MediaCat

Umutlu bir 2024 yazısı

Öngörülemezliğin bu kadar çok olduğu, krizden krize savrulduğumuz, etrafımızda savaşların arttığı, teknolojinin meslekleri elimizden aldığı bu dönemde hayal aleminde yaşadığımı düşünebilirsiniz. Görüşlerimi savunmama izin verin.

Ben 2024 yılından umutluyum. Bir yıl sonra birçok konuda daha iyi noktada olacağımıza inanıyorum. Hatta önümüzdeki beş yıllık vadede hem sektör hem de ülkenin şu ankinden birçok açıdan daha ileride olacağını düşünüyorum.

Öngörülemezliğin bu kadar çok olduğu, krizden krize savrulduğumuz, etrafımızda savaşların arttığı, teknolojinin meslekleri elimizden aldığı bu dönemde hayal aleminde yaşadığımı düşünebilirsiniz. Görüşlerimi savunmama izin verin.

Sevgili Kayhan Dural, Brand Academy’deki eğitiminde ChatGPT’ye çok başarılı bir strateji dokümanı yazdırdığında hafif bir ürperti geçirdiğimi itiraf etmeliyim. Ama sonra geçti. Cemalettin Taşcı yapay zekânın getirecekleri ve götürecekleri konusunda çok sevdiğim bir benzetme yapmıştı. Fotoğraf makinesinin icadına kadar ressamlar doğanın birebir kopyasını yapmakla uğraşıyor, bütün enerjilerini buna harcıyorlardı. Fotoğraf makinesi bu çabayı anlamsız hale getirdi. Sonuç birçok farklı sanat akımının ortaya çıkması ve dünyayı kopyalamanın yerine farklı farklı yorumlamanın öne çıkması oldu. Orta vadede tüm yaratıcı sektörlerde yapay zekânın toplam katkısının olumlu yönde olacağını düşünüyorum. Hem kendi işimizde veri alanında hem de partnerlerimiz yaratıcı ajansların kreatif uygulamalarında yapay zekâ uygulamalarının verimliliği ne kadar artırdığını tecrübe etmeye başladık bile.

Enseyi karartmamak için iki sebep

Etrafımda neredeyse herkes, genç yeteneklerin, kendi çocuklarımızın yurtdışına göçünü, gelecek planlarında ülkenin yer almamasını konuşuyor ve bu büyük bir karamsarlık yaratıyor. Doğru, biz Deeper’ı kurduğumuzda işe aldığımız arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu şu anda yurtdışında çalışıyor, sağlık sektöründen hizmet sektörüne çok sayıda genç, geleceğini ülke dışında kurmayı hayal ediyor. Bunun, ülkenin son 5-10 yıllık tarihi ile ilişkili olduğu da açık. Enseyi karartmamamın iki sebebi var. Birincisi, her ne kadar dışarı çıkan çok sayıda genç olsa da nitelik ve nicelik olarak hâlâ çok güzel bir nesle sahibiz. Yukarıda bahsettim, bu sene de Brand Academy’de 200’ün üzerinde, çoğu profesyonel hayata atılmış gençle üç gün geçirdim. Sevgili Berkant Avcı’nın yönettiği Strateji Akademisi’ne de uğrama fırsatı buldum. Meraklı, heyecanlı, cesur, hayalleri ve vizyonları ülke dışına taşan yüzlerce gençle tanıştım, birçoğu ile sohbet ettim. Bu gençleri geçen yüzyıldan kalma çerçeveler ve kamplar üzerinden segmente etmeye yönlendirmeye programlı siyasilerden veya kanaat önderlerinden; her şeyi ama her şeyi bilen jeologlardan, ciltli kitap tacirlerinden… uzak tutabildiğimiz ölçüde başarılı ve müreffeh bir ülkeye sahip olacağımızı düşünüyorum.

İkincisi, gençlerin kaderlerini ülke dışında aramalarının tek sebebi ülkenin hali değil. Ben 90’larda öğrenciydim. Ekonomik krizler, işsizlik, terör, Susurluk, Gazi olayları, Metin Göktepe’nin öldürülmesi, Madımak katliamı… Ülke o zaman da cennet değildi ve bize harika bir gelecek vaat etmiyordu. Ancak en başarılı okulların, öğrencilerin az kısmı kaderini ülke dışında arıyordu. Çünkü vizyonumuz o kadardı. İnternetin ilk yılları, sosyal medya desen yok, çoğumuz yurtdışına turist olarak bile çıkmamışız… Dünya ile bu kadar entegre olmadığımız için, dünya bu kadar erişilebilir olmadığı için de hayallerimiz sınırlıydı. Bu gençlerin hayalleri ve umutları ülke ile sınırlı değil ve bu toplamda ülke için de olumlu bir şey diye düşünüyorum. Gidecekler, gelecekler, bağlantıda olacaklar ve bu hepimize katkı sağlayacak.

İnanırsak olur mu?

Davranışçı bilimde iyimserlik hatası veya yanlılığı diye adlandırdığımız bilişsel bir eğilim var. “Hatırlayan Ben’in Mutluluğu” yazımda biraz değinmiştim. Doğa insanları mutsuz kılan özelliklerini sürdürmeye değil, mutlu kılan özelliklerini ön plana çıkarmaya ve gelecek nesillere aktarmaya meyillidir. İyimserlik insanlara, insan topluluklarına bir sağkalım avantajı sağlıyor; biz iyimser atalarımızın torunlarıyız. İyimserlik eğilimi üzerinde çalışan Tali Sharot çok güzel anlatır. En azından TED videosunu izlemenizi öneririm. İyimserlik hayal aleminde yaşamak değildir. İyimserlik, objektif gerçekliği dönüştürücü bir güce sahiptir. Bir tür kendi kendini gerçekleştiren kehanet gibi çalışır. Çok eski bir reklamda geçen replikteki gibi “İnanırsak olur bence” diye hafife alıyoruz ama inanmazsak da olmayacağı kesin.

Nice güzel senelere.

İlgili İçerikler

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.