Alibaba vs. Amazon

Zenith ABD Başkan Yardımcısı ve Strateji Direktörü Shann Biglione, Çin'in "değişim hızı"nı ve ülkenin pratik çözüm üretme başarısını anlatıyor.

03.12.2018 - 13:29 | MediaCat

Alibaba vs. Amazon

Zenith ABD Başkan Yardımcısı ve Strateji Direktörü Shann Biglione, Çin’de yaşadığı dönemde tecrübe ettiği “değişim hızı”nı Ad Age için kaleme aldı. Çin’in hızlı ve pratik çözümler üretmedeki başarısı, üzerine düşünmeye değer.

Alibaba vs. Amazon

Alibaba vs. AmazonBirkaç ay öncesine kadar güvenilir ve hızlı toplu ulaşımı olan bir ülkede yaşıyordum. Nakitsiz ve kredi kartsız vaziyette, yalnızca cep telefonumla geçirebiliyordum günlerimi. Öğle yemeğinde online sipariş veriyordum ve masama dönene kadar her şey teslim edilmiş oluyordu. Sonra Şangay’dan New York’a taşındım.

Çin’de reklam stratejisti olarak geçen beş yılıma baktığımda; yaygın mobil ödeme fırsatlarını, eğlence dolu e-ticaret sitelerini, dinamik paylaşımlı ekonomi modellerini ve akıl almaz derecede zengin içerik ekosistemini hatırlıyorum.

Ben bir Amazon aşığıyım ama Prime Day’i takip ettiğimde, Alibaba çatısı altındaki Tmall’un Amazon.com’u sanal ortamda her düzeyde -marka sayfa deneyimi, teslim seçenekleri, fiyatlar, ürün genişliği ya da ödeme sistemleri- nasıl alt ettiğini görüp şaşırdım. Bir reklam ekosistemi olarak Alibaba daha karmaşık veri setlerine, daha çeşitli içerik opsiyonlarına, daha tutkulu tüketici deneyimine ve onları birbirine bağlayacak daha geniş bir bütünlüğe sahip.

Çin’in sırrı

Devletin son derece ağır kontrollerinden geçen bir ülke, nasıl olur da bu kadar hızlı bir sıçrama yapabilir? Benim hipotezim Çin’in, ilerleme için müthiş fırtınalar yaratan ekonomik ve kültürel birkaç trendin kesişiminde yer aldığı yönünde.

Çin basitlik ve evrensellik arayışında: Ekstrem ekonomik zıtlıklar yaşayan 1,3 milyar insanın ikamet ettiği bir ülke, yeni ve ölçeklenebilir çözümlere aç. Mobil ödemeleri ele alalım. Çin’de kredi kartları şanslı bir kesimin elinde, banka hesabı açmak o kadar kolay değil. Mobil ödemeler sadece kullanışlı değil, daha demokratik ve ölçeklendirmesi daha kolay. Bir cep numaranız olduğu takdirde, arkadaşlarınızdan ya da iş partnerlerinizden ödeme kabul etmeye ya da yapmaya hazırsınız demektir. Çinli platformlar düşük teknolojili QR kodlarla çalışıyor. Eğer Facebook gibi Batılı platformlar onları teknoloji yerlileri olarak içlerine alsalardı, biz de onların potansiyellerini keşfedebilirdik.

QR kodlar çift yollu ödemelere izin veriyor. Bu şekilde dilenciler bile kendi kodlarını kullanarak sokaklarda para toplayabiliyorlar. Küçük dükkânlar bankalarından gelecek pos cihazlarına ihtiyaç duymuyorlar. QR kodlarının çıktılarını alıp dükkânlarına asmaları yeterli. Bu şekilde isteyen herkes bunu kullanarak ödeme yapabiliyor.

Chabuduo felsefesi

Çin en iyi ve en son fırsatlara erişim için yaratılmamış ama yayılım bakımından en geniş kitleye sahip. Buradaki kasıt yalnızca Pekin elitleri değil Yünnan bölgesindeki çiftçiler de… Ve ülke kusurlulukla çok iyi baş ediyor.
Çin’de bir söz var: “Chabuduo.” Bu, bazı şeylerin “iyi derecede yeterli” ya da “yeterliye yakın” olması durumunu ifade ediyor.

Evimizdeki çerçeveleri takarken duvarda koca bir delik bırakan hünerli ustayı hâlâ hatırlıyorum. Bu durumla yüzleşince, çiçeklerle dolu kavanozumuzu almış ve deliği bir çiçekle doldurmuştu. “Chabuduo.” Bana güvenin, bunun bir yabancı olarak çoğu zaman sinir bozucu geldiğini söyleyebilirim. Ancak konu inovasyona geldiğinde pozitif bir çıktısı var: Çinli tüketiciler kusurluluğa karşı daha esnekler. Bu durum şirketlerin yeni şeyler denemelerine ve daha az intikam korkusuyla başarısızlık yaşamalarına olanak sağlıyor. Neticede ise yeni şeyler deneme konusunda daha açık fikirli olmayı teşvik ediyor. Tabii devlete bulaşmadığınız sürece…

Tüm bunların yanı sıra Çin hep ileriye bakıyor. Çin’i yeniden güçlendirmeliyiz diyen Çinliye pek rastlamazsınız. Bu, Çin’in eskiden mükemmel zamanlar geçirdiğine inanmadıklarından değil, geleceğin daha iyi olacağına dair inançlarından… Teknolojik değişimleri bir tehdit değil katalizör olarak gören açık fikirlilik hakim ülkede. Ve evet, bu bazen güç sahiplerinin ilerlemeyi kendi etki alanlarını kuvvetlendirmek için kullandıkları anlamına geliyor.

Bu değişimin hızına -nelerin değiştiği ve hangi kısa süreli bilgi ve yeteneklerin gerektiğine dair- yetişmek konusunda sınanıyordum. Tüketici araştırmaları devamlı güncelleme gerektirirken ve bir yıldan eski her veriye şüpheli gözle bakılırken, pazar liderleri yalnızca 12 ayda taç giymiş ve sonra da devrilmiş oluyordu.

Beni yanlış anlamayın. Batı’nın da doğru şekilde yaptığı bir sürü şey var ve Çin ilerleme yolundaki bir buldozer olabilir. Ancak her zaman en iyi ürün ve süreçleri doğurmasa da, sıklıkla en hızlı ve en pratik olanları sunuyor. Dahası, eğer sürekli gözetim ve denetim takıntısı olan bir devlet olmasaydı, Çin evrimsel başarının mükemmel bir simgesi olabilirdi: En güçlü değil ama değişime en iyi ayak uyduran.

Kaynak: Ad Age