Sessiz istifa herkese zarar

Sessiz istifa herkese zarar

Sessiz istifanın teşkil ettiği riskleri ve üstesinden gelirken izlenmesi gereken yol haritasını Enquire AI Kurucusu ve CEO'su Cenk Sidar'dan dinliyoruz.

14.10.2022 - 13:37 | MediaCat

“Kimse çalışmak için yaşamamalı ama yaşamak için de çalışmamalı” diyen Enquire AI Kurucusu ve CEO’su Cenk Sidar, sessiz istifanın kaynağını ve hem çalışan hem işveren nezdinde barındırdığı riskleri MediaCat için kaleme aldı.

Sessiz istifa herkese zarar

Sessiz istifa ABD yönetim dünyasında yeni bir kavram olsa da bu durumun dünyada yeni olmadığı aşikâr. Türkiye’de işten kaytarmak, ATM memurluğu gibi ifadeler onyıllardır mevcut. Fakat son dönemde her konsepte bir terim türetme meselesi hız kesmiyor.

Pandemi çarpanı

Pandemide ABD’de beyaz yakalılar ve özellikle üniversitelerden yeni mezun gençler evlerinden çalışırken sosyal yaşamlarıyla iş yaşamlarını ayırmakta zorluk çektiler. Ofis ortamının sunduğu sosyalleşme ortadan kalkınca, sürekli ekranları üzerinden birbiriyle görüşen, üstleriyle mentor ilişkisi kuramayan gençler derin bir tükenmişlik içine girdi. Çalışma saatleriyle yaşam birbirine girdi. Evden çalışmanın yeni normal hâline geldiği dijital çalışanlar aslında sosyo-psikolojik olarak bu durumdan etkilendilerse de ekonomik olarak negatif etkilenmediler, hatta ciddi avantaj elde ettiler.

Her ne kadar bu durum herkesi etkilese de genç nesil üzerindeki etki daha fazla oldu. 30 bin kişiyle yapılan araştırma sonucuna göre, 20’li yaşlarındaki Z Kuşağı çalışanların neredeyse yüzde 54’ü, bir diğer McKinsey araştırmasına göre bütün çalışanların yüzde 40’ı mevcut işlerinden memnun değil ve istifa etmek istiyor. Kimi direkt olarak ediyor kimi pasif agresif olarak sessiz istifa yöntemini kullanıyor.

Toplu istifanın ters yönlü etkisi

Geçtiğimiz sene popülerleşen ve son 20 senenin en fazla işten çıkma oranının yaşandığı, “Toplu İstifa Dalgası” olarak çevirebileceğimiz “Great Resignation” durumu, işgücünde kalan çalışanları daha değerli ve vazgeçilmez hâle getirdi. Covid korkusu, yaşanılan ölümlerin çalışmayı kimilerinin gözünde manasız kılması, işsizlik maaşları ve sosyal yardımlar gibi etkenler çalışanları erken emekliliğe sevk etti.

Fakat gün gelip devran dönmeye başlayınca yaşanan tam istihdam ortamının ve işsizlik riskinin ortadan kalkmasının uzun vadeli olmadığı açık ve net bir şekilde görülmüş oldu. Bu süreçte kendine güvenip işlerinden istifa eden, New York’taki pahalı apartmanlarını bırakarak, Tulum gibi ucuz sahil kentilerine göçen Z Kuşağı birer birer geri dönmeye başladı.

2022 yılı başlarından itibaren ABD ekonomisinin artık yeni bir resesyona girdiği herkes tarafından kabul edilince hem şirketler hem çalışanlar yeni pozisyonlar aldılar.

Neden riskli?

Makro perspektiften bakınca “sessiz istifa” teriminin aynı “toplu istifa dalgası” gibi hem şirketler hem de çalışanlar için riskli bir durum olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki dönemde işsizlik rakamlarının artması ciddi bir risk unsuru.

Mikro perspektiften baktığımızda da ABD’de özellikle suni büyüme ve pandemi döneminde iş hayatına giren gençlerin -henüz bir kriz yaşamadıkları ve işsizlik riskiyle karşılaşmadıkları için- tabiri yerindeyse iş sahibi olmanın ve şirket aidiyeti kavramlarının önemine çok uzak olduklarını gözlemliyoruz.

Sadece dönemsel olarak değil, yapısal olarak da çalışma hayatı gün geçtikçe daha da zorlaşıyor. Yapay zekânın bazı meslekleri gereksiz hâle getirmesi, profesyonel farklılaşma imkânlarının daralması, iletişim teknolojileriyle coğrafi sınırların ortadan kalkmasının getirdiği istihdam rekabeti gibi sebepler, ekmeği aslanın ağzına değil neredeyse midesine kadar indirdi.

Herkesin problemi

İşin mesleki etik tarafını bir yana bırakırsak, çalışanların işlerinden kaytaracak seviyede hoşlaşmaması daha yapısal bir sorunu da ifade ediyor: Sonuçta bir insanın hayattaki zamanının neredeyse yarısını harcadığı, çalıştığı işi sadece para kazandığı bir iş olarak görmesi psikolojik olarak da sağlıklı bir durum değil.

Kimse çalışmak için yaşamamalı ama yaşamak için de çalışmamalı. Çözüm ortada bir yerde. Bu da çalışanlarının işlerini sevmeleri, benliklerinin bir parçası olarak görmeleri, yarattıkları katma değeri maddi değerinin ötesinde bir kendini gerçekleştirme ideali olarak görmeleriyle mümkün.

Çalışanlar pandemi sonrası tamamen dijitalleşen, sürekli jeopolitik, ekonomik ve yeni türeyen krizler yaşayan, yapay zekânın gelişmesiyle birçok mesleğin ortadan kalktığı ama yenilerinin yaratıldığı yeni çalışma dünyasına adapte olmak zorundalar. Bu da sürekli kendini geliştirmeyi ve daha rekabetçi bir dünyada ayakta kalmayı gerektiriyor.

Çözümün daha önemli bir unsuru ise işveren kurumlar. Özel yahut kamu organizasyonları da çalışanlarının iş hayatında mutlu olmaları için onları daha değerli kılmalı, harcadıkları zamanın karşılığını fazlasıyla vermeli ve işlerine sadece para kazanacakları bir platform olarak bakmamalarını sağlamalı. “Sessiz istifa” gibi ilk başta çalışana ama aslında herkese zararı büyük olan bu durumun ortadan kalkması ancak bu şekilde mümkün olacaktır.

Giriş

Parolanı mı unuttun?

Parolanı mı unuttun?

Kullanıcı adını ya da e-posta adresini gir. Sana bir e-posta göndereceğiz. Oradaki bağlantıya tıklayarak parolanı sıfırlayabilirsin.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Giriş

Gizlilik Politikası

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.