MediaCat

Dijital medya bir oksijen alanı

Geleneksel medyadan dijitale uzanan yolculuğunu MediaCat ile paylaşan gazeteci Şelale Kadak, “Dijital medya, bu mesleği yapmak için bir patronaja ihtiyacımız olmadığını gösteren en demokratik oluşum” diyor.

Henüz üniversite sıralarındayken başladığı gazetecilik kariyerini geleneksel medyada geçirdiği uzun yılların ardından dijitale taşıyan Şelale Kadak, geçiş sürecini ve bu sürece dair “iyi ki”lerini MediaCat için anlattı.

Dijital medya bir oksijen alanı

Gazetecilik öyle bir meslek ki kopman mümkün değil. Ben bu mesleğe 18 yaşında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni kazandığım yıl, üniversitenin okul gazetesinde çalışmaya başlayarak adım attım ve eğitimimin ikinci yılında stajyer olarak girdiğim Sabah gazetesinde gazetecilik kariyerimin tüm aşamalarını büyük keyif alarak geçirdim. Geleneksel medya dediğimiz yazılı basında Sabah gazetesinin bütün dengeleri alt üst ederek, Dinç Bilgin ekolünü İstanbul’a taşıyıp medyada büyük bir rekabeti başlattığı yıllar, benim de bu meslekte en çok öğrendiğim yıllar oldu.

Dijitalle tanışma

Zaman içinde muhabir, uzman muhabir, sorumlu olduğum sayfalar, televizyon programı ve zamansız kaybettiğimiz kıymetli Ufuk Güldemir’in teşvikiyle köşe yazarı oldum. Köşe yazarlığına başladığımda rakiplerimin hepsi benden en az 10 yaş büyüktü ama dostlukların çok kıymetli olduğu dönemleri yaşadım.

Dijital medyanın gelişmeye başladığı yıllarda bir YouTube kanalı açmayı çok istemiştim ama bir medya grubunda çalışırken bunu yapmamızın etik olmadığı bilgisiyle bu isteğimi hep erteledim. Öyle ki bir dönem çalıştığım grubun kanalında iş dünyasının önde gelenlerini konuk ettiğim İşte Hayat isimli güzel bir program yapmaya başlamıştım ve en azından arşivi olsun diye bölümleri YouTube’a koyalım, orada kalsın dedim. O dönem gazetenin bilgi işlem bölümünde çalışan bir arkadaşımın bu isteğime karşılık kendi ismiyle kanal açıp, tüm programları oraya yüklediğini ancak dijital medyada bağımsız gazeteciliğe başladığım 2020 yılının sonlarında fark ettim.

Riskli bir başlangıç

Geleneksel medyadan dijital medyaya geçen gazeteciler arasındayım. Çok da mutluyum. Kendi alanımda özellikle iş dünyası, şirketler alanında bu mesleği böylesine kapsamlı içerikle belki de ilk yapan olabilirim.

Doğruluk mu Cesaret mi adıyla kurduğum kanalda, ilk konuğum Fenerbahçe Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç’tu. O gün abone sayım yok denecek kadar azdı. Hiç unutmuyorum, YouTube ekibim bu kadar önemli bir ismi -üstelik basın toplantıları dışında pek bir yerde konuştuğu da görülmemiş olan Ali Koç gibi güçlü bir ismi- ilk programda konuk yapmayalım diye beni vazgeçirmeye bile çalıştı. Çünkü ne abonem ne de önemli bir izlenmem vardı. YouTube kriterlerini henüz karşılamıyordum. Oysa ben farklı düşünüyordum. Dijital medyada var olacaksam risk almalı ve bana göre en ses getirecek isimle çıkmalıydım. Nitekim tahmin ettiğim oldu ve benim yayınım daha ilk gün 48 bin izlenme alarak kendi rekorunu kırdı. YouTube’un bütün kriterlerini karşıladı ve kanalım reklamlara açıldı. O sırada Türk Eğitim Vakfı (TEV) Anne ve Çocuk Vakfı (AÇEV) ve TEMA ile işbirliği yaptım ve konuğum sorulardan birine cevap vermek istemezse karşılığında bağış aldım. Bu sayede üç vakfa da çok güzel bağış topladım. Ali Koç röportajım da arkasından gelen Acun Ilıcalı röportajım da Türkiye’de gündem oldu, Twitter’da TT oldu, tüm bölümleri toplamda milyonun üzerinde izlendi.

