Ajans çaycıları serimizin ilkini M.A.R.K.A ajansın Elif Abla’sı ile yaptık.

Çay, kültürümüzde görünmez olacak kadar kanıksadığımız ama bir o kadar yokluğunu hayal bile edemeyeceğimiz bir içecek. İşe geldiğimizde ilk neyle güne başlamak istiyoruz? Toplantıya girerken elimizde laptop’tan ve telefondan başka ne var? Sohbet etmek isterken ya da bir derdimizi anlatmak isterken karşımızdakiyle ne teklif ediyoruz? İşte bunlar hep ÇAY… Ve o çayı bize her daim hazır eden ve her daim bizi “çaylayan” abilerimiz, ablalarımız: Ajans çaycıları!
Ajans çaycıları serimizin ilkini M.A.R.K.A ajansın Elif Abla’sı ile yaptık. Tam 12 yıldır “Ajansın her şeyi” pozisyonunu yürüten Elif Kayış bir ajansta “Çaycı Abla” olmanın nasıl bir şey olduğunu ve onun gözünden bize bu koşuşturmacanın nasıl göründüğünü anlattı.

ÇAYKUR geliyor tabii ki. ÇAYKUR Filiz hatta. Devamlı onu kullandığım için…
Yuvarlak bir cevap olacak ama… Bilemiyorum. (Utanıyor.)
Güne çay ve kahvaltıyla başlanıyor. Zaten sabah çay içilir… Ben sekizde burada oluyorum, sekiz buçukta da çayım hazır oluyor. Bazen çok erken gelen arkadaşlar oluyor “Abla çay hazır mı?” diye sabırsızca soruyorlar. “5-10 dakikaya hazır” diyorum. Sabırsız oluyorlar çünkü poğaçasını tostunu alıp gelmiş oluyor çay soranlar. Güne hep böyle sıcak, mutlu bir şekilde başlıyoruz biz.
Esencan Serhan
Reklam Yazarı
“Bir çay yapalım” hep vardır burada. Sabah, öğlen saat fark etmez. Bir şeyler konuşmamız gerektiği zaman “bir çay yapalım” deyip konuştuğumuz, çayın bizi kurtardığı çok an vardır.
Günün ilk çayı en güzeli herhalde. Çayla güne başlamak çok güzel. Ben de çok sevdiğim için… Sabah ilk çayı içiyoruz, gerisi de geliyor zaten.
Çayımı herkes çok beğenir gerçekten, gelen misafirlerimiz de. Sizin gibi “özel formül” soran da oluyor ama bildiğiniz gibi demliyorum. ÇAYKUR Filiz ve Tomurcuk kullanıyorum. İyi çay, iyi çayla demlenir. Benim bir ölçüm var, kepçe kullanıyorum. Belki siz bilmezsiniz ama… Bir buçuk kepçe koyduğum zaman çayımın demi çok güzel olur. 15 dakika demlendiği zaman çayın kıvamı çok güzel, içimi de çok keyifli olur. Bir saat içinde de bitmesi gerekir taze çayın. Ekibimiz de patronumuz da çayı çok sever.
Valla devamlı çay içiliyor. Çay tüketimimiz bol. Demlik sayısını söyleyemeyeceğim ama bir, iki kilo bitiriyoruz günde. Günün yoğunluğuna göre değişiyor tabii. Toplantımız, misafirimiz fazlaysa daha da çok çay gidiyor.
Herkes içiyor valla. Feray Hanım çok güzel çay içer mesela. Hamdi Bey de öyle. Bunlar benim mutfakta en çok gördüğüm kişiler tabi. Hulusi Bey de sever çayı. Şekersiz ve az limonlu içer.
Sayılıdır, bir veya iki kişi. Hiç içmezler. Çocukluktan alışmadıklarını, ailelerinde çay kültürü olmadığını söylüyorlar. Kahve alıyorlar “Yahu sabahleyin kahve mi içilirmiş kahvaltıyla, çay için” diyorum.
Başka çay kullanmadığım için bilmiyorum açıkçası. Çaykur Filiz Çayı’ndan çok memnunum, evimde de onu kullanıyorum. Hatta komşuma gittiğim zaman çayın tadını beğenmezsem tavsiye ediyorum. İlk yudumdan anlıyorum ne kullandığını. Çay, Çaykur değilse hemen anlarım.
İlkay Saltık
Reklam Yazarı
O bizim bir tanemiz. İyi ki var Elif Abla. Onun sayesinde güne güzel bir çayla başlıyoruz hep. Günü, bizi, sohbetimizi demliyor aslında Elif Abla. Her şeyin başlangıcı o.
Çaysız zor geçer. Fikir gelmez akıllarına. (Gülüyor.) Ben olmadığımda da kendileri demliyor zaten arkadaşlar, çaysız duramadıkları için.
Var tabi. Ama şu anda sorarsanız bir şey söyleyemem. Genel anlamda reklam işleri yapılıyor işte. Reklam çekiliyor, senaryo yazılıyor, marka yaratıyoruz. Burada yapılan çalışmaları akşam televizyonda ya da dışarıda billboard’larda görünce “A bizim reklam!” diyorum. Hoşuma gidiyor.
Çay olmazsa ilham olmaz burada. Çay insanları motive ediyor, zinde tutuyor. Çay huzur kaynağımız diyebilirim. Çay servisini reklamcılara yaptığım için de mutluyum tabi. (Utanıp, gülmeye başlıyor.) Heyecanlanıyorum yanıt verirken, karıştırıyorum. Bir yudum çay alayım…
Çay sıcak, aynı Türk insanı gibi.
Reklamcılar yaratıcı insanlar. Buraya geldiğimden beri bir sürü şey öğrendim ben insanlardan. Renkli, sıcak, insanlarla çok iyi kaynaşabildiğimiz samimi bir ortam var burada.
Ben çıktıktan sonra çalışan varsa tabii ki oluyor çay, arkadaşlar kendileri demliyor. Altı buçukla yedi arası çıkıyorum. O saate kadar -sabah sekiz buçuktan akşam altı buçuğa aralıksız olarak taze çayım hep var.
Tutku Top
Junior Marka Temsilcisi
Bizim ekipte insanlar birbirlerine jest yapmak istediğinde çay servisi yapar. Çayı götürür “Haydi gel bir çay içelim” der, terasa gideriz. Çayın buradaki aile ortamında büyük bir etkisi var.
Genelde çay içerken mutlu olduklarını görüyorum. Gelip “Ablacım taze çay var mı?” diyorlar. Kendimi methetmek gibi olmasın ama her zaman taze çayım oluyor. Çayını alıyor, terasa çıkıp hava alıyor 10-15 dakika. Güzel geçiyor o zaman, mutlu oluyorlar çayımla. Ben de mutluyum bu işi yapmaktan, insanlara güzel çay içirmekten…
Geliyor tabi. Ayrım yapmadan hepsinde heyecanlanıyorum ben genelde.

Müşterimiz ÇAYKUR’un, şimdi ismini çıkaramıyorum ama genel müdürü mü oluyordu, biri gelmişti. Ona servis yaparken çok heyecanlanmıştım. Çünkü çayımı beğenmezlerse diye endişe etmiştim. Heyecanlandım da gerçekten, çayın sahibi oldukları için… Gerildiğimi hissettim. Toplantının geleceğini bildiğim için önceden hazırlandım. Hep çay var dediğim gibi ama o gün önceden özellikle hazırlanmıştım. İmdat Bey’di İmdat Bey o müdür…