahhüdüne ve farklı tatilleri kapsayan geniş bir özelliğe dönüştürdü.

“Ne paylaşalım?” değil, “ne diyorlar?” sorusu önemli

Barekzai’ye göre stratejik zihniyet değişimi, içerik üretme kaygısından dinleme odağına geçmekle başlıyor. Ekiplerin “Bir sonraki gönderimiz ne olmalı?” diye sormayı bırakıp, “İnsanlar bize ne cevap veriyor?” sorusuna odaklandıkları an, sosyal zekâ döngüsü gerçek anlamda çalışmaya başlıyor. Bu yaklaşım, sadece sosyal medya başarısını değil, diğer departmanlarla iş birliğini ve yaratıcı fikir üretimini de tetikliyor.