Acıyı sanat aracılığıyla başkaldırı ve toplumsal çağrıya dönüştüren Sanatçı ve Aktivist Emma Sulkowicz bu yıl Brand Week Istanbul’da olacak. Sulkowicz’in değişim çığlıklarına katılmaya hazır olun.

“Sanat gerçekliği yansıtan bir ayna değil, onu şekillendiren bir çekiçtir” der Brecht. Sanat, hepimizin hayatına farklı biçimlerde temas ediyor, etkisi ise kimilerinde daha az kimilerinde daha fazla… Şaşırtıyor, heyecanlandırıyor, kalp atışlarımızı hızlandırıyor, darbeler indiriyor ve kendimize getiriyor. Emma Sulkowicz de tüm bunları yapabilen isimlerden biri.
Brand Week Istanbul’un bu yılki konuşmacıları arasında, yaşadığı trajik olayla sanatını kullanarak savaşan Emma Sulkowicz var. Columbia Üniversitesi Görsel Sanatlar mezunu olan Sulkowicz, kadınların yaşadıkları cinsel ve psikolojik tacizleri performanslarının merkezine koymuş bir sanatçı. Sulkowicz’ın hikâyesi benzersiz. Henüz üniversitedeki ilk yılında, bir öğrenci tarafından yurt odasında tecavüze uğrayan sanatçı, bunu bir başkaldırıya çevirmeyi bildi ve kampüste, sırtında yatağıyla dolaşarak olayı hasıraltı edenleri deşifre etti. Bu hareket 2015’te Mattress Performance – Carry That Weight (Yatak Performansı – Yükü Taşı) ismiyle anılarak medyada geniş yer buldu. Burada Brecht’e bir selam vermek gerekiyor çünkü Sulkowicz, tıpkı onun söylediği gibi, yaşadığı gerçekliğe bir çekiç darbesi indirip onu şekillendirmeyi bilenlerden…
Sulkowicz’in cesaret aşılayan performansları, aynı döneme denk gelen ve daha önce tacize uğrayıp bunu itiraf etmeye çekinen kadınların #Metoo hareketiyle birlikte daha geniş bir ölçek kazandı. Sulkowicz, cinsiyetin bir insanı tanımlayacağına inanmadığını ve insanlığa aykırı olan her hareketin karşısında duracağını açık bir şekilde gösterdi.
Bilimin ifade edemeyeceği doğruları sanatın ifade ettiğine inanan Sulkowicz’in tek performansı Mattress Performance değil elbette. Sanatçı Self-Portrait isimli sergisinde, performansına birebir kendisini de dahil etmişti. Ultra-realist bir replikasının ve kendisinin yer aldığı iki platformdan oluşan serginin ilk üç haftasında katılımcılar Sulkowicz’in karşısına geçerek ona sorular sorabildiler. Ancak onu nesneleştiren tüm sorular Emmatron adı verilen replikasına yönlendirildi. Mart 2018’deyse Çinli, Japon ve Yahudi kimliklerinin sorgulamasını etkileyici bir sergiyle yaptı. Bir fanusun içine bıçak saplanmış bir muz koyan Sulkowicz, Asya-Amerikan kimliğinin kırılganlığını bu şekilde vurguladı. Bir diğer fanusta ise ebeveynlerinin Çinli-Japon kimliğini temsilen çay demlikleri vardı. Son fanusta ise karışık Asya kimliğini temsilen Çin yemek çubuğu ve cips bir arada sergilendi.
Emma Sulkowicz bu sarsıcı tecrübeleriyle Brand Week Istanbul’da olacak. Aktivizmin sanatla birleştiği yerde Sulkowicz’le tanışmak isteyenler bu konuşmayı kaçırmamalı.
Bu yıl 4-8 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek Brand Week Istanbul hakkında detaylı bilgiye Brandweekistanbul.com adresinden ulaşabilirsiniz.