Brand Week Istanbul Manifestosu’nun son bölümü, teknolojinin ve belirsizliğin gölgesinde geleceği belirleyecek asıl gücün; anlam üreten bireyler ve onları bir arada tutan toplumsal bağlar olduğunu ilan ediyor.
Brand Week Istanbul Manifestosu’nun final bölümünde odağımız birey ve toplum.
Haftalardır ekonominin daralan çemberini, teknolojinin baş döndüren hızını ve pazarlamanın dönüşen dinamiklerini konuştuk. Ancak binlerce kişinin doldurduğu salonlarda, tüm bu başlıkların arasından sıyrılan ve en çok alkış alan cümle, bir teknoloji liderinden değil bir filozoftan geldi: “Makine hesap yapar, insan mana arar.”
Modernitenin hızı ve dijital dünyanın soğukluğu karşısında, bireyin 2026’ya uzanan pusulası artık tek bir yönü işaret ediyor: Anlam.
Brand Week Istanbul Manifestosu’nun beşinci ve son disiplini: “Birey, toplum ve anlam arayışı.”
Manifestonun bu bölümünün açılış konuşmasını yapan filozof Wilhelm Schmid, modern insanın en büyük yanılgısını net bir biçimde ortaya koydu: Sürekli mutlu olma zorunluluğu.
Schmid’e göre modernite, bireye acısız, pürüzsüz ve kesintisiz mutluluk vaat etti. Ancak bu gerçekçi olmayan beklenti, tam da mutsuzluğun ana kaynağına dönüştü.
Yeni hedefin mutluluk değil, “fulfillment” yani doyum ve tamamlanmışlık olması gerektiğini vurgulayan Schmid, yaşamı bir bütün olarak kavramanın altını çizdi: “Hayat sadece hazlardan ibaret değildir. Acıyı, hüznü ve zorlukları hayatın dokusuna işlenmiş desenler olarak kabul etmediğimiz sürece, içimizdeki boşluk dolmayacak.”
(Wilhelm Schmid, “Yaşama Sanatı: Modern Zamanlarda Nasıl Yaşanır”, 12 Kasım – Inspiration Hall)
Prof. Dr. Ahmet İnam, yapay zekâ çağında insanı insan yapan temel farkı net bir kavramla tanımladı: Anlam üretme kapasitesi.
Makineler veriyi işleyebilir, simülasyon kurabilir ve hesap yapabilir. Ancak o veriye değer atfetmek, bağlam kazandırmak ve ona “mana” yüklemek, yalnızca insanın bedensel ve zihinsel bütünlüğüyle gerçekleştirebileceği bir eylem.
İnam’a göre kriz dönemlerinde toplumları ayakta tutan unsur yalnızca fiziksel ya da ekonomik dayanıklılık değil, “mana sağlığı”dır. Anlamını yitiren bir toplum, teknolojik olarak ne kadar gelişmiş olursa olsun, kırılgandır.
(Prof. Dr. Ahmet İnam, “Makine Hesap Yapar, İnsan Anlam Arar”, 12 Kasım – Inspiration Hall)
Filozof Srecko Horvat ve aktivist sanatçı Sonita Alizadeh, karamsarlık ve umutsuzluk karşısında radikal bir kavramı merkeze aldı: Eylemle beslenen umut.
Horvat, “Apocalypse” (kıyamet) kelimesinin kökenine işaret ederek, bunun bir yok oluş değil, “perdenin kalkması” anlamına geldiğini hatırlattı. Krizler, sistemin işlemediği yerleri görünür kılar; bu da köklü dönüşüm için bir fırsattır.
Sonita Alizadeh ise sanatın yalnızca estetik bir ifade değil, bir hayatta kalma ve direnme biçimi olduğunu kendi deneyimi üzerinden anlattı. Afganistan’daki baskılara karşı rap müziğiyle direnen Alizadeh, üretmenin zihinsel özgürlük yarattığını vurguladı: “Okuduğum ve ürettiğim zaman karanlık örgütlerin var olduğunu unutuyorum.”
(Srecko Horvat, “Brand New Apocalypse”, 14 Kasım – Inspiration Hall
Sonita Alizadeh, “Benim Adım Mücadele”, 13 Kasım – Inspiration Hall)
Hande Yaşargil, tekno-feodalizm ve algoritmik kutuplaşma çağında liderliğin tanımını yeniden çerçeveledi. Ona göre liderlik artık yalnızca strateji üretmek değil, insanlar için bir zihinsel sığınak inşa etmek anlamına geliyor.
Belirsizlikle çevrili dünyada liderin temel sorumluluğu, ekibi için güvenli ve kucaklayıcı bir alan yaratmak. Yankı odalarının ve sürekli kriz gündeminin ortasında ise en büyük liderlik becerisi sakinlik.
Yaşargil’in sözleri, kaos içindeki yöneticiler için bir mantra niteliği taşıdı: “Dışarısı parçalanıyor diye iç dünyamız da dağılmak zorunda değil.”
(Hande Yaşargil, “Yankı Odasındaki Lidere Tavsiyeler”, 13 Kasım – Brands & Trends)
Brand Week Istanbul 2025 Manifestosu burada tamamlanıyor.
Beş haftalık bu yolculuktan süzülen büyük resim net: Dünya, asimetrik bir kum saati gibi kaynaklarını uçlara doğru dengesizce dağıtıyor olabilir. Toplumlar sosyal olarak birbirinden uzaklaşırken, teknoloji trilyonluk yapay zekâ token’larıyla her şeyi yeniden kodluyor olabilir.
Ancak geleceği belirleyecek olan; yalnızca hesap yapan makineler değil, her şeye rağmen kendi hikâyesine mana katabilen insanlar olacak.
Brand Week Istanbul’da dünyanın en yetkin zihinlerinden ekonomiyi, teknolojiyi ve insanı dinledik. Uzmanların 2026 vizyonu masada.
Peki sizin senaryonuz ne?
Tarihe ortak bir not düşmek için sizi 20 saniyelik kısa ankete davet ediyoruz. Ortaya çıkacak sonuçları, sektörün yol haritası olarak paylaşacağız.
2026 tahmininizi kayda geçirmek için ilgili sayfaya buradan ulaşabilirsiniz.