Yeni bir öngörüye göre 2026’da reklamcılıkta yapay zekâ, kreatif üretimin merkezine oturacak.
IAB, ANA ve Onclusive raporlarından derlenen güncel verilere göre yapay zekânın kreatif üretimdeki payı son iki yılda yüzde 30’un üzerine çıktı. Medya satın alma ve planlama alanında faaliyet gösteren Union İstanbul, bu artış hızının 2026’da kritik eşiği aşacağını ve global kampanyaların en az yüzde 50’sinin yapay zekâ tarafından oluşturulacağını öngörüyor.
Uluslararası reklam pazarında yaşanan dönüşüm, yapay zekânın artık yalnızca teknik bir araç değil; yaratıcı süreci şekillendiren temel bir bileşen haline geldiğini gösteriyor. 2025 boyunca dünya genelindeki ajanslarda metin taslaklarının, varyasyonların ve dijital içeriklerin önemli bir kısmı yapay zekâ tarafından üretildi. Bu eğilim 2026’da daha da hızlanarak üretimin merkezine yerleşecek.
Union İstanbul’un değerlendirmesine göre, IAB’nin 2025 Dijital Video Reklam Harcama ve Strateji Raporu reklamverenlerin yüzde 90’ının 2026’ya kadar video reklam üretiminde AI araçlarını düzenli olarak kullanacağını ortaya koyuyor. ANA’nın 2025 AI in Creative Production raporu ise kreatif üretimin halihazırda yüzde 30’unun tamamen veya kısmen generatif yapay zekâ tarafından oluşturulduğunu belirtiyor. Onclusive’ın Marketing Trends 2026 analizi ise pazarlama profesyonellerinin yüzde 73’ünün, 2026’da AI’nın kreatif üretimde “kritik rol” oynayacağı görüşünde birleştiğini gösteriyor.
Bu üç kaynağın ortak sonucu: Yapay zekâ artık kampanya sürecinin yardımcı unsuru değil, yaratıcı üretimin merkezinde yer alıyor.
Union İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erkmen, global raporların işaret ettiği dönüşümü şu sözlerle anlatıyor: “2026, reklamcılıkta yapay zekânın sadece araç değil, ekip arkadaşı olduğu ilk yıl olacak.”
Union İstanbul, sektördeki dönüşümü “Human + AI” modeliyle tanımlıyor. Bu yaklaşımda yaratıcı fikrin özü, hikâye kurma becerisi, sezgi ve stratejik akıl insanda kalırken; üretim hızı, varyasyon kapasitesi ve kişiye göre özelleştirme gücü büyük ölçüde yapay zekâ tarafından sağlanıyor. Ajans, bu hibrit modelin 2026 itibarıyla yeni sektör standardı haline geleceğini vurguluyor.
Mehmet Erkmen bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “Yaratıcı fikrin doğuşu, duygusu ve strateji mimarisi insanda kalmaya devam edecek. Ancak kampanyanın ilk taslağı, varyasyonları, optimizasyonu ve kişiye göre uyarlanması artık kaçınılmaz şekilde yapay zekâ tarafından sağlanacak. Biz buna Human + AI diyoruz; insan sezgisi ile yapay zekâ hızının birleştiği yeni bir yaratıcı ekosistem. 2026’da sektördeki rekabet, fikri en hızlı oluşturan ajanslar arasında değil, fikri en hızlı çoğaltıp çoklu formatlara uyarlayabilen yapılar arasında yaşanacak.”
Erkmen’e göre bu model, markalar açısından iki önemli avantaj sunuyor: Üretim süreçlerinin haftalardan saatlere inmesi ve aynı kampanyanın onlarca formatta, hedef kitleye göre kişiselleştirilebilir hale gelmesi.
Bu nedenle 2026, Human + AI yaklaşımının “yardımcı teknoloji” olmaktan çıkıp reklam sektörünün yeni rekabet alanını belirleyen temel yapı taşı haline geleceği yıl olarak görülüyor.
Union İstanbul’un analizine göre 2026, reklamcılıkta yalnızca teknolojik bir değişim değil, aynı zamanda yaratıcı üretimin yeniden tanımlandığı bir dönemin başlangıcı olacak. Yapay zekânın kreatif süreçlerdeki payı hızla artarken, insan yaratıcılığıyla teknolojiyi birleştiren hibrit model markalara hız, verimlilik ve yüksek düzeyde kişiselleştirme sunacak. Bu dönüşümü doğru okuyabilen markaların hem üretim performansında hem de pazarlama etkinliğinde belirgin bir fark yaratacağı belirtiliyor.
Union İstanbul, 2026’da iletişim dünyasını şekillendirecek bu yeni dönemde Human + AI yaklaşımını merkeze alan yaratıcı çözümlerle markaların yanında olmayı sürdüreceğini aktarıyor.