İnsan vs. makine

Dr. Beth Singler ile insan-makine ilişkisine, bakılmayan taraflardan bakıyoruz.

İnsan vs. makine

Cambridge Üniversitesi’nde yapay zekâ alanında çalışmalar yürüten Dr. Beth Singler’ın insan-makine ilişkisine yaklaşımını Defne Sarıçetin kaleme aldı.

Defne Sarıçetin

İnsan vs. makine

Hayatlarımız yeni teknolojilerle birleştikçe, yapay zekâ kullanımlarının insanlar için çeşitli imkân ve tehlikeler barındırdığına tanık oluyoruz. Cambridge Üniversitesi’nde yapay zekâ alanında araştırma görevlisi olan Dr. Beth Singler, etkileşim içinde olduğumuz sistemlere adapte oldukça, sadece hayatlarımızın değil insanlığımızın da değiştiğini savunuyor.

İnsana robot, robota insan gibi davranmak

Bu değişimin bir yanı “robomorfizasyon” yani insanı bir veri gibi (insan-olmayan) görmek. Bir antropolog olarak Singler, insanların davranışlarını açıklayacak teoriler üretmeye çalışırken, bir yandan da insanın hiçbir zaman sadece teoriyle tanımlanamayacağının farkında. “İnsanları tamamen rasyonel, belli davranışları sergilemeye meyilli, kimlik gruplarıyla tanımlanabilecek robotik formlara sokmaya çalıştığımızda, insan olmanın enteresan ve komplike doğasını hesaba katmamış oluyoruz.”

Tartışmanın diğer yanında “antropomorfizasyon” yani bir yapay zekâ sistemini olduğundan daha “insan” olarak değerlendirmek var. Beynimiz, çevremizdekileri insan doğasına benzer bir şekilde algılama eğiliminde olduğu için yapay zekânın eksikliklerini zihnimizde tamamlıyoruz ve “insanların sahip olduğu özelliklere sahip olduklarını varsayıyoruz” diyor Singler.

Teknolojinin bir robota duygu olarak tanımlanabilecek bir özellik sağlayabileceğinden şimdilik emin değiliz. Fakat Singler’a göre bu duygu simülasyonu şimdiden mümkün ve sanal asistanlar gibi basit mekanizmalar bile kibarlık ve hoşnutluğu taklit edebiliyor.

Empati tepkisi

İnsanlar duyguların taklit edilmediği durumlarda bile empati gösterebiliyor. Robotların devingenliğini test etmek için onlara tekme atıldığı ya da sopayla itildikleri Boston Dynamics videoları buna iyi bir örnek. Sosyal medyada pek çok insan robotların suistimale uğradığını hissettiklerine dair paylaşımlar yapmıştı.

Bu videoların empatik tepkiler yaratmak için tasarlanmış olmamalarına rağmen istemsiz olarak duygularımızı tetiklemesi Singler için düşündürücü. “Duygusal tepkilerimiz kolaylıkla taklit edilebilir ve tetiklenebilir. Büyük şirketler kendi çıkarları için bu yöntemlere başvurmaya başladı bile.”

Yakın riskler

Daha güncel bir tehlike ise yapay zekâ sistemleriyle etkileşimde bulundukça insanların bu sistemlere ayak uydurması gerektiğini varsayıyor olmamız. Siparişleri zamanında paketleyebilmek için robotik sistemlere yetişmeye çalışan ve yeterli molalar veremeyen Amazon fabrika işçileri, ellerinde “Ben robot değilim” yazan pankartlarla grev yapmıştı.

Singler’a göre distopya senaryolarının ille de bilinçli, korkunç robotlar olması gerekmiyor. Yapay zekânın şartlı tahliye duruşmalarında tekerrürü öngörmek için kullanılmasında ya da algoritmaların, yaratıcılarının göz önünde bulundurmadığı azınlık gruplarına verdikleri karşılıklarda, pek çok insan şimdiden bu etkilere maruz kalmakta. “Toplumun bu teknolojilere dair kaygılarını daha iyi anlayabilmek için farklı kültürel, etnik ve cinsiyet gruplarının deneyimlerini duymamız gerekiyor.”

İlgili İçerikler