Vasata razı olan kötüyle yetinir

Dream Sales Machine (dsm) Group Ajans Başkanı İlker Akar’la yeni festivalleri Reformist ve markaların festival ekosistemine yaklaşımları üzerine konuştuk.

01.06.2018 - 17:16 | Tuğba Dülger Özöğretmen

Vasata razı olan kötüyle yetinir

Dream Sales Machine; İstanbul Coffee Festival ve İstanbul Comics & Art Festival gibi büyük festivallerle yolun devam ederken, bu kez farklı bir kitleye seslenen Reformist ile çıkageldi. Sağlıklı yaşam festivali olarak kurgulanan Reformist, geçtiğimiz hafta katılımcılarıyla buluştu. Ajansın başkanı İlker Akar’la “Reformer” olarak adlandırdıkları kitleyi konuştuk. Ancak gündemimizde önemli bir konu daha vardı. Zira geçtiğimiz yıl, hayli heyecanla yola koyuldukları Acı Fest’i son anda iptal eden ajans, bu alandaki sponsorluklar ve marka yaklaşımlarından sitem etmekten geri durmuyor.

Sağlıklı yaşam festivali düzenleme fikri nasıl doğdu? Bu tip festivaller dünyada ilgi görüyor mu; ne tip örnekler mevcut?

Bilinçli tüketiciler yaşam tarzlarını değiştiriyor, günlük yaşamlarında spora daha fazla yer ayırıyor ve beslenme rejimlerinde sağlıklı yaşam trendlerine uygun doğal gıdalara yer veriyorlar.

Reformist, şehrin zor ve yıpratıcı koşullarında bedenlerini ve zihinlerini yeniden yapılandırmak isteyenlere ulaşmak arzusu ile hayata geçti. Bu yıl ilk kez gerçekleştirdiğimiz etkinlikte Reformer’lar spordan meditasyona, mindfulness’dan sağlıklı beslenmeye varan geniş bir yelpazede sınırlarını zorlamayı başardılar. Seminer ve atölye çalışmalarında sağlıklı yaşam trendleri hakkında pratik yaparak, Reformist mutfağında sağlıklı reçeteleri ve yepyeni lezzetleri keşfettiler.

Sağlıklı yaşam akımı dünyada hızla yaygınlık kazanıyor. Bilinçli tüketiciler yaşam tarzlarını değiştiriyor, günlük yaşamlarında spora daha fazla yer ayırıyor ve beslenme rejimlerinde sağlıklı yaşam trendlerine uygun doğal gıdalara yer veriyorlar. Bu akım Türkiye‘de de benimsendi, yaygınlaşıyor. Avrupa ve ABD‘de de sağlıklı yaşam festivalleri yeni yeni gelişiyor.

Hayal Makinesi olarak bu alanda da Türkiye‘de bir ilki gerçekleştirdik. Önümüzdeki yıllarda Reformist’i, bulunduğumuz coğrafyada Doğu Avrupa, Baltık ülkeleri, Balkanlar ve Rusya bazında bir hub event haline getirmek için ilk yıl aldığımız cesaretin üzerine koyarak çok çalışmaya devam edeceğiz.

Festivalde nasıl bir kitleyle buluştunuz? Türkiye’de bu alana ilgi gösteren kitleyi tam olarak nasıl tarif ediyorsunuz? Markaların bu alana olan ilgisi nasıldı?

Aslında tam hedef kitlemize yaklaştık. 20-50 yaş bandında, tüketim alışkanlıkları ve sınıfı B+/ A- / A arası olan, yükseköğrenim oranı yüzde 90’ın üzerinde, 35-50 bandında ise özellikle uzun yıllar beyaz yaka olarak profesyonel yaşamda olup sonrasında şehrin yüklediği bu zor ve yıpratıcı enerjiye “dur” diye bağırma arzusunda olan ya da bağırıp kendi içindeki Reform’unu başlatmış, tek kelimeyle nefis bir kitle vardı. Gelecek etkinliklerde biraz daha etkin olarak işin fiziksel olduğu kadar zihinsel ve ruhsal tarafına da yoğunlaşacağız.

Reformist‘in katılımcı kitlesini kentli, dünyaya açık, gelişen trendleri takip eden kesinlikle dijital dönüşümünü bütünlemiş, meraklı bir kitle oluşturuyor. Markalar, ilk etkinlik olmasına rağmen festivale yoğun ilgi gösterdi. Fakat her zaman olduğu gibi cesur girişimci markalar, kişi odaklı markalar, ufak yatırımcı ve/veya ortaklık markaları daha yoğun destek verdiler, bir anda Reformist‘in doğal sahibi oldular. Böylesi bir kitleye ulaşmak için ve marka deneyimlerini ortaya koyabilmek adına çok iyi ve çok büyük markalar da destek oldular. Uluslararası ya da ulusal zincir mağaza markaları ise her zaman olduğu gibi “Yapın görelim, tutarsa seve seve oradayız” stratejilerini değiştirmediler.

Daha ilk yılında zorlu bir hedef kitleye zorlu bir marka sunduk ve bu öyküde spor markaları, sağlık sektörü, temiz yeme-içme, cilt bakımı ve lifestyle ürünlerin içinde bulunduğu tam 49 markayı Reformer’larımız ile buluşturduk. Heyecan verici başka bir taraf ise tam bir deneyim ekosistemi kurulması oldu. İlk yılında inanılmaz bir içerikle iki gün içinde toplam 2 bin 158 workshop, seminer, workout, tadım vb. olmak üzere etkinlik gerçekleştirdik.

