Hilton Istanbul Bosphorus yeni yüzü ile tasarım, gastronomi ve sosyal alanlarıyla bir deneyim sunuyor.
İstanbul’un en ikonik otellerinden biri olan Hilton Istanbul Bosphorus yenilenen yüzünü tanıttı. Amerika kıtası dışındaki en uzun süre hizmet veren Hilton oteli olma özelliğini taşıyan otelin bu dönüşümü İstanbul’un ilk uluslararası oteli olarak sahip olduğu 70 yılı aşkın mirasın da üzerine inşa ediliyor.
Chicago merkezli, dünya çapında tanınan mimarlık ofisi Skidmore, Owings & Merrill ile Türk mimar Sedad Hakkı Eldem’in imzasını taşıyan yapı; İstanbul merkezli tasarım stüdyosu Autoban tarafından yeniden ele alındı. Bu yaklaşımda, otelin 1950’lere uzanan mirası; modernist etkilerle Türk zanaatkârlığı, sanat ve şiirine yapılan referanslarla harmanlanıyor. Sedad Hakkı Eldem’in imzasını taşıyan özgün mimari unsurlar korunarak otelin kimliğinin temelini oluşturmaya devam ediyor.
Uçan halıyı anımsatan giriş kanopisi, İstanbul’un en büyük otel havuzu olma özelliğini sürdüren açık havuz ve duvarlarda yer alan el işçiliği Çintemani motifleri bu unsurlar arasında öne çıkıyor.
Türk misafirperverliğinden ilham alan yeme-içme deneyimi, global bir simge haline gelen “karşılama kahvesi” ritüelinden, Malva’da modern yorumlanan Türk mutfağına, Sazzou’nun caz ve kokteyl atmosferinden Lalou’nun zarif brasserie deneyimine uzanıyor. Arlo’nun Akdeniz odaklı mutfağı, Dragon’un klasik Uzak Doğu lezzetleri ve Bosolei’nin Riviera esintili rahatlığıyla birleşen seçki, otelin gastronomi dünyasını bir deneyime dönüştürüyor.
1955 yılında kapılarını açtığından bu yana otel, İstanbul’un sosyal hayatının şekillenmesinde önemli bir rol üstlenmişti. Şehrin ilk büyük ölçekli düğünlerine ve uluslararası etkinliklerine ev sahipliği yapan otel aynı zamanda İstanbul’daki ilk “happy hour” geleneğini başlatmıştı.