Tüketiciler hikâye sürecine nasıl katılır? Matt Blackborn anlatıyor.
07.11.2014 - 15:28 | Ozan Mert
Brand Week Istanbul Digital & Mobile Day’in ilk konuşması Starcom MediaVest Group Gelişmekte Olan Ülkelerden Sorumlu Başkanı Matt Blackborn‘a aitti. Blackborn medya, teknoloji ve verinin birbirine girdiği dijital çağda markaların tüketiciyle temel etkileşimlerinin markanın tüketiciye hikâye anlatmasından, marka ve tüketicinin hikâyeyi beraber inşa etmelerine dönüştüğünden bahsetti.
Blackborn’a göre mesajın mülkiyeti hâlâ markalarda ama markalar mesajın oluşturulması konusunda birazcık kontrolü gevşetmeli ve mesajın tüketiciler arasında geliştirilmesine izin vermeliler. Eskiden beri kamp ateşinin etrafında toplanan insanların bir şarkı veya hikâyeyi ortaklaşa sürdürmeleri gibi markalar da teknolojinin sunduğu imkânlardan istifade ederek insanların hikâye sürecinde kendilerini ifade etmelerine ortam sağlamak durumundalar.
Hikâye inşasının beş temel kuralı var:
Bugünkü en büyük sosyal platformlardan Facebook ilk başta daha metin odaklıydı. Bugün ise Facebook, Instagram, Twitter, Pinterest gibi platformlar görseli ön planda tutuyorlar. Blackborn’a göre insanların sosyal kanallardaki paylaşımlara “Too Long; Didn’t Read!” (TL;DR) gibi bir yaklaşım geliştirdikleri şu dönemde görsellik paylaşımcılığın ana kolaylaştırıcılarından.
Hikâye sürecinin tüketici ile birlikte sürdürülebilmesi için tüketicinin hikâye ile oynamasına izin vermek gerekiyor. Blackborn buna örnek olarak Dos Equis markası için yaratılan The Most Interesting Man in the World karakterinin meme haline gelmesini örnek veriyor.
Akıllı telefonlardaki görsel teknolojinin ve Instagram ve Pinterest gibi platformların yaygınca kullanımı ile gündelik hayattaki en rutin sahnelerin bile birer paylaşım nesnesi haline geldiğini unutmamak gerekiyor.
Kullanıcıların paylaşımlarını kişiliklerinin bir uzantısı olarak gördükleri günümüzde Blackborn genellikle 3 tür içeriğin paylaşılabilir hikâyelere dönüştüğünü belirtiyor: Mizah, davalar, ilham.
Blackborn son olarak dijital paylaşım kültürünün gerçek zamanlı bir şey olduğunu belirtiyor ve ajansların gerçek zamanlı katılımı mümkün kılacak şekilde organize olmaları gerektiğini savunuyor.