Bu seri devam ederken, Şelale Kadak ile 15 Dakika, Şelale Kadak ile Ses Getiren Projeler, Şelale Kadak ile Başarı Hikâyeleri serileri arka arkaya yayına girdi. Olimpiyatlara hazırlanan sporculara destek veren ING Türkiye ile üç bölümlük özel seri hazırladım ve YouTube kanalımdaki programlara şirketlerin sponsor olarak ilgi göstermesiyle prodüksiyon masraflarımı da karşılayarak daha kaliteli çekim yapma ve içerik hazırlama imkânına kavuştum. Şelale Kadak ile 15 Dakika programını üç sezon yaptım ve Shell bu programların destekçisi oldu. Şu anda Yıldız Entegre’nin katkılarıyla Şelale Kadak ile Ağacın İzinde isimli güzel bir seri yapıyor ve Türkiye’nin kıymetli mimar, sanatçı ve tasarımcılarını YouTube kanalıma taşıyorum. Aynı şekilde iyzico ile başarılı markaları ve girişimcileri ekrana getirerek, gençlere ilham olacak programlar yapıyorum. Pek çok şirketin başta kadın olmak üzere toplumun dezavantajlı kesimleri, doğa ve gençler için yaptığı projeleri ekrana taşıyorum. Kültür ve sanat konusundaki güzel gelişmeleri de izleyiciyle buluşturuyorum.

Kolay değil ama imkânsız hiç değil

Tüm bunları arka arkaya yazarken karşıdan kolaymış gibi düşünüleceğinin farkındayım. Hayır değil ama imkânsız hiç değil. Yılların birikiminin ve kurulan güvene ve saygıya dayalı ilişkilerin, yeni bir platformda insanın işine ne kadar yaradığını yaşayarak öğrendim. Benim en temel özelliğim sanırım çalışkan olmam, pozitif olmam ve her ne olursa olsun yaptığım işten büyük heyecan duymam. Öyle olunca dijital medyada işler çok daha kolay olur.
Bugün ana mecram YouTube olsa da ben gazetede yazdığım yazılara Instagram ve X üzerinden de devam ediyorum. Vuruş sayısını tabii ki çok azaltarak haber vermeye ve bilgilendirmeye özen gösteriyorum.

Dijital medya biz gazeteciler için oksijen alanı. Bu mesleği yapmak için bir patronaja ihtiyacımız olmadığını gösteren en demokratik oluşum. YouTube olmasaydı mesleğimi böylesine geliştiremez ve programlarımı yapamazdım.

İyi ki dijital medyadayım

Şu anda hangimiz elimize gazete alıp okuyoruz? Gerçekten bir gazeteyi, dergiyi takip edeceksek, onu dijitalden okumaya çalışmıyor muyuz? Evet, baskılar tabii ki olsun, o gelenek devam etsin ama bu yüzyılda dijitalleşme kaçınılmaz değil mi? Hangimiz bir şey izlemek istediğimizde platformlara yönelmiyoruz? En çok da YouTube’a… En azından ben öyleyim. Abone olmam gerekiyorsa abone de olarak dijitali tercih ediyorum. Bizler mecburiyetten dijital medyaya geçiş yaptık ama zaten geçmesek hem geri kalacak ve zamanın ruhunu yakalayamayacak hem de çok kıymetli bulduğum dijital medyadaki takipçilerle yeni bir iletişime geçmeyecektik. Dijital medya hiç olmadığı kadar çok güçleniyor.

Ben başta YouTube sonra Instagram ve de diğer dijital kanalların -şu anda toplumun büyük bir kısmının haber almak, yeni şeyler öğrenmek, ilham almak, güzel vakit geçirmek, yani sebebi ne olursa olsun- öne geçtiğini görüyorum. O nedenle iyi ki dijital medyadayım ve bu dönüşümü çok vaktinde yapmışım diyorum.

İlgili İçerikler

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.