73. Madde dijital yayın platformları açısından ne ifade ediyor?

Torba yasa tasarısının internetten yayın yapan kuruluşların denetlenmesini öngören 73'üncü maddesini Ünsal Gündüz Avukatlık Ortaklığı Kurucusu Burçak Ünsal yorumluyor.

07.02.2018 - 17:05 | Arzu Nilay Kocasu

RTÜK'ten internet yayınlarıyla ilgili yeni yönetmelik

Geçen hafta TBMM’ye sevk edilen, vergi kanunları ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkındaki torba kanun tasarısında yer alan ve RTÜK’ün internetten yayın yapan kuruluşları denetlemesini öngören 73’üncü madde, şüphesiz, son günlerin en tartışmalı meselelerinden biri.

Kabul edilmesi durumunda Netflix, YouTube, Spotify ve BluTV gibi internet üzerinden yayın yapan platformların kontrolünün RTÜK’e geçeceği; RTÜK’ten lisans alınamaması ya da yayınların RTÜK tarafından uygunsuz bulunması halinde dijital servislere erişimin engelleneceği yasa tasarısı pek çok soru işaretini de içinde barındırıyor.

Konuya dair karanlık noktaları aydınlatmak ve tasarının uygulanabilirliğini tartışmak amacıyla Ünsal Gündüz Avukatlık Ortaklığı Kurucusu Burçak Ünsal’dan görüşlerini bizimle paylaşmasını rica ettik. Durumun yasal bir çelişki ve fiziken imkânsız bir düzenleme olduğunu söyleyen Ünsal’ın 73’üncü madde hakkındaki yorumu için buyurun…

Çelişkili ve uygulanması imkânsız bir düzenleme

Burçak ÜnsalMaliye Bakanlığı tarafından hazırlanarak 2 Şubat 2018’de Meclis’e sunulan torba kanun tasarısının 73. Maddesi’nde; internet üzerindeki içeriklere yer sağlayıcılık yapan YouTube, Twitter, Facebook gibi hizmetler ile gerek bu yer sağlayıcılar üzerinden gerekse kendi veya üçüncü şahıs internet siteleri üzerinden “isteğe bağlı yayın” yapan içerik sağlayıcılar bakımından büyük tereddütlere sebep olan düzenlemeler bulunuyor.

Söz konusu maddeyi ve bunun gerekçesini incelediğimizde önce aslında RTÜK mevzuatına tabi olup da onu dolanarak* yayın alanı olarak interneti seçen kuruluşların hedef alındığı sonucuna varsak da Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayın Hizmetlerine İlişkin Kanun’a eklenecek 29/A Maddesi’nin 3. ve 4. Bendleri’ne baktığımızda aslında, açıkça, RTÜK mevzuatına ve denetimine tabi olmayan yer sağlayıcıları ve içerik sağlayıcıları kapsadığını görüyoruz.

Bu durum hem yasal bir çelişkiye hem de fiziken imkânsız bir düzenlemeye işaret ediyor.

Yer sağlayıcılardan kasıt; aslında herkesin kendi yarattığı içeriği internette barındıran YouTube, Facebook, Twitter, Ekşi Sözlük, Instagram gibi hizmetler. Bu hizmetlerin “yayıncı” olarak değerlendirilemeyeceğine ilişkin hukuk doktrini ve önemli yargı mercilerinin içtihatlarında birlik var.

Hatta, 5651 sayılı Kanunumuz’un “Yer Sağlayıcının Yükümlülükleri” başlıklı 5. Maddesi şöyle diyor: “Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek ve hukuka aykırı bir faaliyetin olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir”. Aynı hüküm, hemen hemen aynı ifadelerle AB mevzuatında da bulunuyor.

Sadece YouTube’un kullanıcı sayısı 1,3 milyar ve platforma dakikada 300 saatlik video yükleniyor. Twitter’da günde 500 milyon tweet atılıyor, Facebook’ta dakikada 295 bin durum güncellemesi ve 510 bin yorum yapılıyor.

İnternet yer sağlayıcıların bir yayın akışı, önceden belirlenmiş konuları, yayın yapımcısı, editörü yok. Yani içerik ve içeriğin sunumuyla ilgili hiçbir tasarrufu yok.

Bu sebeplerle, bütün bu içerikleri ve bu içerikleri barındıran -örneğini verdiğim- sadece üç platformu bile ön denetime veya sonradan denetime tabi tutabilecek bir insan gücü ve teknoloji bulunmuyor.

Bütün önemli yer sağlayıcıların çocuk istismarını, terörü/suçu özendirmeyi ve övmeyi, tacizi, sahte hesapları, sahte haberleri, intiharı, alkol-sigara-zararlı madde kullanımını ve online zorbalığı engellemek adına aldıkları önemli önlemler, koydukları kurallar var. Zaten bu hizmetler düzenleyici kurumun veya mahkemelerin içerik engelleme emirlerine dört saat içinde uyma zorunluluğu altında ve bunu uyguluyorlar.

İçerik sağlayıcıların yani bence bu hükümde yanlış olarak “isteğe bağlı yayın yapanlar”ın çoğu, standart internet kullanıcıları. Bunlar ister birey olsun ister kurum, internet üzerinden işlenen suçlarla mücadele kanunu ve ceza kanunu gibi diğer tüm genel ve özel mevzuata da zaten tabiler.

Durum böyleyken gerçekten RTÜK’e tabi olması gereken “yapımcılı-editörlü” içeriklerle birlikte, anlattığımız sınıfın da RTÜK mevzuatına tabi kılınması hem diğer mevzuatımız ve AB mevzuatıyla çelişki yaratacak hem de fiilen uygulanamayacak bir durumun ortaya çıkmasına neden olacaktır.

*Dolanmak: Kanuna tabi olup onun gereklerini yerine getirmemek için gayrimeşru yola girmek, yönteme başvurmak.

New York ve İstanbul Baroları’na kayıtlı olan Avukat Burçak Ünsal, Avrupa ve Türk Patent Enstitüleri nezdinde kayıtlı patent ve marka vekili. Hukuk ve fen bilimleri üzerinde yaptığı multi-disipliner akademik eğitim ve profesyonel çalışmalarıyla teknoloji, yapay zekâ, IoT, telekomünikasyon ve yaşam bilimleri hukuku dallarının Türkiye’de tartışılmasına önemli katkılar sağlamış Ünsal, kariyerinin Ünsal Gündüz Avukatlık Ortaklığı’ndan önceki evresinde Google ve YouTube’un Bölgesel Hukuk Müşavirliğini yapmış; ABD, Japonya ve Türkiye’de Baker Botts, DLA Piper, Kobayasahi Todo gibi hukuk şirketlerinde hukuk uygulamasında bulunmuş bir isim.

Halen Boğaziçi Üniversitesi Yönetim ve Bilgi Sistemleri Bölümü’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak siber hukuk dersleri veren Burçak Ünsal aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Bilgi Sistemleri Araştırma Merkezi Üyesi.