Yine, yeni, yeniden aşk

Aşkta gösteriden çok samimiyeti, belirsizlikten çok netliği, toksik rollerden çok duygusal güveni önemsediğimiz zamanlardayız. Ekonomik kaygılar, küçülen romantik jestler ve ilişki koçu olarak AI, yeni dönemde yeni aşkı tanımlıyor.

Ekonomik belirsizliklerin flört dilini yeniden yazdığı, romantizmin büyük jestlerden mikro anlara evrildiği, toksik erkeklik kalıplarının sorgulandığı ve yapay zekânın ilişki koçu gibi konumlandığı yeni dönemde aşk, açıklık, duygu ve ortak değerler üzerinden kurulan bir bağ olmaya devam ediyor. Sevgililer Günü öncesinde Bumble, Tinder ve Happn’ın yayınladığı raporları incelediğimizde Z Kuşağı ve Millennial’ların aşk haritasının hiç olmadığı kadar netleştiğini gördük. İşte üç uygulamanın sunduğu verileri inceleyerek çıkardığımız beş trend ve onları doğrulayan çarpıcı istatistikler.

Dürüst olan aşkta kazanıyor

Situationship -yani adı konulmamış ilişki- kavramı 2026 itibarıyla tarih oluyor. Üç uygulama da sunduğu verilerle kullanıcıların belirsizlikten yorulduğunu ve netlik talep ettiğini doğruluyor. Tinder’ın Aralık 2025’te yayımladığı Year In Swipe raporuna katılım gösteren 18-25 yaş arası dört bin gencin yüzde 64’ü flörtte en çok “duygusal dürüstlüğe” ihtiyaç duyduğunu söylerken yüzde 60’ı niyetlerin baştan açıkça konuşulması gerektiğini belirtiyor. Genç bekarlar, ister gerçek bir randevu, ister kısa süreli bir flört, ister ciddi bir birliktelik olsun, niyetlerini yeni yayılan “Clear-Coding” davranış biçimiyle, yani kısaca dürüstçe ifade ediyor.

Bumble’ın dünya genelinde 40 bini aşkın Z Kuşağı ve Millennial üyesiyle yaptığı daha geniş bir çalışmaya dayanarak açıkladığı dating trendleri de kadın katılımcıların yüzde 64’ünün ne istediğini artık çok daha net ifade ettiğini ve daha azıyla yetinmeyi reddettiğini ortaya koyuyor.

İçerisinde Türkiye’den 971 katılımcının yer aldığı, dünya genelinde 6 bin 500 bekarla gerçekleştirdiği araştırmaya dayanan Happn ise bekarların yüzde 37’sinin gerçekçi kalırken akışa bırakmayı tercih ettiğini, yani hayal dünyasında değil, somut adımlarla ilerlediğini ortaya koyuyor.

Romantizm geri dönüyor ama küçülerek…

Büyük prodüksiyonlu aşk gösterileri veya pahalı hediyeler yerini; kişisel, küçük ve dijital çağın ruhuna uygun jestlere bırakıyor. Yani bu devrin kazanan aşıkları mükemmel olanlar değil, samimi olanlar…
Bumble’ın dünya geneli anketine katılan kadınların yarısından fazlası (yüzde 52) kendini “aşka aşık” birer romantik olarak tanımlarken, her 3 kadından 1’i (yüzde 37) flört deneyimlerinde romantizmin eksikliğinin olumsuz etkisini hissettiğini söylüyor. İnsanların romantizme özlem duyduğu açık, ancak bu arzu artık büyük ve gösterişli jestlerden ziyade “micro-mance” olarak adlandırılan, “önemsiyorum” demenin küçük yollarıyla ifade ediliyor.

Nitekim ankete katılan bekarların büyük çoğunluğu (yüzde 86) için meme göndermek, özel bir playlist hazırlamak ya da sadece çifte ait şakalar paylaşmak gibi davranışlar sevgiyi göstermek için yeterli.
Happn da ev yapımı akşam yemekleri, çiçekler, mektuplar, hazırlıksız hafta sonu kaçamakları gibi tekrarlı yapılan küçük jestlerin, gelip geçici ilişkilerden bıkmış, güveni yeniden inşa etmek isteyenlerin ayrıcalıklı dili haline geldiğini söylüyor. Tinder kullanıcıların yüzde 35’i ise “Low-Key Lover” (düşük profilli, sakin sevgili) arıyor. Daha net bir ifadeyle drama ve şovdan uzak, huzurlu bir ilişki talep ediliyor.

Yeni bir aşk, yeni bir bütçe meselesi

Ekonomik belirsizlikler, flörtün en büyük filtrelenen kriteri haline geldi. Bütçeyi konuşmak artık ayıp sayılmıyor, tam aksine çiftler arasında bir uyum testine dönüşüyor. Bumble kullanan bekarların yüzde 95’i geleceğe dair finansal kaygılarının flört hayatlarını etkilediğini itiraf ediyor. Happn verilerine göre “sıfır bütçeli” yaratıcı buluşmaları tercih edenlerin oranı yüzde 45. Ancak paradoksal bir şekilde, katılımcıların yüzde 75’i hâlâ ilk buluşmayı erkeğin ödemesi gerektiğini düşünüyor. Bekarların yüzde 52’si için partneriyle “aynı finansal değerlere” sahip olmak önemli bir kriter.

Toksik erkeklik kalıpları yıkılıyor

Kadınlar artık ulaşılmaz erkeği değil, duygularını ifade edebilen, sosyal konulara duyarlı ve destekleyici erkeği arıyor. Tinder kullanıcılarının yarısından fazlası için (yüzde 56) dürüst sohbetler fiziksel özelliklerin önünde, en önemli konu. Happn kullanan bekarların yüzde 63’ü için partnerinin feminist duruşunu bilmek önemli bir tercih sebebi olurken erkeklerin yüzde 27’si babygirl (yeterince olgun olmayan), finance guy (duygusuz, paracı, kibirli) ya da hunk (yakışıklı ama sığ, sadece fiziğiyle var olan) gibi stereotiplerin kendileri hakkında yanlış varsayımlar yaratmasından rahatsız.

Sevgili değil ilişki koçu olarak AI

Yapay zekâ flörtün içine girdi ancak korkulan senaryo gerçekleşmedi. Kullanıcılar AI’ı ilişki kurmak için değil, ilişkilerini yönetmek için bir araç olarak kullanıyor.

Tinder’daki genç bekarların yüzde 76’sı flört sürecinde yapay zekâdan yararlanabileceğini söylüyor. Yapay zekânın en yaygın kullanım alanları arasında randevu fikirleri önermek (yüzde 39), en iyi fotoğrafları seçmeye yardımcı olmak (yüzde 28) ve profil biyografisi için ilham veren metinler sunmak (yüzde 28) öne çıkıyor. Happn kullanıcısı bekarların yüzde 64’ü kısa konuşmalar ve pratik yapmak için AI kullanırken sadece yüzde 10, sanal bir romantik ilişkiyi düşünebileceğini belirtiyor. Happn kullanıcılarının yüzde 39’u, partnerinin bir AI ile arkadaşlık etmesini kıskanmıyor; çünkü onu bir tehdit olarak görmüyor.