Geçtiğimiz yıl Acı Fest’i son dakika bir gelişmeyle iptal etmiştiniz. Yayınladığınız manifestoda, sıkı bir sektör ve reklamveren eleştirisi vardı. Festivali tekrar gündeminize aldınız mı? O günden bugüne değişen neler oldu?

Dream Sales Machine olarak niteliksiz hiçbir etkinliğe imza atmak istemiyoruz. “Vasata razı olanın kötüyle yetindiğini“ sevdiğimiz bir danışmanımız hep söylerdi. Biz de katılıyoruz bu söze.

Acı Fest; üzerinde iki yıl çalıştığımız ancak Türkiye gündeminden dolayı ilk yıl ertelemek zorunda kaldığımız, ertesi yıl ise iptal etmeyi uygun gördüğümüz, aslında yapmayı çok istediğimiz, çok inandığımız bir projemizdi. Yeme içme endüstrisinde beklediklerini bulamayan markalar endüstrinin emeğine destek olmamayı tercih ettiklerinden ve gereken nitelikli ilgiyi göstermediklerinden dolayı, içeride bulunan sponsor ve markalardan özür dileyerek AcıFest’i tüm zararları sineye çekerek iptal etme kararı aldık. AcıFest markamız bizimle ancak yeme içme endüstrisi halen büyük ve geniş yelpazeli iyi işlere aç ülkemizde.

Yeme ve içme dünyasında tutkulu yeni marka oluşturma ya da uluslararası işbirliği iştahımız kesinlikle devam ediyor. Takip ettiğimiz ve her etkinliği her detayı ile takibe aldığımız bir sistemimiz var. Bu nedenle yeterince vasat organizasyondan sonra sular durulunca, tekrar cesur adımlarla bu tarafta da proje üreten taraf olmak istiyoruz. Dream Sales Machine olarak niteliksiz hiçbir etkinliğe imza atmak istemiyoruz. “Vasata razı olanın kötüyle yetindiğini“ sevdiğimiz bir danışmanımız hep söylerdi. Biz de katılıyoruz bu söze.

Dünyada şu aralar en gözde festival türleri hangileri? Dream Sales Machine‘in Türkiye’ye getirmeyi amaçladığı yeni modeller, türler var mı?

Hayal Makinesi, adı üzerinde hayal üreten hayalperestlerden (dreamer’ardan) oluşan bir ekip. Kopya değil, yeni kavramlar doğrultusunda organizasyonlar ya da uluslararası işbirlikleri yapmayı hedefliyoruz. Son yıllarda ülkemizde eğlence endüstrisindeki kan kaybına seyirci kalmayacağımız için yeni hedeflerimiz var. Bu konuda ciddi çalışmalarımız sürüyor. Bu ay itibarıyla Dream Sales Machine’in uluslararası iletişim ve olası fırsatlar için Londra ofisi ve şirketi resmi olarak aynı isimle kuruldu. Sırada bir ülke ofisi daha planlıyoruz 2018 içinde. Hedefimiz kendi endüstrimizde kesinlikle dikkat çekici küresel bir oyuncu olmak.

Dünya Y Kuşağı’nın mutlu olacağı, keyif alacağı ve bu jenerasyonu bir araya getirecek organizasyonlar yapmaya yöneliyor. Deneyim ekosistemi dediğimiz, kişiyi 360 derece sarmalayan organizasyonlardan tüketici mutlu ayrılıyor. Buradan yola çıkarak müzik, deneyim, öğrenme, satın alma, yeme-içme kavramlarını barındıran tüm festivaller ya da özel kurgulu etkinlikler yeni bir başlık altında çıkmaya devam ediyor, edecek.

İstanbul Coffee Festival için bu yıla özel neler planlıyorsunuz?

Özellikle üçüncü dalga kahve akımının önde gelen markalarını ve bu akıma bağlı yaşam kültürünü tek çatı altında toplayan İstanbul Coffee Festival’de, İstanbul’un önde gelen 2’nci ve 3’üncü dalga kahve dükkânları, çekirdek kahveciler, kahve makinesi üreticileri, kahve yanı lezzetleri ve tasarım ürünleri ziyaretçilerle buluşacak. Festival kapsamında tadımlar, deneyimler ve daha iyi kahve içmek ve seçebilmek amacıyla eğitimler yer alacak. Kahveseverlerin ilgisini çeken stillerde markaların da yer alacağı festival sahnesinde dört gün boyunca akustik konserler kahveseverle buluşacak.

Her yıl farklı içerik ve zengin bir program yapmaya özen gösteriyoruz.  Bu farkları 2018 İCF’de de yaşayacaksınız. İstanbul Coffee Festival’i bu yıl 20–23 Eylül 2018 tarihleri arasında yine KüçükÇiftlik Park İstanbul‘da düzenleyeceğiz. Etkinlik biletlerimiz yakında Dsmbilet.com ve Dsmticket.com‘da satışa sunulacak. 2018’de kahvenin doğuşundan ve kaynağından bugüne kadar olan tüm öyküsüne yer vereceğiz.