Bankacılığın geleceği: Otonom, akıllı ve görünmez finans 

Digital Age Tech Summit sahnesinde finans dünyasının önde gelen isimleri, yapay zekâ ve otonom süreçlerle bankacılığın “görünmez” ve “hiper-kişiselleşmiş” bir geleceğe evrildiğini vurguladı.

Digital Age Tech Summit 2026, bu yıl “Powered by Human” temasıyla katılımcılarla buluştu.

19’uncu kez sektörün öncü isimlerini bir araya getiren etkinlikte, Uğur Şeker moderatörlüğünde düzenlen “Hız, Ölçek, Empati: Finansın Geleceğini Kim, Nasıl İnşa Ediyor?” oturumunda, Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Özdinç ve Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz, finansın geleceğine dair öngörülerini paylaştı. Oturumda, fintech’lerle olan “aşk-nefret” ilişkisinden yapay zekânın siber güvenlik risklerine kadar pek çok kritik başlık masaya yatırıldı.

1. Bankacılıkta “otonomluk” ve “akıllılık” dönemi

Gelecek 5 yılın anahtar kelimeleri otonomluk ve akıllılık olacak. Bankalar artık müşterilerini sadece segmentlere ayırmakla yetinmeyecek; onları yıllardır birlikte yaşıyormuşçasına tanıyan birer “dijital yardımcıya” dönüşecek. Bu süreçte bankacılık işlemleri, hayatın doğal akışını bozmayan, arka planda çalışan “görünmez” süreçler haline gelecek.

2. Fintech’ler: Rakip mi, partner mi?

Sektörde fintech’lerin bankaların yerini alıp almayacağı tartışmasına İlker Kuruöz net bir ayrım getiriyor: Fintech’ler üç kategoride değerlendiriliyor:

İş Ortakları: Finans sektörüne özel teknoloji üretenler.

Büyüme Partnerleri: Bankalarla birlikte yeni pazarlara gidenler.

Rakipler: Ödeme sistemleri gibi alanlarda doğrudan rekabet edenler.

Ancak genel kanı, fintech’lerin bankaları ataletten kurtaran ve inovasyonu tetikleyen yararlı birer güç olduğu yönünde.

3. Hız ve güven karşıtlığı: “Hata payı yok”

Bankacılık sektörü, doğası gereği güven üzerine inşa edilmiştir ve bu durum “hız” beklentisiyle zaman zaman çelişir. Gökhan Özdinç, yapay zekâ gibi yüksek riskli alanlarda hızın değil, riskin yönetilebilir düzeyde tutulmasının öncelikli olduğunu vurguluyor. Bazı işlemler için müşteriye ilave sorular sormak veya şubeye çağırmak, aslında güveni zedeleyen değil, pekiştiren bir unsur olarak konumlandırılıyor.

4. Şubeye gitme zorunluluğu: “Mitos” ve gerçekler

Siber güvenlik ve regülasyonlar nedeniyle bazı işlemler hâlâ fiziksel varlık gerektiriyor. Örneğin, Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi uyarınca kefalet sözleşmelerinin “el yazısı” ile imzalanması yasal bir zorunluluk. Bankalar, dijitalleşmeyi sınırlayan bu tür regülatif engelleri aşmak için regülatörlerle dirsek temasında çalışsa da, siber güvenliğin sosyal etkileri nedeniyle bazı fiziksel bariyerlerin korunması devlet politikası olarak devam ediyor.

5. “Agent to Agent” etkileşimi: Müşteriler artık insan olmayabilir

2030 projeksiyonunda en çarpıcı iddia, banka müşterilerinin her zaman insan olmayabileceği yönünde. Bankanın yapay zekâ ajanı ile bireyin kendi kişisel yapay zekâ ajanının (AI Agent) birbirleriyle iletişim kurduğu, matematiksel ve analitik modellere dayalı yeni bir etkileşim türü başlıyor. Bu, bankacılığın tamamen “hiper-kişiselleşmiş” bir boyuta evrilmesi anlamına geliyor.