“Dünyadaki mutsuzluğun önüne geçmek mümkün”

Global Wellness Day Kurucusu Belgin Aksoy Berkin, Türkiye'de doğan ve bugün 110 ülkede kutlanan GWD'nin hikâyesini paylaşıyor.

24.05.2018 - 13:14 | Gönül Hadımlı

Mutsuzluğun önüne geçmek için

Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada 322 milyon kişi depresyonda, her yıl yaklaşık 800 bin kişi ise intihar ediyor. İstatistikler bu denli çarpıcıyken, dünyada bu mutsuzluğa dur deme çabasında olan kişiler de var. Richmond Nua Wellness Spa’nın kurucusu Belgin Aksoy Berkin, bu mutsuzluğu yenmek için savaşanlardan. Öyle ki kendisi haziran ayının ikinci cumartesi günü kutlanan ve önümüzdeki sene itibarıyla Birleşmiş Milletler’in resmî takvimine girmesi planlanan Global Wellness Day’in (GWD) Türkiye’de doğup tüm dünyada yankı bulmasının ardındaki en önemli isim.

İlki 2012’de başlayan ve bu yıl 9 Haziran’da İstanbul Küçük Çiftlik Park’ta herkese açık ve ücretsiz olarak kutlanacak GWD, bugün dünyanın 110 ülkesinde, 4 bin 300’den fazla noktada kutlanılıyor. Berkin ise, hiçbir pazarlama stratejisi olmadan tamamen organik olarak geniş kitlelere ulaşan GWD’nin ardındaki hikâyeyi ve wellness kavramının nasıl konumlanması gerektiğini anlatıyor.

Günümüzde Global Wellness Day 100’den fazla ülkeye yayılmış durumda. Bu başarıya ulaşmada nasıl bir strateji izlediniz, nasıl gelişti her şey?

Belirli bir pazarlama stratejisi izlemedik, her şey tamamen organik olarak gelişti. Marakeş’te düzenlenen Wellness Zirvesi’ne katıldığımda, sahnede “elçi olmak isteyenler lütfen benimle irtibata geçsin” dedikten sonra başıma geleceklerden hakikaten habersizdim. Eğer ki bunun bir pazarlama stratejisi olsaydı, bu bir iş gibi kurgulansaydı benim orada hangi cümleyi söyleyeceğim ve ardından beklediğimiz patlama belli olurdu. O patlamanın sonucunda da nasıl ilerleyeceğimizi bilirdik. Halbuki benim o cümleyi sarf etmemden sonra arkamda bir kuyruk oluşması, ardından tamamen word-of-mouth ile o insanların arkadaşlarının öğrenmesi tamamen organikti. Çok büyük bir heyecan duydum.

Bazı insanlara “Bu konudaki ilk soruyu siz soruyorsunuz, biz cevabını bulunca sizinle paylaşacağız” şeklinde son derece amatörce ilerledik ilk zamanlarda. Elçi olmak isteyenlere nasıl cevap verilecek, bir broşür oluşturulması lazım nasıl olacak gibi soruları yavaş yavaş cevaplandırdık ve bazı standartlar oluşturuldu. Kendi içinde ihtiyaçlara göre listeler oluştu. GWD olarak, tek bir maaşlı çalışanımız var, onun dışında herkes gönüllü olarak çalışıyor. Her ülke için, sürekli olarak ülke raporları tutuyoruz, geçtiğimiz sene dünya çapında 250 milyon kişiye ulaştık, bu sene çok daha fazla olacağı kesin.

Etkinliğin ücretsiz olması çok önemli. Mümkün olduğunca paraya dokunmamaya çalışıyoruz. Şu anda tamamen gönüllü insanların bir araya geldikleri, niyet üzerine kurulu bir düzen içerisinde kimsenin birbirinden daha fazla öne çıkma gayesinde olmadığı güzel bir uyum sağlamış bulunuyoruz. 86 farklı ülkeden bireylerin, farklı kültürlerin bir düzen içerisinde olması bir mucize gibi. İyi niyet dışında farklı bir düşünceyle gelen birisi olursa zaten sistem kendi içerisine kabul etmiyor.

