Ajans hayatının bizden götürdükleri

7/24 mail'lerine bakmadan duramayan, gecenin köründe de olsa bunlara cevap vermesi gereken, mesaiye kalmak standart çalışma tarzı olan, arkadaş/aile yemeklerini iş yüzünden genelde kaçıran veya gitse de geç kalan, iş dışında kendisi için düzenli bir aktivite yapmayı hayatının bir parçası haline getiremeyen arkadaşım; sana diyorum!
01.11.2019 - 14:45

Bu ara yazılar orta yaş bunalımına bağladı gidiyor. Sonbaharın etkisi ve yılın son çeyreğinin baskısıyla hayata pembe gözlüklerle bakamadığım da doğrudur. Ancak bu durum, mustarip olduğumuz sıkıntıların dört mevsim hayatımızın bir parçası olduğu gerçeğini değiştirmiyor. “Ajans hayatı” işin kod adı aslında. Müşteri veya hizmet veren tarafında olmanızdan ziyade, genelde ajanslarla özdeşleştirilen şartlarda çalışıyorsanız, gelin biraz dertleşelim. Biraz daha açmama gerek var mı? 7/24 mail’lerine bakmadan duramayan, gecenin köründe de olsa bunlara cevap vermesi gereken, mesaiye kalmak standart çalışma tarzı olan, arkadaş/aile yemeklerini iş yüzünden genelde kaçıran veya gitse de geç kalan, iş dışında kendisi için düzenli bir aktivite yapmayı hayatının bir parçası haline getiremeyen arkadaşım; sana diyorum!

Kötü döneme denk geldik

Öncelikle kabul edelim ki kapitalizmin kabızlık dönemine denk geldik. Öyle 90’lardaki gibi serbest piyasa coşmuş, ekonomi almış başını gidiyor ve iş yapıp da para kazanamayanı dövüyorlar gibi bir durum yok. Dünyanın neresinde olursanız olun, herkes hedeflerini tutturmakta güçlük çekiyor. Hepimizin sunumlarını süsleyen o yenilikçi teknoloji şirketleri bile zarar ederek, piyasaya sattığı beklenti üzerinden yatırım topluyor. Hele bir de pazarlamacı veya reklamcıysanız, geçmiş olsun. Günümüzde pazarlamayı masraf yerine yatırım olarak gören şirketlere madalya takar hale geldik. Ajanslarsa, hâlâ eski komisyon günlerinin oluşturduğu beklentileri, düşük kârlı büyük iş hacimleriyle karşılama çabasında. Bu şartlarda iş yapmaya çalışan şirketlerin ekiplerinde de altta kalanın canının çıkması tabii ki sürpriz değil.

Madalya bekleme

Ucuz popülizm gibi algılanmasın, tuzu kuru veya vurdumduymaz yönetici istisnaları dışında, üst düzey kadrolarda bu piyasa şartlarında başarılı olabilmek için amiyane tabirle köpek gibi çalışıyor. Ancak her şirkette böylesi çalışanlarla aynı havayı soluyan tembel hayvanlar da yok değil. Bu iki grubun yüzdeleri şirketine göre değişse de, iş için daha çok özveride bulunanların azınlıkta olması genel geçer bir durum. Kariyer hırsı daha yüksek olan çalışanların iş için daha çok özveride bulunması ve bununla doğru orantılı şekilde ödüllendirilmesi de normal şartlarda olması gereken. Ancak içinde bulunduğumuz dönemin sıkıntısı, herkesten iş için daha çok özveride bulunması beklenirken, diğerlerinden daha çok özveride bulunanların da gösterdikleri ekstra performansla aynı oranda ödüllendirilmemesi. Ne yazık ki, düşen kârlılığı iş hacmini yükselterek telafi etmeye çalışan sistemlerde bundan başka bir sonuç beklemek de mümkün değil.

Sorun bizde

Suçu makroekonomik faktörlere veya çalıştığımız şirketlere atmak kolay. İşinize böyle geliyorsa da yazının devamını okumayın. Ancak günümüzde çoğu şirkette kendini iş için parçalayanla yeteri kadarını yapan, üç aşağı beş yukarı aynı muameleyi görüyor. Boşuna “eşek olana semer vuran çok olur” dememişler. Hakkımızın göz göre göre yendiğini düşündüğümüz bir ortamda çalışmaya devam edip söyleniyorsak, ya daha iyi bir yere transfer olamıyor ya da “konfor” alanımızdan çıkmaya cesaret edemiyoruz demektir. Belki de hayatımızdaki çok farklı bir boşluğu işle doldurmaya çalışıyoruzdur. Ya da işimizi ve işteki arkadaşlarımızla vakit geçirmeyi, aile sohbetlerinden daha çok seviyoruzdur. Bunlardan hangisi bizim için geçerliyse, ilgili durumla barıştığımız sürece sıkıntı yok. Ancak bizi mutsuz etmesine rağmen iş için kendimizden ödün vermeye devam ediyorsak, sorun bizde. Faturalarımızı ödememizi sağlayacak kadar mesai yapmakla, emeğimizi çok daha verimli bir şekilde değerlendirebileceğimiz iş veya kariyer değişikliği arasında bir çözüm bulmak mümkün. Belki de yılın son çeyreği, bu senenin hedeflerini tutturma baskısıyla beraber, kariyer hedeflerimizi yeni bir bakış açısıyla güncellememize vesile olur. Zira 2020 planlarını yapmak için vakit geldi de geçiyor bile…