Club Med Avrupa, Afrika & Ortadoğu CEO’su Anne Browaeys ile her şey dahil otel konseptinin doğuşunu masaya yatırıyoruz.
Türkiye, eşsiz doğal güzellikleri ve zengin kültürel mirasıyla dünyaca ünlü bir tatil destinasyonu. Club Med’in gerçekleştirdiği kapsamlı yenilenmeyi, “her şey dahil” konseptinin doğuşunu ve bir kültüre dönüşen otel deneyimini Avrupa, Afrika & Ortadoğu CEO’su Anne Browaeys’ten dinliyoruz:
“Her şey dahil” konsepti nasıl ortaya çıktı?
II. Dünya Savaşı’nın ardından insanlar sade, neşeli ve özgür bir yaşam arayışındaydı. Club Med’in kurucusu Gérard Blitz, tam da bu ihtiyaca yanıt veren bir hayalle yola çıktı: İnsanların gündelik hayatın baskılarından uzaklaşıp iyi olma hallerini yeniden keşfedebilecekleri bir alan yaratmak. Bu kültürü yaratırken felsefesi oldukça netti: “Hayatın amacı mutlu olmaktır. Mutlu olma zamanı şimdi. Mutlu olma yeri burasıdır.”
1951’de Mallorca’da açılan ilk Club Med köyü, bu vizyonun somutlaşmış haliydi. Kullanılmayan askeri çadırlarda konaklanıyor, doğayla iç içe sade ama anlamlı bir deneyim yaşanıyordu. Sekiz kişilik büyük masalarda birlikte yemek, misafirler arasında kültürel sınırları aşan bağların kurulmasına olanak sağladı. Ayrıca “Collier bar” adını CEOverdiğimiz boncuk sistemiyle ödeme yapılması ise para taşımayı gereksiz kılıyor, bu da misafirlerin kaygılardan uzak, akışta bir tatil deneyimi yaşamalarına yardımcı oluyordu.
Club Med yıllar içinde birçok ilke imza attı. 1965’te açık büfe anlayışını getirerek sabit menüler yerine tatilcilere farklı mutfakları deneyimleme özgürlüğünü sunduk. 1967’de çocuklara özel ilk Mini Club’ı açtık. Böylece aileler birlikte tatil yaparken, çocuklar da kendi ilgi alanlarına göre keyifli vakit geçirebildi. 1956’da İsviçre, Leysin’de açtığımız ilk dağ köyü ise kayak tatillerine tamamen yeni bir bakış açısı getirdi. Hem aileler hem de yeni başlayanlar için erişilebilir, her şey dahil bir deneyim sunduk. Bugün bu temel vizyon, premium her şey dahil modeline dönüştü. Artık sadece yemek ve içecek değil; spor, wellness, çocuk kulüpleri ve dijital kolaylıklar da bu deneyimin parçası. Bu sayede hem ailelerin hem grupların hem de özellikle huzurlu ama kaliteli vakit geçirmek isteyen Y Kuşağı’nın beklentilerine hitap ediyoruz. Club Med’in “her şey dahil” anlayışı yalnızca hizmet değil, aynı zamanda konuklarımıza her şeyin düşünüldüğü, özenle tasarlanmış bir özgürlük hissi sunuyor. Ve bu felsefe, ilk günkü kadar güçlü şekilde yaşamaya devam ediyor.
Club Med, konaklamayı sadece bir hizmet değil de kişiye özel bir yaşam tarzı deneyimine dönüştürerek seyahatin geleceğini hangi yönlerden yeniden tanımlıyor?
Biz Club Med olarak, konaklama deneyimini yeniden tanımlamanın ön saflarında yer alıyor ve yalnızca hizmet sunmanın ötesine geçerek eksiksiz ve bize özel yaşam yolculukları yaratıyoruz. Bu değişimi geleneksel misafirperverliğin ötesine geçen, özenle seçilmiş ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunmak üzerine inşa ediyoruz. Yüksek kaliteli konaklamayı, anlamlı karşılaşmalar, yerel kültürel etkileşimler ve zenginleştirici aktivitelerle birleştirme sanatını mükemmelleştirerek, misafirlerimizin konaklamalarının çok ötesinde yankı uyandıran anılarla ayrılmalarını sağlıyoruz.
Tatil seçeneklerimizi kişiye özel olarak uyarlayarak -ister sağlık ve wellness bakımlarının tadını çıkarmak ister macera dolu sporlara katılmak ya da yerel kültürü benimsemek olsun- misafirlerimize kendi deneyimlerini seçme özgürlüğü veriyoruz. Böylece misafirlerimiz yalnızca bir tesiste kalmıyor; özgürlük, keşif ve macera dolu bir yaşam tarzına tamamen dalmış oluyorlar. Kişiselleştirilmiş, yüksek kaliteli deneyimler yaratma hedefimiz, seyahatin geleceğinde öncü konumumuzu nasıl koruduğumuzun en güçlü göstergesi olarak öne çıkıyor.
Z, Y, X Kuşağı ve Baby Boomer’lar tatil konusunda bu kadar farklı bakış açılarına sahipken, “herkese uyan tek tip” bir tatil modeli gerçekten karşılık bulabilir mi?
