Great Place To Work® Türkiye, Türkiye’nin En İyi İşverenleri™ 2026 araştırma raporunu yayınladı. 600’den fazla organizasyon ve 175 bini aşkın çalışanın geri bildirimleriyle oluşturulan araştırma, Türkiye’de iş dünyasının mevcut durumunu ve dönüşüm yönünü kapsamlı bir bakış açısıyla ortaya koyuyor.
Türkiye iş dünyasında belirsizliklerin arttığı, çalışma dinamiklerinin yeniden tanımlandığı ve çalışan beklentilerinin hızla dönüştüğü çok katmanlı bir tablo öne çıkıyor. Bu dönüşüm, kurumların başarısının artık yalnızca çalışan memnuniyetiyle değil güven kültürü inşa edebilme, sürdürülebilir performans yaratabilme ve çalışan deneyimini bütüncül şekilde yönetebilme kapasitesiyle belirlendiğini ortaya koyuyor. Değişen çalışma modelleri, artan regülasyonlar ve dönüşen beklentiler, organizasyonları bu alanlarda daha stratejik, daha ölçülebilir ve daha bütüncül bir yaklaşım benimsemeye yönlendiriyor.
Great Place To Work® Türkiye tarafından hazırlanan Türkiye’nin En İyi İşverenleri™ 2026 araştırma raporu ise bu tabloyu somut verilerle destekleyerek, iş dünyası için güvenin artık yalnızca duygusal bir kavram değil organizasyonel performansı doğrudan etkileyen en kritik stratejik performans birimi olduğunu ortaya koyuyor.
Çalışan deneyimini güven, saygı, hakkaniyet, gurur ve takım ruhu üzerinden doğrudan geri bildirimlerle ölçen Great Place To Work® Trust Index™ verileri, inovasyonun temelinde organizasyonel yapı ve kültürün belirleyici olduğunu gösteriyor.
Çalışanların yeni ve daha iyi çalışma yöntemlerini denemeye teşvik edildiği, denemenin ve öğrenmenin desteklendiği iş yerlerinde Trust Index™ skoru yüzde 88 seviyesine ulaşırken; inovasyon fırsatlarının bulunmadığı algısının hâkim olduğu organizasyonlarda bu oran yüzde 38’e kadar geriliyor. Bu yüzde 50 puanlık keskin ayrışma, inovasyonun bireysel yetkinlikten çok, çalışanlara sunulan güven ortamı ve destekleyici kültürle mümkün hale geldiğini açık biçimde gösteriyor.
Bu çerçevede inovasyon, yalnızca yaratıcı fikirlerin çıktısı değil; çalışanların deneme, öğrenme ve gelişim alanı bulabildiği güven temelli bir organizasyonel yapının doğal sonucu olarak konumlanıyor.
Araştırma yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilir değer üretmesi için gerekli olan en kritik unsurlardan birinin psikolojik güvenlik olduğunu ortaya koyuyor. Yapay zekânın etkin biçimde kullanılabilmesi, çalışanların deneme-yanılma yapabildiği ve kendini güvende hissettiği bir çalışma ortamını gerektiriyor.
Türkiye’nin En İyi İşverenleri™ 2026 liste şirketlerinde psikolojik güvenlik seviyesinin yüzde 76 olması, çalışanların yaklaşık dörtte birinin hâlâ hata yapmaktan çekindiğine işaret ediyor. Diğer şirketlerde ise bu oran yüzde 47’ye kadar gerileyerek, çalışanların yarısından fazlasının yapay zekâ ile yeni bir şey deneme konusunda yeterli cesareti gösteremediğini ortaya koyuyor.
Bu tablo, Türkiye’de yapay zekâ hazırlığının yalnızca teknolojik yatırımlarla değil; çalışanların kendini güvende hissettiği, yenilikçi fikirlerin teşvik edildiği ve liderliğe duyulan güvenin güçlendirildiği bir organizasyonel yapı ile mümkün olduğunu net biçimde gösteriyor.
Bulgular güvenin yalnızca kültürel bir değer değil hız, maliyet, inovasyon ve sürdürülebilir performans üzerinde doğrudan etkili olduğunu ortaya koyuyor. Liderlik davranışlarının, adalet ve hakkaniyet algısının, çalışan deneyimindeki tutarlılığın ve teknolojik dönüşüme hazırlığın ölçülebilir biçimde yönetilmediği organizasyonlarda performans artışının sınırlı kaldığı görülürken; güveni sistematik olarak yöneten, ve teknolojiyi insan odaklı bir yaklaşımla ele alan kurumlar, belirsizlik dönemlerinde dahi daha öngörülü, daha dayanıklı ve daha rekabetçi bir yapı sergiliyor.
Bu çerçevede rapor, Türkiye iş dünyası için net bir mesaj veriyor: Güven, artık soyut bir İK metriği değil; yönetim kurulu düzeyinde ele alınması gereken temel bir iş stratejisi değişkeni olarak öne çıkıyor. Ölçülen ve aktif biçimde yönetilen güven, organizasyonların yalnızca bugünkü performansını değil, uzun vadeli sürdürülebilir başarısını da belirliyor.

Great Place To Work® Türkiye CEO’su Eyüp Toprak, Türkiye’nin En İyi İşverenleri™ 2026 Araştırması’na ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“2026 yılında Türkiye iş dünyası kritik bir eşiğin üzerinde konumlanıyor. Çalışanlar işten ayrılmıyor; ancak eskisi kadar katkı sunmuyor. Yöneticiler karar alıyor; fakat organizasyon bu kararları içselleştirmiyor. Şirketler yapay zekâya yatırım yapıyor; ancak beklenen karşılığı almakta zorlanıyor.
Türkiye’nin En İyi İşverenleri™ 2026 araştırmasıyla amacımız Türkiye’de çalışan deneyimi ve güven kültürü alanında fark yaratan organizasyonel pratikleri görünür kılmak bu pratikleri veriye dayalı ve objektif bir zeminde analiz etmek ve iş dünyası için anlamlı bir karşılaştırma alanı sunmak oldu. Elde edilen bulgular, Türkiye’de En İyi İşverenleri ayrıştıran temel dinamiklere, gelişim alanlarına ve geleceğe yön verecek önceliklere dair güçlü içgörüler sunuyor.”