Sorumlu mu? Değil mi?

"Ya galiba bizi telefondan da dinliyorlar. Az önce konuştuğumuz konunun reklamları karşımıza çıkıyor" günlerine geldik. İnsanlar için yeter diyecekleri gün bugün mü? Yoksa regülasyon mu gerekiyor? Markalar kendi kendilerine veya sektörel dernekler seviyesinde gereken adımları atabilir mi?
01.11.2019 - 11:05

Alexandria Ocasio Cortez: “Siyahların semtlerini hedef alıp onlara seçim tarihi için yanlış duyuru yapabilir miyim?”

Mark Zuckerberg:“Hayır yapamazsınız. Politikacıların söylediklerinin haber değeri taşıyıp taşımadığına dair bir politikamız var.”

AOC: “Ama ilanlar için doğrulama yapmayacağınızı söylediniz?”… “Cumhuriyetçilere Green New Deal’a oy verdiklerini yayımlayan ilanlar yayımlayabilir miyim?”

MZ: “Affedersiniz, tekrarlar mısınız?”

AOC: “Yani eğer ilanlar için doğrulama yapmıyorsanız, sınırlarınız ne, bunu anlamaya çalışıyoruz.”

MZ: “Bunun yanıtını bilmiyorum. Sormalıyım.”

AOC: “Siyasi ilanlarda doğrulama yapmamakta potansiyel bir sorun görmüyor musunuz?”

MZ: “Yalan söylemek kötü bir şey ve kanımca yalan haber içeren bir şey yayımlamak da kötü bir şey olurdu.”

AOC: “Bu durumda yalan içeriği kaldırıyor musunuz? Kaldırmıyor musunuz? Cevap basit. Evet veya hayır. Burada konumuz çarpıtma değil, dezenformasyon.”

MZ: “Demokrasilerde politikacıların neyi söyleyip neyi söyleyemediğini insanların kendisinin görmesi gerektiğine inanıyorum.”

AOC: “Yani kaldırmazsınız. İşaretlersiniz ama kaldırmazsınız.”

***

Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg geçtiğimiz günlerde Amerika Kongresi’nde milletvekillerinin karşısındaydı. Konu sosyal medya devinin lanse etmeyi planladığı dijital para birimi Libra’ydı.

Son dönemde stratejik ortaklarını da kaybeden Libra’nın ve ateş altındaki Facebook’un tepkisi merak ediliyordu.

Zuckerberg’in bu tip ortamlardaki performansı tahmin edilebilen bir konuydu.

Ama son dönemin parlayan yıldızı Demokrat Parti milletvekili Alexandria Ocasio Cortez’in estireceği rüzgârı kimse hesaba katmadı.

***

Harvard profesörü Shoshana Zuboff, The Age of Survelliance Capitalism (Gözetim Kapitalizmi Çağı) kitabında, 2002 yılında Google mühendislerinin başlattıkları akımdan bahseder. Buna göre aramalar üzerinden üreyen veri, satınalma alışkanlıklarını ve öncesindeki davranışlar bütününü modellemek için de kullanılabilirdi. Daha çok veri, daha iyi davranışsal analizleri beraberinde getirecekti. Davranışsal tahminlerden oluşan dev bir pazarın temelleri atıldı.

Gmail, satınalma niyeti ile kimliği birbirine bağladı. Google Maps, denkleme lokasyonu ekledi. Bankalar, kredi kartı makineleri, GSM operatörleri ve mobil uygulamalar gibi üçüncü parti kaynaklardan dalga dalga akan veri, bu yeni dünyayı besledi.

Zuckerberg Google’ın gelir modelini kendine adapte etti. Facebook’un bazı platform özellikleri Google’da olmayan “duygusal” sinyalleri de elde etmeye yardımcı oluyordu.

Zuboff’un altını çizdiği Survelliance Capitalism tam da buydu.

O günlerden “Ya galiba bizi telefondan da dinliyorlar. Az önce konuştuğumuz konunun reklamları karşımıza çıkıyor” günlerine geldik.

İnsanlar için yeter diyecekleri gün bugün mü? Yoksa regülasyon mu gerekiyor? Markalar kendi kendilerine veya sektörel dernekler seviyesinde gereken adımları atabilir mi?

Birkaç sene sonra 5G çipleri otomobil lastiğinden spor ayakkabıya, su ısıtıcınızdan tıraş bıçağınıza kadar her yerde olacak.

Her sabah buzdolabının kapağını saat kaçta açtığınız, su ısıtıcınızın düğmesine kaçta bastığınız gibi konular hedeflenebilir hale gelecek. Nescafé ve Lipton’un hoşuna gideceği kesin. Ama bunu fark ettiğinizde nasıl hissedeceksiniz? Yoksa bunları yeni hayatınızın bir parçası olarak mı göreceksiniz?

***

Her açıdan adımlar atılmalı.

Öncelikle regülasyon gerekli. Markalar, kâr etme amacı güden ve yasalar doğrultusunda etik sınırları sonuna kadar esneten profesyonel yapılar. Ama konu sadece markalar değil. Brexit ve 2016 ABD seçimleri sonrasında sahte haber kaynaklı manipülasyon ve sosyal mühendislik endişeleri iyice zirveye ulaştı ve ülkelerin dikkati buraya yöneldi.

Facebook, Google, Amazon gibi global veya lokal medya markalarını taşlamak ve linç kültürüne kurban etmek de anlamlı değil. İyi regüle edilmiş, yapay zekâ destekli filtreleme imkânlarıyla toplumsal ortak paydaları gözeten bir dünyada bu şirketler hem markalar hem de insanlar için daha konforlu bir hayatı destekleyebilirler.

Ancak onların da artık daha net ve radikal hamlelerle hem son kullanıcının hem de devletlerin endişesini gidermesi gerekiyor.