Kriz dijital dönüşüm getirir mi?

İletişim sektörünün tüm dünyada dönüşüm sancıları yaşadığı bir dönemde Türkiye'yi vuran bu ekonomik kriz, reklam ajansları için çok büyük bir fırsat teşkil ediyor.
01.10.2018 - 11:39

Üniversitedeki ekonomi hocamız Türkiye’de ortalama yedi yılda bir ekonomik kriz yaşandığını anlatmıştı. Neyin ekonomik kriz sayılıp neyin sayılamayacağına göre bu bilgi tartışmaya açılabilir. Ancak tartışmasız bir gerçek var ki dünyanın çoğu ülkesine nazaran ekonomik krizler konusunda çok daha tecrübeli sayılırız. Ekonomik kriz dönemlerinde en çok duymaya alışık olduğumuz şeylerden biri de “Çincede aynı kelime hem kriz hem de fırsat demekmiş” edebiyatıdır. Eskiden Google Translate olmadığı için tek tuşla böyle bir durum olmadığını bugünkü kadar kolayca öğrenemiyorduk. Ancak ekonomik kriz (veya durgunluk) dönemlerinin yapısal sorunları çözüme kavuşturmak için büyük bir fırsat olduğu da bir gerçek.

Amerika’daki 2008 ekonomik krizi riskli konut kredileri piyasasında baş gösterip, Lehman Brothers’ın iflasıyla uluslararası bir bankacılık krizine dönüşmüştü. Üzerinden 10 yıl geçtikten sonraki ekonomik büyüme performansı, işsizlik rakamlarının düşüklüğü ve borsanın kırdığı rekorlara rağmen, bugün gelir dağılımındaki uçurumun büyüklüğü nedeniyle zamanında daha köklü yapısal reformların yapılmaması Amerika’da halen eleştiriliyor. Tabii ki hükümetler öncelikle yangını söndürmeye yönelik finansal tedbirleri yürürlüğe sokmakla yükümlü ancak bu dönemlerde her sektörün de kendini ilgilendiren yapısal sorunlara el atması gerekiyor.

Kriz dijital dönüşüm getirir mi?

Üretim süreçlerini dijitalleştirenler kazanıyor

Günümüzde herkesi yapısal düzenlemeler yapmaya iten faktörlerin başında dünyanın yaşadığı dijital dönüşüm geliyor. Gartner’ın 2018 CIO gündemini ele alan bir sunumunda, dijital dönüşümde en başarılı şirketlerin aynı anda hem dijital ürün ve hizmetlerden daha çok gelir elde ettiğine hem de üretim süreçlerini daha çok dijitalleştirdiğine dikkat çekiliyordu. Ne yazık ki reklam ajanslarının çoğu bu iki alanda da olması gereken noktadan oldukça geride olduğu için sektör halen dönüşüm sancıları çekiyor. Üretim süreçlerinin dijitalleşmesi konusunda nispeten daha başarılı olunduğu söylenebilir ancak burada da krediyi ajanslardan ziyade mecraların geçirdiği dijital dönüşüme ve yazılım firmalarının ajanslar için geliştirdiği çözümlere vermek gerekiyor. Datayı yaratıcı süreçlerin bir parçası yapma kısmı da önceleri medya ajanslarının üstüne atıldı, sonrasında dijital ajanslar ve sosyal medya ajansları bu fırsatları değerlendirmeye başladılar.

Günümüzde herkesi yapısal düzenlemeler yapmaya iten faktörlerin başında dünyanın yaşadığı dijital dönüşüm geliyor.

Ajans gelirlerinin içinde dijital ürün ve hizmetlerin ağırlığını artırma konusunda da geleneksel ajansların çoğu uzun süre ayak sürüdü. Yıllarca yaratıcı sunumların sonuna nasıl hayata geçirileceği şaibeli birkaç “dijital” fikir serpiştirerek dijital çözümler sunuluyormuş gibi yapıldı. Neyse ki zamanla dijital dünyanın içine doğmuş yeni nesil yeteneklerin sisteme girmeleriyle ajanslar dijital kaslarını bir nebze geliştirmeye başladılar. Bu dönüşüm piyasadaki talebin gerisinde kalınca da dijital ajans satınalmaları hız kazandı. Ancak bu sefer de aynı müşterilere hizmet verme yarışına girişen “kardeş” ajanslar birbirinin ayağına basmaya başladı. Yine de reklam pastası büyüdüğü sürece bu gibi durumlar çok da dert edilmedi. Zamanla bazı gruplar konsolidasyona gitse de çok az sayıda ajans aynı anda hem geleneksel hem de dijital mecralarda aynı standardı tutturabildi.

Cesur ajans yöneticilerine ihtiyaç var

Ancak dijital ajansların ve geleneksel reklam ajanslarının birbirlerini tüketmeleri durumu önümüzdeki ekonomik durgunluk döneminde çok daha sık yaşanacak. İşte bu yüzden, iletişim sektörünün tüm dünyada dönüşüm sancıları yaşadığı bir dönemde Türkiye’yi vuran bu ekonomik kriz, reklam ajansları için çok büyük bir fırsat teşkil ediyor. Zira bu dönem, ajansların yıllardır ertelediği ya da anlık çözümlerle geçiştirdiği, dijital dönüşümün gereği yapısal değişiklikleri hayata geçirmesi için çok doğru bir zaman. Daha önce de buna benzer durgunluk dönemleri yaşanmasına rağmen, ajanslar kapsamlı yapısal değişikliklere gitmeden zorlu dönemleri atlatabilmişti.

İletişim sektörünün tüm dünyada dönüşüm sancıları yaşadığı bir dönemde Türkiye’yi vuran bu ekonomik kriz, reklam ajansları için çok büyük bir fırsat teşkil ediyor.

Bu ekonomik krizden daha güçlü çıkmaksa tamamen ajans yöneticilerinin gerekli cesur adımları atmalarına bağlı. Müşteriler bütçeleri kıstı diye zamları dondurup kemer sıkarak, hantal ve raf ömrünü doldurmuş yapıları ayakta tutmaya çalışan ajanslar bu krizi yine bir şekilde veya küçülerek atlatabilir. Neşteri vurup dijital dönüşüm için gerekli yapısal düzenlemelere gerçekten imza atan ajanslarsa, bu süreçten çok daha çevik ve güçlenmiş bir şekilde çıkacaklar.