Günümüzün seyahat dünyasında, geleneksel “herkese uyan tek tatil” anlayışı, farklı kuşakların kendine özgü beklentilerini karşılamak için artık yeterli değil. Z kuşağı hem “Instagram’da paylaşılabilir” hem de kültürel açıdan zengin, otantik ve sürdürülebilir deneyimlere değer veriyor. Milenyum kuşağı, wellness, macera ve amaca yönelik seyahat arasında bir denge arıyor. X Kuşağı ise seyahat deneyimini kolaylaştıran, aile dostu seçeneklere odaklanırken, baby boomer’lar genellikle dinlenmeyi ve tarihi ya da kültürel öneme sahip deneyimleri önceliklendiriyor. Biz de bu farklı tercihlere uygun, kişiselleştirilmiş seçenekler sunarak kendimizi uyarladık. Örneğin, Z kuşağı’na yönelik eko-aktiviteler ve kapsayıcı programlar sunuyoruz; Milenyum kuşağı wellness seçeneklerinden, örneğin yoga veya fitness kulüplerinden faydalanıyor; X kuşağı ve baby boomer’lar ise Palmiye, Cancun, Punta Cana veya Phuket gibi destinasyonlarımızda dinlenme ve aile bağlarını güçlendirmeye yönelik her şey dahil hizmetlerde rahatlık buluyor. Bunun yanında, pandemi sonrası seyahat döneminin simgelerinden biri haline gelen, büyükanne-büyükbabalar, ebeveynler ve çocukların birlikte tatil yaptığı çok kuşaklı veya “3G” aile seyahatlerinde yükselen bir trend gözlemliyoruz.
Club Med’in 75 yıllık yolculuğu bir insan yaşamı olsaydı, bugün hangi dönüm noktasında olurdu: gençlik, olgunluk yoksa yeniden doğuş mu?
Club Med’in 75 yıllık yolculuğu, olgunluk ve yeniden doğuşun benzersiz bir birleşimi olarak en iyi şekilde tanımlanabilir. Biz, 40 ülkede faaliyet gösteren 68 tatil köyü ile premium her şey dahil seyahatin öncülerinden biri olarak kendimizi kanıtlamış bir marka olarak olgunlaştık. 1950’lerde her şey dahil modelini başlatmamızdan 1967’de aile dostu Mini Club’ları tanıtmamıza ve son yıllarda Exclusive Collection alanlarını sunmamıza kadar uzanan yenilikçi yaklaşımımız; kalite, nostalji ve insani bağlarla özdeşleşen bir marka haline gelişimizi gösteriyor. Bu büyüme, yüksek segment turizm pazarındaki konumumuzu sağlamlaştırarak olgunluğumuzu ortaya koyuyor. Ancak bu kilometre taşı, heyecan verici yeni bir yeniden doğuş döngüsünün de başlangıcını işaret ediyor. 2004 ile 2024 arasında, yüzde 100’ü artık premium veya Exclusive Collection segmentinde konumlanan tesislerimizle iddialı bir üst segment yolculuğumuzu başarıyla tamamladık. Bu dönüşüm, yalnızca tasarım, sürdürülebilirlik ve hizmet standartlarımızı yükseltmekle kalmadı, aynı zamanda bizi bir yaşam tarzı lideri olarak konumlandırdı.
Şimdi “Forever Young” projesi; büyüklüğümüzü iki katına çıkarmayı, kârlılık hedeflerimizi (operasyonel marjda yüzde 15 hedefi) sağlamlaştırmayı ve sürdürülebilirliği merkezine alan yenilikleri sürdürmeyi amaçlayan dinamik bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. Bu yeniden doğuş, yalnızca yeniden tanımlanmış bir iş modelini değil, aynı zamanda özgürlük, keşif ve neşe gibi temel değerlerimize olan yenilenmiş bağlılığımızı yansıtıyor.

Club Med’in Türkiye’deki otellerinde sunulan konaklama konsepti, diğer otellerden hangi yönleriyle farklılaşıyor? Türk ve uluslararası tatilcilerin beklenti ve tercihleri bu farklılıkları nasıl etkiliyor?
Türkiye’deki Club Med otellerinde, özellikle Club Med Palmiye’de sunduğumuz konaklama konsepti, her şey dahil lüksü, yerel kültürden ilham alan kişiye özel deneyimlerle harmanlayarak fark yaratıyor. Biz geleneksel otellerin aksine yalnızca konaklamayı değil; gurme yemek deneyimlerini, wellness hizmetlerini, profesyonel spor akademilerini ve her yaş grubuna hitap eden çeşitli aktiviteleri kapsayan kapsamlı tatil paketleri sunuyoruz.
Club Med Palmiye’de yakın zamanda tamamladığımız yenilikler, misafir deneyimini daha da üst seviyeye taşıdı. Sadece 2025 yılında yaptığımız 13 milyon euro’luk yatırımla (toplamda 20 milyon euro), tüm köy ve otel odalarının yenilenmesi, lobi, otel restoranı ve iki otel barı gibi ortak alanların geliştirilmesi, ayrıca trend ve sosyal bir spor olan padelin artan popülaritesine paralel olarak altı padel kortunun eklenmesi gibi iyileştirmeler yaptık. Tüm bu gelişmeler hem Türk hem de uluslararası misafirlerimizin değişen beklentilerini karşılayan üst düzey konaklama ve olanaklar sunma taahhüdümüzün bir göstergesi.
Türk tatilciler, genellikle dinlenme, aileyle zaman geçirme ve topluluk odaklı ortamları tercih ediyor. Bu durum, Club Med Palmiye’de sunduğumuz geniş aile dostu alanlar ve çocuk kulüpleri gibi kapsayıcı felsefemizle mükemmel bir uyum içinde. Uluslararası misafirler ise Türkiye’nin doğal güzelliklerini ve zengin kültürel mirasını öne çıkaran, kusursuz şekilde kurgulanmış, her şey dahil tatil paketlerimize ilgi gösteriyor. Birçoğu yelken, padel, tenis, sörf ve hatta uçan trapez gibi trend spor aktivitelerine katılmaktan keyif alıyor.