Bugün başlamış olsaydım bu işe bir pazarlama stratejisi planlar mıydım çok emin değilim açıkçası. Çünkü eğer bir strateji yapılmış olsaydı belki de insanlara bunun ne kadar gönülden yapılan bir etkinlik olduğu hissini veremeyebilirdik.

Mutsuzluğun önüne geçmek için

Global Wellnes Day her ne kadar Türkiye’de doğmuş olsa da bilinirliğinin en az olduğu ülkelerden bir tanesiyiz. Bunu neye bağlıyorsunuz ve dünyada bu bilinirlik ne durumda?

Wellnes konusunda Türkiye geride evet ama aslında bu uluslararası bir problem. Wellness’in tanımında şimdiye kadar mutabık kalınamaması bunun büyük nedenlerinden bir tanesi. Yeni bir wellness derneği kuruldu ve bu derneğin kurulmasının bir numaralı sebebi olarak tanımlamaların yapılması gerekliliği gösterildi. Wellness çok kişiye ve markaya özel olarak değişebilen bir kavram. Tanımında henüz mutabakat sağlanamamış bir konuda sektörün dışındaki insanların bilgilenmeleri ve konunun önemini anlamaları için önümüzde uzun bir süre var. Bugüne kadar wellness’in pazarlanması tüketiciye bu şekilde yapıldığı için, şu an wellness’in pahalı bir şey olduğuyla ya da sadece bir spa merkezinde hayata alınabilecek bir şey olduğuyla ilgili tanımlamalar yapılıyor.

Ayrıca sağlık ve wellness konusu birbirine karıştırılmış durumda. Biz wellness’in sadece fiziksel olarak iyi olma hali değil, ruhsal ve fiziksel iyilik halinin bir denge içerisinde olması anlamına geldiğini anlatmaya çalışıyoruz. Tam olarak hâlâ çizgileri çizilememiş olduğu için Türkiye’de bu konunun istenilen noktada olmaması çok normal.

Bireylerin erken yaştan itibaren iyi yaşamı hayatlarına almaları için bir de çocuk projeniz var, bahseder misiniz biraz? Neden ilk pilot okul Türkiye’den değil?

Wellness’in, iyi yaşamın çocukluktan itibaren bireye katılması gereken bir şey olduğu düşüncesiyle yola çıktık. Çocuklara iki yaş itibarıyla nefes egzersizleri gibi pratikleri öğreterek ve iyi yaşamı hayatlarına almalarını sağlayarak dünyadaki mutsuzluğun önüne geçebiliriz.

İlk pilot okul, Tayland’da çünkü Tayland elçisinin eğitim bakanlığı ile irtibata geçmesi benim planlamamdan çok daha önce oldu. Proje hakkında ilk kez konuştuğumuzdan beri elçiler, eğitim bakanlıklarına gitmek için sabırsızlanıyorlardı ve ben tutuyordum onları müfredatı daha tamamlamadık, onayları almadık biraz daha bekleyelim diye ama Tayland elçisini tutamadım ve projeyi götürmüş bulundu. Tamamen kendi içindeki gelişimiyle Tayland oldu, benim Türkiye’deki eğitim bakanlığına gitme fırsatım kalmadı.

Türkiye’de bir özel okulda da başlayacak proje. Fransa’da Paris’te bir okulda bunun bir teaser’ını denedik. Çocuklarla bir masaj aktivitesi, nefes alma ve yoga aktivitesi yapıldı ve çok güzel sonuçlar, geri dönüşler aldık. Bu çok büyük bir ihtiyaç ve dünyanın daha önce böyle bir şeye hiç bugün olduğu kadar ihtiyacı olmadı.