Gezegenin diğer ucundaki herhangi biriyle aynı dertleri paylaştığımız günlerdeyiz. Dilimizden düşürmediğimiz kelimelerde başı “değişim” çekiyor. Gidişatı daha net hatlara oturtmak için, marka ve pazarlama yöneticileri, stratejistler, kreatifler, prodüksiyon ajansları ve araştırma şirketlerinden oluşan uzmanlarla; marka iletişiminin geleceğini konuştuk.
Mesajlaşma uygulamaları ve dijital platformlar rüştünü ispatladı. Facebook’ta geçirdiğimiz süre yüzde 70 artarken, yüzde 50 oranında daha fazla mesajlaştık. Dijitalin kazandığı yeni değer, markalar için de “nasıl dijital topluluklar yaratmalı ve yönetmeliyim” sorusunu gündeme getiriyor.
Marka – tüketici ilişkisi dinamiğinin kalbi online’da atmayı sürdürecek

Pandeminin tüketici alışkanlıkları üzerinde yarattığı değişikliklerin mevcut durum sonrasında ne derece geçerli olmaya devam edeceği henüz hepimiz için bir soru işareti ancak şirket olarak gözlemlerimiz, dünya genelindeki insanların ve toplulukların önümüzdeki süreçte online’da kalmaya devam edeceğini ve dijital iletişim araçlarının markaların pazarlama stratejilerinin önemli bir parçası hâline geleceğini gösteriyor. Pandemi sürecinde dünyanın dört bir yanından milyarlarca insanın Facebook uygulama ailesinde geçirdikleri sürenin yüzde 70 oranında artması da bu durumun doğruluğunu ortayakoyuyor. Bu dönemde süreci en sağlıklı şekilde atlatmak isteyen birçok büyük işletme ve KOBİ’nin, platformlarımız üzerinden yaratıcı, kişiselleştirilmiş ve ölçeklendirilmiş pazarlama stratejilerini hayata geçirerek, evlerinde vakit geçiren potansiyel müşterileriyle direkt olarak iletişime geçtiklerini gördük. Önümüzdeki dönemde de sanal oturumlar ve mesajlaşma gibi direkt ve güvenilir iletişim çözümlerinin marka – tüketici ilişkisi dinamiğinin temelini oluşturacağını düşünüyorum.
Mesajlaşmanın geçtiğimiz aylarda yüzde 50 oranında artması ve en güvenilir ve hızlı iletişim yolunun mesajlaşma olmasıyla birlikte, birçok işletmenin WhatsApp ve Messenger üzerinden müşterileriyle gerçek zamanlı bağlantılar kurmaya devam edeceğini öngörüyoruz. Facebook ve Instagram üzerinden satış yapmaya olanak sağlayan çevrimiçi vitrinlerin ve müşterilerle birebir etkileşim kurma olanağı tanıyan canlı yayınların da önümüzdeki dönemin yükselen yıldızları olacağını söylemek yanlış olmaz.